Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
28.11.2011 13:52

Kürtler arası ilişkide yeni dönem - Cahit Mervan

 

Neçirvan Barzani’den sonra Federal Kürdistan Bölge başkanı Mesut Barzani’nin geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yaptığı ziyarette dile getirdiği iddia edilen görüşler basına yansıdı. Kürdistan yönetimi ilk kez Ankara ile olan ilişkilerinde kamuoyunu basın üzerinden bu derece bilgilendirdi.

GÖRÜŞMELER BİLEREK SIZDIRILDI Güney Kürdistan’da hatırı sayılır siyasi etkinliği olan PDK genel başkan yardımcısı Neçirvan Barzani’nin Türk dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşme bir hafta sonra Hewler gazetesinde yönetime çok yakın gazeteci Sami Ergoşi tarafından ‘deşifre’ edildi. Ergoşi, Hewler gazetesinde Barzani-Davutoğlu görüşmesine ilişkin dile getirdiği görüşleri, birkaç gün sonra ROJ TV’de Burhan Erdem’in sunduğu Rojaktuel programına katılarak tekrarladı ve teyit etti.

Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’nin Türk Başbakanı Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmeleri ise daha üst düzeyde, daha resmi ve bağlayıcı bir şekilde basına yansıdı. Barzani’nin görüşmelerde ne söylediği, neleri dile getirdiği ve Ankara’dan Kürt sorununun çözümü için neler talep ettiği bizzat Kürdistan bölge başkanlık divanı başkanı Dr. Fuat Masum Rudaw gazetesine açıkladı. Hem de Barzani’nin Türkiye dönüşünden tam 20 gün sonra.

Her iki açıklamaya da herhangi bir tekzip gelmedi. Görünen o ki açıklamalar bilerek yapıldı. Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Federal Kürdistan Bölge başbakanı Berhem Salih’in Ankara’ya yaptığı ziyarette dile getirdiği görüşler de kamuoyu ile paylaşılacak.

Federal Kürdistan yönetiminin Türkiye ile yaptıkları kritik görüşmelerde dile getirdikleri görüşleri geçmişin aksine, rutin söylemlerin dışına çıkarak açıktan kamuoyu ile paylaşmalarının bir anlamı olsa gerek.

Kaldı ki ‘diplomatik teamüller’ gereği bu kadar geniş izahat yapılmaması gerekiyor. Ancak Hewler yönetimi şaşırtıcı bir şekilde o alışılmış, klasik ‘teamülleri’ kısmen bir tarafa koyuyor. Türk tarafı ile yapılan görüşmelerde dile getirdikleri görüşleri açıklıyorlar. Kötü mü yapıyorlar? Elbette ki hayır!

Kanımızca Federal Kürdistan Yönetimi’nin Türk tarafıyla ilişkilerde böylesine bir yol izlemesinin birden fazla nedeni var.

STRATEJİK FARKLILIK Her şeyden önce ele alınan sorunlarda tarafların bakış ve çözüm önerilerin de derin bir stratejik farklılık var. Çünkü her iki tarafın Kürt ve Kürdistan sorununa bakışı köklü farklılıklar içeriyor. Ancak bu farklı bakış açısının ve çözüm önerilerinin olması da Federal Kürdistan yönetiminin görüşmelerde kendi pozisyonunu kamuoyu ile bu kadar açıktan paylaşmasını anlatmaya yetmiyor.

Bilinen bir gerçeği tekrarlamak gerekirse, dünyanın birçok yerinde benzeri sorunlar vardı. Hala da var. ‘Örneğin Güney Afrika’da ‘taraflar’ farklı bakış açılarına sahiplerdi. Ve ‘tarafların’ taban tabana zıt çözüm önerileri vardı. Uzun görüşmeler esnasında barış sürecini destekleyen samimi ve güven verici adımlar atıldıkça çözüm yaklaştı. Kavga, gürültü ve savaş ‘mutlu son’ ile noktalandı.

TÜRK TARAFI GÜVEN VERMİYOR Görünen o ki, Türkiye’nin Kürt ve Kürdistan probleminde başka ülkelerde başarıyla denenen bu yol hayli sorunlu. Bir ayağı Federal Kürdistan yönetimi üzerinden yürüyen Türk-Kürt görüşmelerinde ‘tarafların’ köklü bakış açısı ve çözüm önerilerinin ötesinde ciddi bir güven bunalımı ve samimiyet krizi var.

