15.11.2011 07:26
Yola Çık, Sonra Başlarsın ya da OWS - Koray Çalışkan
Dünya finans merkezi Wall Street’te eylülde başlayan ve tüm dünyaya yayılan eylemler artık rahatça OWS olarak anılıyor. Cumartesi gecesi Tünel’e çıkan Galip Dede Caddesi’nde duvarlarda bu üç harften oluşan grafitileri de bolca görünce buna iyice inandım.
Geçen hafta OWS eylemcileriyle bir parça zaman geçirdim. İlk gözlemlerimi pazar günü Radikal’de yazdım. Eylemlerin en ilginç yanı, Zuccotti Park’ın işgali değil. Park aslında sembolik bir öneme sahip; eylemleri görünür kılan, bu sürecin bir vitrini. Dükkân aslında bütün şehir.
Mic Check!
Bu hareketin en önemli özelliği, 11 Eylül’den sonra azmanlaşan yeni emperyal düzene karşı örgütlenen sosyal hareketlerin edindiği tüm tecrübeyi kullanan, onu yeni bir dalgaya taşıyan bir yapıya sahip olması. Aktivistlerin arasında dolaştığınızda bunu rahatça görüyorsunuz. Ancak konsensüse dayanan oylamalar gibi irade temsili değil tecellisine dayanan pratikler bazen ‘fazla gürültü’ çıkarıyor.
Bunun sorun olduğunu düşünen benim gibi eski kafalılara verdikleri yanıt çok manidar: “Konuşmadan nasıl demokrasi olacak, gürültü olmadan yüzlerce insan nasıl konuşacak!” Haklılar, alışmak lazım. Yer yer kakofoniye dönüşen bu süreci de kontrol etmenin bir yolunu bulmuşlar. Birisi ilgi çekmek ya da çevreyi bir süre için susturmak istediğinde bağırıyor: “Mic Check!” Yani “Deneme, deneme!” Sonra çevresindekiler bağırıyor: “Deneme, deneme!” Bir ses 10 ses, 10 ses bir anda 100 ses oluyor. Bir süre onlarla takıldığınızda zaten otomatikleşiyor. Hemen muhabbetinizi kesip siz de “Mayk Çek!” diye bağırıyorsunuz.
Bu yol, eylemin bir yerine polis müdahale ettiğinde de kullanılıyor. Sendikacıların park çevresindeki bir yürüyüşüne katıldım. Polis müdahale etmeye kalktı. Bir kişi “Mayk Çek!” diye bağırdı. Sonra 10 kişi oldu. Sonra 1000. 4 saniyede, evet 4 saniyede 2000 kişinin aynı anda kükrediğine şahit oldum. Tüylerim uzun zamandan beri bu kadar diken diken olmamıştı. O 10 polis unufak oldular ve hemen uzaklaştılar.
Eylemcilerin bir diğer özelliği, eski dille yeni hareket örgütlenmeyeceğini bilmeleri. Açık açık anarşist bir eylem yolu kullanıyorlar. Ama kendilerine asla anarşist demiyorlar. Resmen sosyalist ve radikal çevreci talepleri var. Kendilerine çevreci sosyalist demiyorlar. Çok akıllılar. Düşünün, muhafazakârlar kalkıp ‘Yaşasın muhafazakârlık!’ diyor mu? İnsanların kendini ifade edebilecekleri, ortadan ve nötr bir dil kullanıyorlar.
Birçok eylemci bu sorunun farkında. “Pragmatik bir ‘PR’ ya da ‘Halkla İlişkiler’ mantığıyla değil ortaklaşmak için ‘ortadan’ kavramlarla konuşuyoruz, düşünüyoruz” diyorlar. Bu yüzden kendilerine % 99 adını takmışlar. % 1’e de ‘diğerleri’ diyorlar.
Bu kuşak için cep telefonu bir organ, kullandıkları bir araç değil. Hepsinin elinde bir akıllı telefon. Her an her şey kaydediliyor, yayımlanıyor. Twitter bir ayaklı gazete. İnternet resmen bir şehir meydanı gibi. Öylesine hâkimler ki internet alanı için ayrı bir örgütlenme grubu var. Bu alandaki ilişki ağının yazılımını kuran ekibin başındaki arkadaşla sohbet ettik. “Hareket insanların arkasından geldiği için yazılımı onların arasındaki bağı güçlendirmek için kullanıyoruz” dedi. Web sitesi şurada: nycga.net
Önce tüzük, sonra...
Yanlış anlaşılmasın, siyasi parti anlamsızdır, formel örgütler bitti gibisinden bir acilci heyecana kapılmaya gerek yok. Ancak bu örgütlerin yapısıyla sosyal hareket örgütlemek artık çok daha zor. Sosyal medya denen yerin doğası örgütlenme pratiklerini değiştiriyor, hızlandırıyor. Türkiye’de henüz twitter eylemler için çok az kullanılıyor. Facebook kullanımı da siyasette sınırlı.
Devrimci dönüşümlerin özünde her zaman bir prensip vardır: Yola çık, sonra başlarsın. Bu lafı ilk kez sinemacı arkadaşım Özgür Doğan’dan duymuştum. Türkiye’de, Fransa’da ve Ortadoğu’da arkadaşların ortak sorunudur. Önce uzun bir hazırlık yap, sonra yaparsın ne yapacağını. Yanlış. Araba kullanarak öğreniliyor. Başlamak zordur, ondan ben hep ikinci parafı önce yazarım. O kadar çok insanın, öğrencimin, dostumun ve sosyal hareketin başlayamadan hayalleriyle solduğunu gördüm ki...
OWS bize bir umut veriyor. Onlar yola çıkmışlar. Biz de katılalım. Sonra başlarız. Yer bitti, arkası cumaya.
Radikal / 15.11.11