Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
14.11.2011 07:12

Bedava mı sandın? - Mehveş Evin

 

Acaba ben mi yanlış anladım, bir şey mi atladım diye birkaç kez okudum... Ama yok!

Biliyorsunuz Başbakan Erdoğan, depremzedeleri ikinci kez ziyaret etti. Van için alınacak tedbirleri açıkladı. Bu tedbirlerin arasında, sigorta primleri ve vergi borçlarının ertelenmesi de var... Depremde ölenlerin yakınlarına maaş bağlanması da.

Buraya kadar iyi, hoş. Ancak “Hasarlı evlere girmeyin” uyarısında bulunan Erdoğan, konuşmasında çöken binalarla ilgili araştırma, soruşturma, hesap sorma, cezalandırma ve tedbirlere dair bir ipucu vermiyor. Dokuz yıldır iktidarda olan hükümet olarak herhangi bir sorumluluk üstlenmiyor.

Deprem sonrası en büyük sorun olan barınma ihtiyacına dair önerdiği çözümler kısaca şöyle:

Van’ı afet bölgesi ilan etmeyelim. Kocaeli’ni ilan ettik, şimdi inşaat yapılamıyor.
TOKİ fazladan konut yapacak. (Yıkılan, hasarlı) Evlere bir değer biçilecek. Bu değer, peşinat olarak kabul edilecek. Ve 20 yıl vadeyle evler, isteyene verilecek.

Birincisi, bir şehrin afet bölgesi ilan edilmesinin esprisi, sadece yardımların akışını hızlandırmak değil. Aynı zamanda, bir türlü önü alınamayan usulsüz inşaatları kontrol altına alabilmek. Peki bu durumda öncelikli mesele, yeni bina yapmak mı olmalı? Yoksa sağlam bina yapmak mı?

Vergilere ne oldu?
İkincisi... Erdoğan’ın “İsteyene verilecek” dediği evler, bedava olacak değil. Satılacak tabii. Bir başka deyişle, depremden mağdur olan insanların evlerine değer biçilerek, yeniden ekonomi çarklarının dönmesi için imkan yaratılacak. 

Çatlak, hasarlı binalara nasıl ve neye göre değer biçileceği ayrı konu. Ancak evsiz kalan, büyük ihtimalle varını yoğunu depremde kaybeden vatandaşa, yardım etmek değil de yeniden borçlanmaya teşvik etmek, bana pek tuhaf geliyor.

Devlet herkese bedava ev dağıtacak değil tabii. Ancak, depremden sonra her şeyini kaybeden insanları tespit etmesi, buna göre barınacak yerleri sağlaması, daha doğru olmaz mı?

Mesela yıllardır toplanan deprem vergilerine ne oldu? Öğrendik ki yola, elektriğe, suya harcanmış. İyi de bunların neredeyse tamamı, şu anda özel sektörün elinde değil mi?

Ben neden vergi verdim ve hala veriyorum peki? Böyle zamanlarda kullanılması için değil mi?

CEO’sal anlayış
Kusura bakmayın ama en vahşi kapitalist sistemlerde bile öncelik, afetzedeye yardımdır. Afetzedenin durumunu fırsata çevirmek değil! O çok eleştirdiğimiz ABD’de bile kasırga, sel gibi felaketler sonrasında ülkenin dört bir yanından -şirketler, bireyler, kurumlar ve devletten- yardım yağar. Karşılıksız...
Amerika gibi her şeyin parayla ölçüldüğü bir ülkede bile kimsenin afetzedeyi kredilendirmeyi akıl edebileceğini sanmıyorum!

Belki de bu “yenilikçi, CEO’sal” anlayışı ayakta alkışlamak gerek. Keza Erdoğan’ın kredilendirme ve inşaat yapma “tedbir”leri, halk tarafından alkışlarla karşılanmış. Ölümden kurtulanı sıtmaya razı etmek bu olsa gerek. Vallahi bravo.
Neydi o şarkı? Bedava mı sandın, para verip aldım... Söyleyelim öyleyse hep beraber, yüksek sesle.

 

Milliyet / 14.11.11

 


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3