22.11.2011 07:56
Hadi deprem tatbikatı yapalım - Mehveş Evin
Cuma gecesi CNN Türk’te Şirin Payzın’ın sunduğu ‘Neler Oluyor?’da konu, ‘Kentsel Dönüşüm ve Deprem‘di. Bu programın tartışmacıları arasındaydım. Özetle, ‘kentsel dönüşüm’ teriminin içinin boşaltıldığını ve Türkiye’de ‘rantsal dönüşüm’ anlamında kullanıldığını düşünüyorum.
Hayret ettiğim konulardan biri, belediye başkanlarının dahi ‘ranta açmak’ terimini gönül rahatlığıyla kullanması. Ranta açmak ayıp değil, kötü değil, gayet doğal birşey havasında konuşuyorlar. Oysa biz ‘çarpık kentleşme’den ve ‘ranta açmak’tan bahsederken usülsüzlukleri, hataları, depreme hazırlıksızlığı kast ediyoruz. Van depreminin acıları, ihmaller ve önlemler konuşulurken özellikle İstanbul için gündeme gelen bir konu var: Deprem olduğunda insanlar nereye toplanacak, hangi açık alanda kendini güvenli hissedebilecek, hasar tespiti yapılana kadar nerede kalacak?
Açık alan yapılaştı
Mimarlar Odası Afet Komisyonu ve İstanbul Büyükkent Şubesi Kentleşme, Afet Komitesi ve Çevre Etki Değerlendirme Kurulu üyesi Mücella Yapıcı, artık İstanbul’da bırakın toplanacak alanı, yağmur damlasının toprağa düşecek nokta bulamadığını söylüyor.
Abartılı mı buldunuz? Radikal’in dünkü haberine göre, İstanbul’un ‘afet anında’ sığınacağı alan araştırması yer alıyordu. Tablo vahim. Depremden evvel de medyada bu konuya dair onlarca yazı çıkmıştı. Anlaşılan o ki kimse umursamadı. Yoksa son 10 yılda açık alanların yarısı yapılaşmaya açılır mıydı? Kamu alanları özele devredilirken “Yav insanlar en azından şu köşede toplansın” denemez miydi?
Alışveriş merkezine buyrun
Son ‘kentsel dönüşüm’ rüzgarıyla da 2002’den önce yapılan yapılar, deprem paniği kullanılarak ‘tu kaka’ ediliyor. Sanki Ayasofya’da ya da Beyoğlu’nda yüzlerce yıldır ayakta duran binalar çürükmüş gibi... Sanki imar işleri, sadece bu hükümetin döneminde mükemmel yapılmış gibi... Oysa biz, kimin döneminde neyin yapıldığını tartışma derdinde değiliz. Ancak çözüm aranıyorsa, önce sorunun nereden kaynaklandığını tespit etmek zorundayız. Bugün, koskoca İstanbul belediyeleri “Allah korusun” diyerek alışveriş merkezi, ibadethane ve düğün salonlarını toplanma alanı olarak gösterebiliyorsa, hesap sorma görevi size aittir.
TOPU BiRBiRiNE ATAN?ATANA
Durumun ciddiyetini ve yerel yöneticilerin samimiyetini test etmek isterseniz Radikal’deki habere göz atın. İstanbul Valiliği, 2001’de her ilçede 480 çadır ve toplanma alanı belirlemişti. Ama son 10 yılda bu yerlerin yarısı yapılaşmaya açıldı. İstanbul’da olası bir afet sonrasında kaç toplanma alanı veya çadırkent olduğu meçhul. Valilik bilgi vermiyor, Belediye topu valiliğe atıyor. Radikal, İstanbul’daki 39 ilçe belediyesini tek tek aramış: 16 belediyeden hiç yanıt alamamış! Beş belediye “Fazla çalışmaları” olmadığını itiraf etmiş. Beş belediye “Hazırız” demiş ama rakam vermemiş. Sadece 13 belediye talebe net bilgilerle karşılık vermiş...
iLÇELERiN DURUMU
* Hazır olmayanlar: Güngören, Bağcılar, Sarıyer, Ataşehir, Üsküdar.
* ‘Hazırız’ ama detayını sorma: Bakırköy, Kartal, Pendik.
* Hazır olanlar: Avcılar, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Şişli, Kadıköy, Silivri, Maltepe, Beylikdüzü, Çekmeköy, Adalar, Gaziosmanpaşa, Zeytinburnu.
Milliyet / 22.11.11