Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
04.12.2011 09:14

Akıllı deli – Kadri Gürsel

 

Geçen çarşamba sabahı, silahlı olarak daldığı Topkapı Sarayı Müzesi’nin dış avlusunda yaratığı dehşetin ardından, yaklaşık iki saat süren bir çatışmanın sonunda öldürülen Libyalı saldırgan kimdi, nasıl biriydi, amacı neydi?

Saldırgana ve dolayısıyla saldırının niteliğine daha ilk günden en iddialı teşhisi koyan Sabah gazetesine bakacak olursanız saldırgan bir “deli”ydi.

Gazetenin perşembe günkü birinci sayfa manşeti “Sarayda deli var” şeklinde atılmıştı. Manşet spotundaki ilk cümle ise “Akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen Libyalı...” diye başlıyordu. İç sayfalarda, saldırgana “deli” teşhisini koyanların “çevredeki görgü tanıkları” olduğunu okuyorduk.

Topkapı’ya saldırı, bu münasebetle “deli işi” oluyordu.
Medya, 36 yaşındaki Libyalı’nın Türkiye’ye Kasım’ın 27’sinde giriş yaptığında birleşiyordu ama nereden geldiğinde değil...
Suriye plakalı bir araçla Suriye üzerinden kara yoluyla giriş yaptığı da yazıldı.
THY’nin uçağıyla direkt olarak Bingazi’den İstanbul’a geldiği de...
Yolcu listesiyle doğrulanmadan yazılamayacağına göre, “Uçakla geldi” haberini vaki kabul edip, “Suriye sınırı”nı Topkapı eyleminin sembolizmlerinden vareste tutmak gerekiyor.

Saldırganın mesleği hususunda da haberler çelişkili...
Mesela önceki günkü Habertürk’te, saldırganın Libya’daki isyandan önce polislik yaptığı, bu dönemde ruhsal tedavi gördüğü, şubatta Kaddafi’ye karşı isyana katıldığı, yakalanarak Misrata Cezaevi’nde hapsedildiği ve kent isyancıların eline geçince serbest kaldığını da okuduk...
Vatan gazetesi ise aynı gün verdiği haberde Libyalı’nın işadamı pasaportu taşıdığını ve iç savaşın öncesinde bir inşaat firmasının küçük hisseli ortağı olduğunu, Türkiye’de iş yapıp yapmadığının araştırıldığını yazdı.
Tam bir “enformasyon” çorbasıyla karşı karşıyayız. Umarız neyin gerçek olduğu, neyin olmadığı kısa zamanda anlaşılır.
Bu saldırıyla Türkiye’ye bir mesaj verilmek istenmiş olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Ankara’dakiler kendilerine terörle iletilen bir mesajı almak isterler ya da istemezler; bu bizi ilgilendirmez.
Bizi ilgilendiren, Topkapı saldırısının hakikatini bütün veçheleriyle ve olduğu gibi yansıtmaktır; çünkü kamuoyunun buna erişmeye hakkı vardır.
Bir irade, Topkapı saldırısının mesajı kamuoyu tarafından alınmasın istiyorsa, bunu temin etmenin yolu da belli: Kafaları karıştırıp, doğru ve yanlışın idrakini imkânsız hale getirmek... 

Yine de çaresiz değiliz.
Saldırının zamanlaması ve simgeleriyle ilgili parçaları birleştirmek bile kafa karışıklığından sıyrılmakta bize yardımcı olabilir.
Eylemin ilginç zamanlamasına geçen perşembe Murat Yetkin değindi. Radikal’deki yazısının başlığı “Suriye’ye yaptırım, Topkapı’ya baskın” şeklindeydi.
Mesela şunlar 27 Kasım’da olmuştu:

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye’ye yaptırım kararının çıktığı Arap Birliği toplantısına katılırken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “Türkiye’de birilerinin hâlâ Osmanlı İmparatorluğu’nu canlandırma düşünün peşinde olduğunu, bunun imkânsızlığını bilen Türk liderlerinin de dinci bir gündemle tarafları istismar ederek Arap dünyasında nüfuzlarını yaymayı denediklerini” söylüyordu.
Bu arada Libyalı saldırgan Türkiye’ye giriş yapmıştı.
30 Kasım Çarşamba günü Davutoğlu Ankara’da Türkiye’nin Suriye’ye dokuz maddelik yaptırım planını açıklarken İstanbul’dan saldırı haberi geldi.
Sadırının simgeleri hakkındaki en net yorumu da yine geçen perşembe günü Milliyet’te Aslı Aydıntaşbaş, “Başar Esad’dan mektup var...” başlıklı yazısında yaptı.
Aydıntaşbaş, “Osmanlı’nın kalbi Topkapı”nın hedef seçilmesiyle Esad’ın Osmanlıcılık eleştirileri arasında kronolojik ilişki kuruyor ve “Bu olayın ardında Suriye varsa, ne mesaj vermek istedikleri açık: ‘Geri dur, Osmanlı hayalinden vazgeç, yoksa ülkeni kana bularız.”

Doğrudur, “Osmanlıcılık ideali”ne vurarak bir mesaj verilmek isteniyorsa Topkapı’dan daha büyük manada simgesel bir hedef bulunamaz.
Ama bir o kadar da hedef seçilen, Türkiye’nin açık toplumudur; “yumuşak gücü”dür.
Düşünün ki saldırgan, Türkiye’nin Libya’ya vizeyi kaldırması sayesinde Türkiye’ye uçabiliyor; bunu da yumuşak güç ve prestij kaynağı ulusal havayolumuzla yapıyor; İstanbul’da dükkânda pasaport gösteren herkese satılabilen av silahlarını parasını ödeyip edinebiliyor.

Bu saldırı, açık toplumumuzun hasletleriyle Araplara ilham kaynağı olabilecek iken, bunların terör tehdidi karşısında birer güvenlik zaafına dönüşebileceğini ve içe kapanmayı akla getirmesi bakımından da simgeseldir.
Saldırı “Türk modeli”ne karşı da yapılmıştır.
Bu terör eyleminin faili “deli”yse, çok akıllı bir deli olmalıdır.

Milliyet / 04.12.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3