Neçirvan Barzani ve Mesut Barzani’nin Türkiye’de yaptığı görüşmelerin ‘kriptosunun’ kısmen, bilerek ve istenerek açıklamasının en önemli nedeni bu olsa gerek. Federal Kürdistan yönetimi bu açıklamalarla Ankara’daki partnerlerinin kendilerine yeterince güven vermediğini ve sorunun çözümünde samimi olmadıklarını bir şekilde söylemiş oluyorlar. Haklı ve yerinde bir davranış göstererek kendi pozisyonlarını kamuoyu ile paylaşıyorlar. Ankara’ya duydukları güvensizlik öyle bir noktaya gelmiş ki, deyim yerindeyse ‘sütten ağızları yandığı için şimdi yoğurdu üfleyerek yemeye’ çalışıyorlar.

Kürt yönetimi görüşmelere ilişkin detayları kısmen açıklarken, aslında Ankara’ya daha tutarlı ve samimi olması için kamuoyu üzerinden bir baskı oluşmasına da yol açıyorlar. Veya en azından beklentileri bu yönde. Dikkat edilirse Neçirvan Barzani ve Mesut Barzani’nin Türk hükümet ve devlet yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde ‘kendi’ söyledikleri basınla paylaşılıyor. Türk tarafının söylediklerini, onların istek ve taleplerini sadece diplomatik nezaket gereği değil, aynı zamanda yeni görüşmelerin yapılabilmesi, daha samimi ve güven verici bir ortamın oluşması için ‘saklı’ tutuyorlar.

KÜRT TARAFI KİRLİ OYUNUN FARKINDA Başka önemli bir nokta ise, Güneyli Kürt liderler Türk tarafına ‘sizin kötü niyetlerinizin farkındayız, buna ortak olmayacağız’ diyorlar. Çünkü Türk tarafı hem Neçirvan Barzani ve hem de Mesut Barzani’nin ziyaretinden sonra sadece medya aracılığıyla yine kirli ve sisli bir hava yaratmaya çalışmadı. Tehdit ve şantaj ile sonuç alabileceğine inanmış olsa gerek, Türk tarafı Güney Kürdistan’ı açıktan tehdit etti. Erdoğan ‘ya Peşmerge ile, ya da Peşmergesiz’ diyerek ‘ordular ilk hedefiniz Güney Kürdistan’ mesajını verdi.

Gazete ve televizyonlarda Federal Kürdistan yönetimine mal edilen yalan-yanlış haberlerin sayısında patlama yaşandı. Bu dezenformasyon ve kara propaganda öyle bir hal aldı ki, zaman zaman Kürt yönetimi çıkan haberleri yalanlamak zorunda kaldı.

Barzanilerin Türk muhataplarıyla yaptıkları görüşmenin kamuoyuyla paylaşılmasının çok temel bir amacı da artık Kürtler arası bir çatışmanın bittiğinin, olmayacağının ve aslında ‘malumun’ bir kez daha ilan edilmesiydi.

Çünkü Türk tarafının basına servis ettiği haberlerden anlıyoruz ki, Türk devleti PKK’yi, dolayısıyla Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni tasfiye edebilmek için kardeş kanı akıtmak istiyor. Kirli bir oyun peşinde. Peşmerge’nin gerilla güçlerinin üstüne yürümesi için türlü entrikalar çeviriyor. İşte Kürdistan bölge yönetimi Türkiye görüşmelerini basına sızdırtması bu kirli oyunu ‘diplomatik nezaketti’ elden bırakmadan deşifre etmeyi amaçlıyor.

PKK’YE BAKIŞTA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK Federal Kürdistan yönetimi bu günlerde 33. kuruluş yıldönümünü geride bırakan PKK’ye ilişkin değişen görüşlerini de bu görüşmelerdeki ‘kriptoları’ açıklayarak, bir ölçüde kamuoyu ile paylaştı. Daha doğrusu PDK-YNK ittifakının PKK’ye ilişkin, uzun bir zamandan beri revize edilen görüşlerini açıktan kamuoyuna sundu. Bunun Türkiye ziyareti vesilesiyle yapılmış olması daha da önemliydi.

