06.12.2011 07:32
Öğrencilerin değil özgürlüğün davası - Ezgi Başaran
Teker teker anlatayım... Bir kez daha.
Emekli öğretmen Metin Lokumcu, Hopa’da HES’leri protesto etti. Biber gazı yedi. Öldü. Hemen o gün, KESK şubeleri HES’i protesto ederken ölmeyi protesto etme çağrısı yaptı. Ankara’daki Öğrenci Kolektifleri ve Halkevleri çağrıya uydu.
**
Dilşat, Hacettepe felsefe mezunu bir Halkevi üyesi. Polisler tarafından o günkü eylem sırasında feci şekilde dövüldü. Kalçası kırıldı. 2 ay hastanede yattı. Hala değneklerle ve zar zor yürüyor.
**
Çağdaş, Ozan, Göksel, Soner, Ferat, Özgür, Hamza, Tayfun, Can, Uğur, Hikmet, Kadir, Can, Nuri, Mahir, Ozan, Zafer, Demet, Eda, Cüneyt... 20’li yaşlarında üniversite öğrencileri. Bazıları aynı gün, bir kısmı takip eden iki gün içerisinde tutuklandı. 6 aydır Sincan cezaevindeler. Terör örgütü THKP-C üyesi oldukları gerekçesiyle. 17 ila 52 yıl arasında hapis yatmaları isteniyor.
Metin Lokumcu’nun ölümünü protesto ettikleri için.
**
Evet bu yüzden... Ne üstlerinde ne de evlerinde kitap, birkaç sol dergi ve daha önce katıldıkları eylemlerde(örneğin nükleer karşıtı) kullanılan poster afiş dışında birşey bulunamadı. Ama tutuklandılar. Ama terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyorlar. Savcının özel gayreti sonucu öğretim gördükleri üniversiteler tarafından disiplin cezasına çarptırıldılar.
**
31 Mayıs 2011, yani Ankara’da Metin Lokumcu’nun ölümünü protesto ettikleri gün gözaltına alınmayıp bir çevik güç otobüsüne tıkılan ve 6 saat boyunca karanlıkta hakaretlere maruz kalan bir grup avukat ve öğrenci daha vardı. O öğrencilerden biri, Hacettepe öğrencisi, Ekoloji Kolektifleri üyesi Serhat...
**
O günü ve bizim bilmediğimiz geri kalan günlerini dinleyin:
‘Uyutmama, annenize, babanıza hakaretler, küfürler, haya burma, nefessiz bırakma, kask ile vurma, üzerinize oturma… Bunlar bana yapılanlar. Sol yanımda oturan gencin sağ kulak zarı patladı. Sağ yanımda oturan uzun saçlı avukatın saçlarından tutup kafasını demir tutaçlara vurdular. 4.sınıf öğrencisiyim. Geçen yaz gözaltına alınmayıp işkence görmeseydim, bu sene yüksek lisansa başlıyor olacaktım.
O otobüste altı saat boyunca süren işkenceden dolayı artık her gece gözaltına alındığıma ya da dayak yediğime dair kabuslar görüyorum. Ne okul hayatım ne de başka hayatım artık yerinde değil.’
**
31 Mayıs 2011… Duyduğumuz ve belki henüz duymadığımız bir çok gencin, onların arkadaşlarının, ailelerinin hayatları karardı. Bir çevreci öğretmenin ölümünü protesto ettikleri için. Evet bu yüzden…
**
9 Aralık 2011... Bu gençler Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmalarına çıkacak. Aileleri bizi yalnız bırakmayın, duruşmaya gelin diyor yazdıkları mektupta: ‘Dileğimiz, çocuklarımızın bir an önce özgür kalması, evlerine ve okullarına dönmeleridir. Biliyoruz ki, ülkemizin ve halkımızın özgürlüğü de, çocuklarımızın özgürlüğünde saklıdır.’
Radikal / 06.12.11