22.11.2011 11:18
Mısır’da asıl devrimin sancılı şafağı – Burak Cop
“Tahrir Meydanı’nda korkunç şiddet görüntüleri var bu gece. Pek çok kişi göz yaşartıcı gaz yüzünden bilincini kaybetti, kimileri de başından yaralı. Bu tür zorlu durumlarla daha önce de karşılaştım ve göz yaşartıcı gaza alışkınım, ama gaz yüzünden bu kadar kaybın yaşandığına hiç şahit olmamıştım. Pek çok kişi boğularak öldü”.
BBC News muhabiri Wyre Davies, Twitter’dan bunları aktarıyor. Davies’in paylaştığı ayrıntılar gelen haberlerle de uyumlu; Mısır’da dünkü gösterilerde ordu ve polis tarafından öldürülen göstericilerin sayısına dair rakamlar 20 ila 35 arasında değişiyor. Bu bir bakıma çok acayip bir durum, çünkü Hüsnü Mübarek’i otuz yıllık demir yumruklu iktidarından eden Ocak-Şubat gösterilerinde de şiddet olayları yaşanmış, ancak böyle bir manzara ortaya çıkmamıştı.
Yerli görgü tanıkları da reform ve sivil yönetim isteyen göstericilere yönelik saldırganlığı teyid ediyor. Tahrir’deki göstericilerden biri “Göz yaşartıcı gaza boğuluyoruz. Bu gaz derimizi yakıyor ve polis bu kapsülleri insanların yüzünü hedef alarak ateşliyor” deyip ekliyor: “Plastik mermilerle doğrudan insanların yüzünü hedef alıyorlar ve pek çok insan görme yetisini kaybetti. Ayrıca tazyikli su ile saldırıyorlar.” (kaynak: 5deniz.net)
Tüm dünyanın şaşkınlıkla karışık bir hayranlık hissiyle izlediği “Mısır Devrimi”nin üzerinden bir yıl geçmeden yeniden Kahire’nin ve diğer şehirlerin meydanlarını dolduran göstericilerin hedefinde bu sefer Mareşal Muhammed Tantavi’nin şahsında cisimleşen Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi var. Konsey, ordunun üst düzey 20 komutanından müteşekkil ve Mübarek gittiğinden beri ülkenin yönetimini elinde bulunduruyor. Üç gündür süren gösteriler sonucunda ise Konsey tarafından atanmış bulunan hükümet Tantavi’ye istifasını sundu.
MÜBAREK DÖNEMİNİN GENARELLERİ YÖNETİMDE
Peki kim bu göstericiler ve neden canları pahasına yeniden sokaktalar? Talepleri net; Mübarek yerinden edildiğinden beri Mısır’ı yöneten ordunun (Konsey’in) derhal sivil bir geçici hükümete yetkiyi devretmesini istiyorlar. Konsey’i Mübarek döneminin bir tür kalıntısı olarak görüyorlar, ki bunda pek de haksız sayılmazlar. Tantavi başta olmak üzere bu kurulda yer alan generallerin hepsi Mübarek döneminde atandılar. Hatta Mübarek, 11 Şubat’ta görevinden ayrıldığını ilan etmeden iki gün önceki Konsey toplantısına başkanlık etti.
Ordu, Mübarek sonrası Mısır’ın “dizayn edilme” sürecinin kendi gözetiminde gerçekleşmesini istiyor. Mısır’da 28 Kasım’da genel seçim başlayacak (ve karmaşık bir prosedür gereği birkaç ay sürecek). Yeni bir parlamento oluşacak, yeni bir anayasa yazılacak. Konsey ise anayasa metnini kaleme alacak komite üzerinde veto yetkisine sahip olmak, yeni düzenin vasisi konumunda bulunmak ve savunma bütçesinin sivil denetimin dışında kalmasını istiyor. Ordu tüm bunlar hallolduktan sonra, yani 2012 sonu veya 2013 başı gibi yönetimi sivillere teslim etmek istiyor.
'ÖZELLİKLE SOLCU VE İSLAMCILAR MÜCADELEDE KARARLI'
Liberaller, İslamcılar ve solculardan oluşan muhalefet ise Mübarek’in gidip ordunun gelmesinden artan biçimde rahatsız. Son birkaç gündür sokakları dolduranlar solcular ile İslamcılar, ve özellikle sol görüşlü gruplar Tahrir’de sonuna kadar mücadele etmeye kararlı. Mısır’daki demokrasi yanlısı muhalefet başlangıçta ordudan sivil yönetime geçiş için belirli bir takvim açıklamasını isterken artık Konsey’in derhal geçici bir hükümet lehine çekilmesini istiyor.
Ancak Konsey’in kendine biçtiği rol kısmen Türkiye’de 1980 darbesinden sonra ordunun (Milli Güvenlik Konseyi’nin) oynadığı role benziyor: Yeni anayasanın yapım sürecini “gözetlemek”, kendi konumunu garanti altına alan düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve bunlar olduktan sonra idareyi sivillere vermek.
Önde gelen muhalif siyasi figürlerden biri, Muhammed el Baradey, Konsey’i bir karşı-devrim yürütmekle suçluyor. Demokrasiye bir an önce geçilmesini isteyen göstericilere karşı uygulanan aşırı şiddet, ki Mübarek giderken bile bu kadarı pek yaşanmamıştı, bir karşı-devrim manzarası ortaya çıkarmadı değil. Ancak belki de bugünlerde olup bitenler, devrimin daha radikal ve demokrasici unsurlarının bastırılmasından ibaret. Yahut bu dalganın önünde ordu da daha fazla duramayacak ve devrim radikalleşecek. Daha doğrusu, gerçekten devrime benzeyecek.
ntvmsnbc / 22.11.11