İlk işareti Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova’ya ziyarette bulunan Kürdistan bölgesi Hukuk Dairesi Başkanı Ali Piştovan’ın ikirciksiz bir şekilde "PKK'yi terör örgütü olarak görmüyoruz. PKK de Kürt halkının çıkarlarını savunuyor’ diyerek verdi.

Bu açıklamadan birkaç gün sonra basına verilen ve Neçirvan Barzani’nin Davutoğlu’na söyledikleri zincirin halkalarını tamamlıyordu. Barzani’nin Türk muhatabıyla yaptığı görüşmede “PKK’siz Kürt sorunu çözülmez. Eğer sorunu çözmek istiyorsanız, PKK ve Öcalan en yakın yoldur” dediği aktarılıyordu. Türkiye’ye verilmek istenen mesaj açıktı: PKK’nin kellesi üzerine pazarlıklarında yapıldığı Ankara, Dublin ve Washington süreçlerinden farklı bir süreç var. Kürtler arası ilişki kökten, stratejik olarak değişti. ‘Köprünün altından çok sular aktı.’

OLGUNLUK DÖNEMİ Kürdistan başkanlık divani başkanı Dr. Fuat Masum yaptığı açıklamada, Mesut Barzani’nin ‘Türkiye Kürtlerinden habersiz görüşme yapmadığının’ altını ısrarla çizmesi dikkate değer.

Bunun açılımı şudur: PKK-Federal Kürdistan güçleri arasında fikir alışverişinden öte stratejik öneme sahip fikir ve işbirliği var. DTK, BDP gibi Kürdistani oluşumların görüşleri oldukça önemli. PKK’nin, DTK ve BDP’nin katılmadığı bir süreç ilerleyemez ve bunun başarı şansı yoktur.

Dr. Masum özellikle de Barzani’nin uzun vadeli, kalıcı bir ateşkes için çaba sarf ettiğini belirtikten sonra, ‘Kürdistan bölge başkanı Türkiye’deki bütün görüşmelerde Kürt halkının çıkarlarına karşı konuşmamıştır ve asla Kürt halkının çıkarlarına karşı konuşmadığı gibi, her yerde Kürtlerin haklarını ve Kürt halkının çıkarlarını savunmuştur’ demesi Kürtlerin gelecek politikaları için önemli.

Çünkü Dr. Fuat Masum’un söyledikleri, sadece medya üzerinden kirli bir savaş yürüten ve Kürtleri karşı karşıya getirmeyi, Kürtler arasında güvensizlik yaratmayı ve çatıştırmayı amaçlayan Türk tarafının tezlerinin çöktüğünün somut göstergesi değil. Bu aynı zamanda güçlü bir Kürdistan kamuoyunun varlığının da işaretidir.

Mesut Barzani’ye ilişkin bu açıklamalar basında yer almadan bir hafta önce ROJ TV’de Sêla Sor programına konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’da tam da bu noktaya dikkat çekerek ‘artık ne KDP, ne YNK, ne PKK, ne de başka bir güç stratejik konularda tek başına karar alamaz. Çünkü güçlü bir Kürdistan kamuoyu vardır’ diyordu.

İşte bütün bunların toplamı olsa gerek KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Kürdistan bölge başkanı Mesut Barzani’nin Türkiye ziyaretini ve Türk tarafının bu görüşmelerdeki tutumunu ANF’ye değerlendirirken şu tarihi cümleyi sarf ediyordu: ‘Artık Kürt siyaseti bir olgunluk dönemindedir.’

Şimdi Kürt tarafının bu olgun, samimi ve güven verici politikası karşısında Türk tarafı ne yapacak? Kibirli tutumunu sürdürecek mi? Tıpkı PKK’nin kuruluş yıldönümü vesilesiyle Türk içişleri bakanının üfürdüğü gibi ‘PKK’nin bölündüğü, parçalandığı’ türünden yalan-dolanlara mı sarılacak? Kürdü Kürde karşı savaştırmak için yeni entrikalara mı başvuracak?

Gerçekten Türk tarafı ne yapacak? Savaşı hangi kirli yöntemlerle yapacakları yeterince anlaşıldı, peki barışı nasıl sağlayacaklar?

ANF / 28.11.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3