Ana Sayfa / Basın / 
18.05.2012
22.09.2011 06:59

MİT-PKK görüşmesi – Özgür Mumcu

 

MİT ile PKK görüşmesinin ses kayıtlarının internette yayımlanması pek fazla bir tepkiye yol açmadı. Bunun, kamuoyunun bir çözüm bulunması için PKK ile müzakereyi onaylaması mı olduğunu zaman gösterecek. Ancak yine de çok büyük bir tepkiyle karşılaşılmaması, PKK ile görüşülmesinin en azından bir tabu olarak değerlendirilmediğini gösteriyor.

Bu konuda MHP’nin ne şekilde davranacağı zaten üç aşağı beş yukarı belli. CHP ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına göre görüşmelere karşı değil. Bazı iktidar mensuplarının daha önceleri bu görüşmeleri yalanlaması ve aynı zamanda CHP’yi PKK ile işbirliği yapmakla suçlaması partinin asıl derdi gibi görünüyor.

12 Eylül referandumundan önce AKP’nin bu yönde suçlamaları olduğu biliniyor.

Bülent Arınç da o ruh hali ve seçim öncesi son bir köşeye sıkıştırma arzusuyla referandumdan beş gün önce şu açıklamayı yapmıştı:

“Ortaya bir balgam atıyorlar, ‘Siz yaptınız’ demeye getiriyorlar. Kim yapmış, ne amaçla yapmış, biz onu bilmeyiz. Şimdi eşkıyanın sözüne bakacaksın da, 35 yıldır Turgutlu’da çalışan Bülent Arınç kardeşinin sözüne bakmayacaksın, bu vicdanlara sığmaz (...) Biz teröristle, örgütle pazarlık yapacak namussuz, şerefsizlerden değiliz. Defalarca söyledik, Başbakan’ın da çok üzerine gidiyorlar. Başbakan da söyledi, ‘Bunu ispat edemeyen şerefsizdir’ dedi. Bunlar tahammül edemeyeceğimiz şeylerdir bizim.”

PKK-MİT görüşmesi ortaya çıkınca haliyle Arınç’ın bu içinde ‘balgam’, ‘şerefsizlik’ gibi seçkin ifadeler içeren sözleri gündeme geldi.

Gündeme gelince de “Asıl sensin şerefsiz” düzeyini geçmeyen bir tartışma ortamı doğmuş oldu.

Önemli olan, kimin şerefli ya da şerefsiz olduğu değil. Herkesin şerefi kendine. İsteyen cebine koyar, ister parlatır, duvarına asar.

Elbette iktidarın tutarsız açıklamaları dikkat çekicidir. Bu tutarsızlığın altının çizilmesi de en azından siyasi yakın hafıza için önemli. Fakat bütün tartışmayı bunun üzerine kurmanın kimseye pek bir getirisi olmaz.

Önemli olan, bu görüşmelerin nereye vardığı. Görüşmelerin hangi noktalarda, hangi tarafın hatası nedeniyle tıkandığı. Yoksa “görüştün görüşmedin, şereflisin, şerefsizsin, devlet görüştü, yok efendim aslında hükümet görüştü” şeklindeki bu uğultudan bir şey çıkacağı yok.

Herhalde böylesine önemli bir mesele bir Bursa milletvekilinin seçim öncesi içine girdiği ruh hali sebebiyle sarf ettiği fazlasıyla iddialı ve belli ki çevresinde olup bitenden bihaber olmasından kaynaklanan sözlere odaklanmamalı. Erdoğan’ın, Arınç’ın ya da sair iktidar mensubunun bu görüşmeleri bilmesi ve zamanında inkâr etmesi ana mesele değil.

Habur süreci nerede kilitlendi?

Bu konuda görüşme kayıtlarında geçenler nasıl yorumlanmalı?

Görüşme masasından kim, neden kalktı?

Görüşmelerin içeriği nasıl ve kim tarafından belirlendi?

Hangi sözler verildi, hangi sözler alındı?

Görüşme kayıtlarının sızmasındaki istihbarat zaafiyetinden kim sorumlu?

Tüm bunların Kandil’e yapılacak muhtemel bir kara operasyonuyla bağlantısı nedir?

Peşine düşülmesi gereken cevaplar, bu ve buna benzer soruların cevaplarıdır.

Yoksa Arınç şunu demiş, Erdoğan “Hükümet değil devlet görüştü” demiş gibi tartışmalar ikincil meselelerdir.

Radikal / 22.09.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3