Ana Sayfa / Basın / 
18.05.2012
22.09.2011 07:00

Velev ki Filistin devlet olsun! - Fehim Taştekin

 

Araplar 1947’de BM’nin Taksim Planı’nı reddetmeseydi Filistin’in tarihi topraklarının yüzde 45’inde bir Filistin devleti olacaktı. Gasp edilmiş topraklar üzerinde bir Yahudi devletine izin vermemek için bir direniş hattı kuruldu. Gel gör ki bu hatta bugün Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çizmelerine giyinmeye heveslendiği Nasır’ın Mısır’ı bile dur(a)madı. Hatta Gazzelilere açık cezaevi havasını İsraillilerden önce Filistin’in bütününü koruma adına ‘Arapların kurtarıcısı’ Nasır tattırdı. Şimdi Türkiye’nin bayraktarlığını yaptığı yeni bir süreçte Filistin’in BM’de devlet olarak tanınması için bilek güreşi kızışıyor. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas yarın BM Genel Sekreter Ban Ki-mun’a tam üyelik talep eden resmi mektubu sunacak. Gerçekten de bağımsız bir Filistin devleti olacakmış gibi beklentiler şişiriliyor. Çıkacak sonucun neye yarayacağı bir kenara, bunun zorlu bir süreç olacağı kesin.

Devlet ama nasıl

Önce BM Güvenlik Konseyi’nden tavsiye kararı gerekiyor. Konsey’in 15 üyesinden 9’unun ‘Evet’ demesi, daimi 5 üyeden de veto çıkmaması şart. ABD, Ortadoğu’daki dibe vurmuş kredisini tamamen tüketme pahasına İsrail aleyhine ya da Filistin lehine veto kartını 45’inci kez kullanarak bu yolu tıkayacak. Beşli arasında Fransa ABD’nin yedeğinde, Britanya ise ikircikli. Geçici üyeler üzerindeki Amerikan baskısının etkisini bağımsızlığını Amerikan müdahalesine borçlu olan Bosna Hersek’in Araplara “Söz veremeyiz” demesinden anlıyoruz. Bu yol geçit vermeyeceği için Filistinliler Konsey kararı olmadan BM Genel Kurulu’na gidebilir. Burada üçte ikilik çoğunluk kâfi. 193 üyeden 122’si hâlihazırda Filistin’e arka çıkıyor. Genel Kurul’dan bir karar çıkarsa Filistin’in mevcut statüsünde sembolik bir değişim olacak. ‘Oy hakkı olmayan gözlemci varlık’ statüsü ‘oy hakkı olmayan devlet’e dönüşecek. Peki, bunun getirisi ne olacak? Kuşkusuz bu statüyle Filistinlilere Batı Şeria’yı parselleyen ‘Apartheid’ duvarı gibi meseleleri Uluslararası Adalet Divanı’na götürme, müzakere masasına örgüt olarak değil devlet olarak oturma, iki devletli çözüme asılma gibi avantajlara kavuşacak. Ama BM’deki Filistin koltuğunun itibarının yükseltilmesi sanıldığı gibi BM platformlarında Filistin’e ciddi üstünlük getirmeyecek. Zaten Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), 1988’de 1948 sonrası işgal edilmiş topraklardan vazgeçip 1967 sınırları üzerinde Filistin devletini ilan ettiğinde onlarca ülke Filistin’i tanıyor. BM’de herkesin safı belli.

 

Filistinlilerin korkuları

Beri tarafta Filistin cephesinde bölünme var. Filistinlilerin bir kısmı belli çekincelere sahip. Çekinceleri anlamak için önce İsrail’in ‘müzakere ortağı’ Abbas’ın bu konudaki ısrarının esrarını çözmeli. Görev süresi dolduğu için ‘topal ördek’ pozisyonunda olan Abbas, 2009’da başlayan müzakerelerin çökmesiyle iyiden iyiye işlevsizleşti. ‘Arap Baharı’nın yolsuzluğa bulaşmış ve İsrail’le gizli iş çeviren Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi’ni silip süpürmesinden korkan Abbas, yeni bir diplomasi savaşıyla koltuğunun ömrünü uzatmaya çalışıyor. Haliyle Hamas bundan hoşnut değil. Bir başka endişe ise şu: Eğer Ramallah merkezli ‘Filistin Yönetimi’ devlete dönüşürse temsil alanı sadece Batı Şeria ile sınırlı kalacak ve yeni entite Filistinli mültecileri temsil etme hakkını kaybedecek. Çünkü 1974’te Filistin adına BM’ye gözlemci statüsüyle tescillenen FKÖ’ydü. FKÖ 4.6 milyon mülteci adına da konuşma hakkına sahip. Filistin davasının can alıcı unsuru da mültecilerin dönüşü. Mültecilerin uluslararası yasal aidiyetlerini kaybetmesiyle geri dönüş hedefi gerileyecek. Karşı argümana göre ise BM’nin 1974’te tanıdığı ‘self determinasyon’ hakkı dahil kazanılmış haklar Filistin devletine devredilecek. Bunun nasıl olacağı ise meçhul.

İşin bir de İsrail tarafı var: Şimdi ‘Filistin devleti ilan edilirse müzakere süreci ebediyen çöker’ argümanıyla sürece taş koyan İsrail, BM’den karar çıkarsa bu kez yeni durumu istismar edebilir. İsrail Filistin’e sadece Batı Şeria’dan ibaret bir varlık muamelesi yapıp mültecilerin dönüşü meselesini masadan kaldırmaya ve ‘Yahudi devleti’ tezini güçlendirmeye çalışabilir. Tanınma girişimleri İsrail’e daha fazla genişlemek için zaman tanımaktan başka işe yaramayan müzakere turlarından bir yenisini başlatmanın yolunu açabilir. ABD’nin istediği de yeni müzakerelerle sorunu ötelemek.

Velhasıl İsrail yasadışı yerleşimler ve güvenlik bölgeleriyle Batı Şeria’daki fiili işgali yüzde 40’a vardırmışken, Filistinlilerin başkent olarak gördüğü Doğu Kudüs ilhak edilmişken ve Gazze ile Batı Şeria birbirinden kopukken Filistin devletinin ‘egemen’ bir devlet olması çok zor. Züğürt tesellisi olarak da BM’de eksik statüde olsa bile ‘tanınmış bir devlet’, Filistinlerin 1967 sınırlarını tutmasını sağlar ve Filistinlere devleti çok görenlere yanıt olabilirse ne ala.

Radikal / 22.09.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3