Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
08.12.2011 02:28

Suriye'de Çerkesler iki ateş arasında – Fehim Taştekin

 

‘Arap Baharı’nda Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına sürülmüş Çerkeslere ayrı bir fasıl açmak gerekiyor. Özellikle Ürdün ve Suriye’den bahsediyorsak… Çerkeslerin alamet-i farikası ‘sadakat’. Bir asır sonra sınavları yine ‘sadakat’ ile. Bir zamanlar Arap isyanlarına karşı Osmanlı’nın kılıcıydılar. Osmanlı çekilince açığa düştüler. Özellikle Suriye’de Arapların güvenini kazanmaları kolay olmadı. Şimdi yeniden talihsiz kavşaktalar; bir şakakta sadakat gösterdikleri Esad rejiminin silahı, diğer şakakta muhaliflerin. Telefonla ulaştığım Çerkeslerin önde gelen isimlerinden eski İçişleri Bakan Yardımcısı General Velid Abaza sorunsuz bir tablo çizdi: “Hiçbir sorun yok. Burada herkesle konuşuyorum, sıkıntıda olan, tutuklanan ya da olaylara karışan yok.” Eski milletvekili Şeref Abaza ise “Çerkesler tarafsız duruyor. Çerkesler Arapların çoğunluğunun istediğini kabul eder. Bunu Araplar da biliyor” dese de muhaliflere katılan olup olmadığını sorunca bölünmeyi teslim ediyor: “Elbette bireysel olarak muhaliflere katılanlar var ama bunlar toplumun genelini temsil etmiyor. Ama bunlardan silahlanan ya da tutuklananlar olduğunu duymadım.”

 

Esad’dan Hama Valiliği teklifi

İşin doğrusu dinleniyor diye telefonda kimse açıkça konuşmuyor. Suriye’de akrabalarıyla iletişim halindeki ABD, Ürdün ve Türkiye’deki Çerkeslerden edinebildiğim bilgiler durumun nazik olduğunu gösteriyor. Humus ve Hama’da silahlı muhalif grupların Çerkeslere dediği şu: “Ya şimdi Esad’a karşı bize katılırsınız ya da rejim devrildiğinde sizi geldiğiniz yere süreriz.” Bu tehdidin kısmen işe yaradığı söyleniyor. Şam ve Halep’teki Çerkesler ise Esad’dan yana istiflerini bozmuş değil. Ama yarına dair diken üstündeler. Hatta Devlet Başkanı Beşşar Esad, Velid Abaza’yı olayları dizginlemesi için Hama’ya vali olarak atamak istemiş. İddiaya göre muhalifler “Eğer kabul edersen Çerkeslere zarar veririz” diye tehdit edince öneriyi geri çevirmek zorunda kalmış. Şeref Abaza ise bu konuda bana “Velid Abaza yaşlandığı için görevi kabul etmedi” dedi. Velid Abaza, 1982’de Hama katliamı sırasında askeri istihbaratta kilit adamdı. Müslüman Kardeşler’in, kardeşi Memduh Abaza’yı öldürmesinin ardından Hama’da isyanın bastırılmasında görev almıştı. Haliyle Esad’ın Velid Abaza’nın kapısını çalması sürpriz değil.

 

