Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
22.11.2011 07:35

Mısır'da devrimin sonu mu? - Koray Çalışkan

 

Mısır’da Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan devrimci süreç bir yol ayrımına geldi. Önümüzdeki hafta seçimler var. Tahrir Meydanı seçim mitinglerine sahne olacağına, ülkeyi seçime götüren süreci yöneten askeriyeyi tel’in ve protesto mitinglerine ev sahibi oluyor.

Mısırlıların Tahrir’i boş bırakmamasının iki nedeni var. Öncelikle ülkeyi yöneten Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi’nin seçimlerden sonra da iktidara ortak olmayı istemesi. “Ordu kışlasına dönmeden bu devrim bitmez” diyenler çoğunlukta. Tahrir’in hâlâ işgal edilmesinin bir diğer nedeni de ülkenin en organize siyasi ve toplumsal hareketine sahip İslamcıların devrimi çalmalarını engellemek.

Devrim nasıl olur?

Üretim araçlarının mülkiyeti halka geçmeden devrim olmaz. Mısır’da siyasi bir devrimden söz ediyoruz. Eskiden sömürgeleştirilmiş toplumlarda gerçek siyasi devrim, sömürge devletinin aksamı sökülünce gerçekleşir. Çünkü sömürge devleti koca bir kıskacı olan küçük bir yengece benzer. Esas işlevi insanları kontrol altına alıp nüfusu idare etmektir.

Sömürgecilik zamanında temelleri atılan bu devlet şekli, bütün yatırım, kira ve vergi gelirinin en büyük kısmını o vergiyi ödeyenleri kontrol etmeye ayırır. Mısır için bu oran neredeyse bir yüzyıl boyunca %60 olmuştur. Düşünün, Britanya devletinin gelirlerinin %60’ı yalnızca idare ve kontrole ayrılsaydı, o ülkede demokrasi yeşerebilir miydi?

Mısır gibi ülkelerin kötü kaderi bu tip devlet yapısından sömürgecilikten kurtulduktan sonra dahi kurtulamamalıdır. Yani sömürge devleti aynı kalmış, idare edenler değişmiştir. Tahrir’de olan bitenin en kısa özeti, sömürge devlet yapısını korumaya yeminli ordunun siyasetten uzaklaştırılması. Mısırlılar biliyor ki eğer sömüge devletinin banisi orduyu siyasetten çıkaramazlarsa devrimi unutmaları gerekiyor.

Ordu ne istiyor?

Orduyu siyasi ve iktisadi alandan çıkarmak kolay değil. Öncelikle ordu Batı’ya kendisini laikliğin bekçisi olarak sunuyor. Birçok Batılı gözlemci zayıf bir ordunun daha güçlü bir siyasi İslam’a geçit vermek olduğunu zannediyor. Oysa yanılıyorlar. Öncelikle Mısır’da ordu yatay olarak ayrışmış bir ordu. Kadrolarda İslamcılar da var. İkinci olarak ordu müdahalesi İslamcıları zayıflatmaz. Türkiye’de 1980 sonrası Türk-İslam sentezi ordunun elinde palazlanmıştı. İslamcıların sivilleşme konusunda sicilleri tüm dünyada kabarık. Bence orduyla hemen anlaşacaklar.

Hafta sonuna yayılan ve pazartesi itibariyle 20 kişinin öldürüldüğü kesinleşen yeni Tahrir baskınının ardında ordunun anayasal olarak kendini bağımsız siyasi bir güç olarak dayatma amacı var. Bunu gizli gizli de yapmıyorlar. Anayasal olarak askeri harcamaların parlamento kontrolü ve kararına bağlı olmamasını talep ediyorlar. Ancak bu sayede rejimi koruyacaklarını söylüyorlar.

Yani aslında sömürgeci devlet mekanizmasını ordu üzerinden devam ettirme çabası açık. İslamcılar da buna karşı çıkmıyor. Onların tek bir amacı var: Bir an önce seçimleri atlatmak ve Hürriyet ve Adalet Partisi’nin kesin gözüyle bakılan zaferinin ardından hükümeti kurmak.

İslamcıların dışında kim varsa bu süreci durdurup, sivil bürokratların ve uluslararası gözlemcilerin himayesinde seçime gitmeyi istiyorlar. Kahire dışında seçimlere hile karıştırılacağını düşünenler de çoğunlukta.

“Mübarek gidene kadar Tahrir’e gelen herkes kardeştir” prensibiyle bir araya gelen göstericilerin arasında artık onlarca ölü ve adalet duygusu iyice örselenmiş İslamcılar var.

Radikal / 22.11.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3