Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
02.11.2011 10:15

Fetullah Bey'in 'kök kazıma' stratejisi - Baki Gül

 

Fetullah Gülen'in Kürtleri ‘katletme fetvası’nın tartışmaları devam ediyor. Gülen bu konuşmasıyla Kürt sorununu askeri olarak çözmenin yol ve yöntemlerini AKP hükümetine öneriyor.

AKP'nin uluslararası destekçilerine ise katliama sessiz kalın çağrılarında bulunuyor. Fetullah Bey’in bu politikası yeni değil. Cemaat kendi varlığını Türk devletinin varlığı gibi Kürt inkarında var ederek günümüze kadar geldi.

Fetullah Gülen, cemaatini ilk oluşturduğu zamanlarda cemaat içinde Kurmanci ve Zazaki konuşmayı yasaklar. Bu yasaklamanın cemaat üyelerinin güvenliği için alındığını söyleyen Gülen'e en yakın isimlerden Cemal Uşak, bu yasağın gerekçesini 10 ekim 2011 tarihli Radikal gazetesine şu sözlerle itiraf eder: "1974 yılında bulunduğum camia o dönemde Kadıköy yakasında 4 öğrenci evine nezaret etmemi istemişti. Yani ağabeylik yapıyordum. Göztepede çoğu Bingöl ve Urfalı 6-7 kişilik bir talebe grubu vardı. Bir gün gittim, Halimle Mehmet nerede? diye sordum. Kapıya yaklaştığımda resmi belgelere de giren haliyle anlaşılmayan bir dil duydum. Sonradan öğrendim ki Zazaca. Ben içeri girince panikle sustular ve Abi özür dileriz, belki bir daha olmayacak, anamızın dilini özlemişiz de birkaç kelime konuşmuşuz dediler. Sanki suçüstü haliydi yaşadıkları."

Cemal Uşak'ın bu röportajı Fetullah Gülen cemaatinin Kürt politikasını değiştirdiği yönünde yorumlanmak istendi. Gülen Cemaati Kürt direnişini kırmak ve Kürtler arasında bölünme yaratmak için yıllarca çaba harcadı.

Cemal Uşak bu çabaları şöyle özetliyor: "İlk başlarda biz Türkiyedeki sorunlara genel olarak temas ettik. Ama sonra Kürt ve Alevi sorunlarıyla ilgili cepheden toplantılar düzenledik. Kürt sorunuyla ilgili düzenlediğimiz toplantıların biri Erbil, biri Ankara, diğeri de Abanttaydı. " Cemaat bununla da yetinmez. Kürdistan'da toplum içinde çalışmalar başlatır. Özellikle medyayı da kullanır. Fetullah Gülen'in adamı Cemal Uşak Kürdistan'daki örgütlenmede kullandıklarıaraçları ise şöyle özetliyor;

"Televizyonla, gazeteyle vs. Fethullah Gülen Hocaefendiye gönül vermişinsanların kurduğu Antepte yayın yapan Dünya TV adlı bir Kürtçe televizyon bile var. Diyarbakır, Mardin, Urfadaki insanlar bizim camianın açtığı etüt merkezlerinden, dershanelerden ve Kimse Yok mu derneğinin yaptığı yardımlardan memnuniyetlerini ifade ediyor."

Yani Cemat Kürdistan'da medyayı, öğrenci yurtlarını, yardım derneklerini kullanarak Türk özel savaşpolitikalarını Kürt toplumu içinde yaymaya çalışıyor. Bunun için cemaatin gazete ve televizyonlarından yorumlar yapılıyor. AKP medyasında da bazı yazarlar "Gülen'in Kürt açılımı" başlıklı yazılar yazdılar. Oysa Fetullah Gülen'in Kürt açılımı da aynen AKP'nin Kürtlerin siyasal ve askeri soykırımını hedefliyordu. İkisi arasında bir fark yoktu. Hatta Gülen cemaati Kürtlerden kurtulmak için Srilanka'nın Tamillere yaptığı katliamı öneriyordu.

Nitekim Gülen cemaatinin gazetesi Zaman'ın yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı "PKK'lilerin sonu Kaddafi gibi olacak" yazıları ile, Emre Uslu ve Önder Aytaçların "Sadece BDP'lilerin tutuklanması yetmez daha fazlası, Kürtlere dostluk yapanların da tutuklanması gerekir" türünde yorumlar yapıldı.

Botan'ı hedef haline getiren "Şırnak-Hakkari" hattında özel uygulamalar ile kentleri kuşatmak, gerillayı ise ileri askeri teknik ve kimyasal silahlar kullanarak toplu katliamla etkisizleştirmek gerektiğini söylediler.

Gülen tarikatı da AKP gibi Kürt soykırımı planını gizlemek için medyada ve siyasetti psikolojik savaş politikalarına hız verdi. Oysa cemaatin Kürt düşmanlığı ve Fetullah Bey’in son konuşmasındaki katliam plotikalarınıgözden kaçırılabilecek düzeyde değildi. AKP de "Kürtleri öldürelim, tutuklayalım, iradelerini kıralım; eğer kalan olursa da AKP'lileştirelim" politikası ile sonuç almak istiyordu.

Gülen cemaati bunun da yetmediğini toplu katliamlarla Kürtlerin "kökünün kurutulması, yaşadıklarıyerlerin altının üstüne gelmesi" gerektiğini söylüyordu.

Nitekim bugünkü yazısında tarikatın sözcülerinden Hüseyin Gülerce, KCK tutuklamalarına itiraz eden aydınları dahi uyararak, siyasi ve askeri operasyonların süreceği mesajını veriyor.

Fethullah Gülen’in son konuşması da tıpkı Şubat 1980 tarihinde yaptığı konuşmada ‘’anarşist ve teröristleri devletin asker ve polisine bildirmeyenler Allah katında sorumlu olacaklardır’’ konuşmasının aynısı

Sadece o da değil. Tansu Çiller başbakan olduğu süreçte ‘terörle mücadele yasa tasarısı’ için Fethullah Gülen’den destek istedi ve bu görüşme iki tarafın oluruyla basına yansıdı. Bu görüşmelerden sonra Gülen art arda televizyonlara çıkmaya başladı. İlk röportajı TRT’de yayınlandı.

ANF / 02.11.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3