Rusya’ya çağrı

Şimdilik Çerkesler ülkeyi terk etme arayışında olmasalar da Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti’ndeki Çerkes Kongresi durumun ciddiyetine binaen Rusya lideri Dmitri Medvedev’e şu mesajı gönderdi: “Durum oldukça kötü. Kafkasya’ya dönmek isteyen Suriye’deki Çerkeslere kolaylık sağlanmasını istiyoruz.” Suriyeli Çerkesler bu noktaya gelir mi ya da Rusya 19. yüzyılda sürdüğü Çerkesleri tekrar vatanlarına döndürmek ister mi, bilinmez. Gerçi 1998’de Kosova’daki Çerkesler Arnavut ve Sırp ateşi arasında kalınca Adıgey Özerk Cumhuriyeti’nin talebi üzerine Moskova, 169 Adıge’yi vatanlarına yerleştirmişti. Bu kişiler şimdi kendileri için inşa edilen Maykop yakınlarındaki Mafehable yerleşkesinde yaşıyor. Hatta onların dönüşü, her yıl kutlanan ‘1 Ağustos Vatana Dönüş Günü’ olarak simgeselleşti. Suriye’nin durumu farklı. Sonuçta Kosovalı Çerkesler dengeyi bozan bir unsur değildi. Rusya, Esad rejiminin yaslandığı payandalardan birini çekmek istemez. 90 bini bulan nüfuslarına oranla Çerkeslerin Suriye güvenlik organlarındaki mevkileri yüksek. Zaten durumlarını çok kırılgan hale getiren de Osmanlı’dan beri Çerkeslere giydirilmiş olan ‘askeri’ misyon.

Kaçınılmaz meslek: Askerlik

Askerlik, Çerkeslerin sürgün coğrafyasında tutunabilme adına yapabildikleri en iyi şeydi. Çerkesler Suriye’ye ilk kez 1860’lardaki sürgün dalgasında yerleştirildi. İkinci dalga, Osmanlı Balkanlar’daki tampon bölgelere yerleştirdiği Çerkesleri, 1878’de Berlin Anlaşması gereği Ortadoğu’ya dağıttığında yaşandı. Zeytun’a yerleştirilenlerin görevi Ermenileri gözetlemekti. Rasulayn’dakiler Bedeviler ve Kürtlerin baskınlarına karşı kalkandı. Golan Tepeleri’nde onlardan beklenen Dürzîleri dizginlemekti. Hama, Humus, Halep ve Şam’a da yerleştirilenler oldu. Arap isyanlarına karşı Osmanlı için, Fransız işgaline karşı Araplar için savaştılar. Fransız mandası kurulduktan sonra Dürzî baskınları yüzünden Fransızların Araplara karşı oluşturduğu ‘Doğu Ordusu’na katıldılar. Hükümetin başı da Çerkes asıllı Ahmet Naimi’ydi. Suriye 1946’da bağımsızlığına kavuşurken Çerkesler üstü çizilen azınlık oldu. Okul, gazete ve dernekleri kapatıldı. Fransızlarla birlikte çalışmış olanlar ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bağımsızlık sürecinde Fransızlara karşı isyan hareketinin başını çekenler arasında Çerkes subay Sefer Kantemir’in olması bu durumu fazla değiştirmedi. Fakat Suriyeliler yeni ordu kurarken savaşçı Çerkeslere kapılarını açmaya mahkûmdu.

Tarihin tekerrürü

Araplarla aralarındaki buzların erimesi ise İsrail’e karşı 1948’deki savaşta Cevat Anzor’a bağlı birliklerin gösterdiği kahramanlıklarla mümkün olabildi. Sünni Arapların iktidar olduğu ve pan-Arabizmin doludizgin gittiği yıllarda Çerkesler diğer azınlıklar gibi kenarda kaldı. 1967’de Golan’da İsrail işgaline karşı direnişleri sayesinde itibarları bir kez daha iade edildi. Araplar pes ettiğinde Kuneytra’da hala direnenler onlardı. Ama durumları asıl 1970’lerden itibaren Baas iktidarıyla düzeldi. Laik ve sosyalist karakterli Baasçıların önceki anayasaların tamamında yer alan “Devletin dini İslam’dır” ibaresini silmelerine öfkelenen Sünni Araplar, yeni rejimle hesaplaşma yoluna girerken dini ve etnik azınlıklar dikey yapılanmada kıymete bindi. Şimdi Çerkesler için tarih bir kez daha tekerrür ediyor.

Radikal / 08.12.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3