Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
19.12.2011 06:48

Mübareksiz Mübarek rejiminin işi terör – Fehim Taştekin

 

Mısır’ın başkenti Kahire’de Tahrir, muhalifler açısından devrimin çalınmasına karşı ihtar meydanı olsa da müzmin devrimcilerin kalıcı çadırları her iki taraf için artık bir dert. Tahrir’deki işgal trafiği felç ediyor, işyerlerini etkiliyor ve seçime katılan partiler tarafından geçiş sürecine tehdit olarak çerçeveleniyor.

Geçen Cuma hükümet binasının önündeki oturma eylemine katılan gençlerden birinin parlamento bahçesine kaçan topunu almaya gidince askerler tarafından feci halde dövülmesiyle patlak veren son şiddet dalgası anında Tahrir’e taşındı. Aylardır meydana girmek için fırsat kollayan ordu, mini saha hastaneleri dahil çadırları yakıp yıktı. Ama olan Napolyon Bonapart’ın Mısır seferinde yapılan 213 yılık Bilimsel Araştırma Enstitüsü’ne oldu: Paha biçilmez 20 bin eser, belge ve haritanın bulunduğu bina atılan molotofkokteyli ile küle döndü. Bu muhalifleri halkın gözünde bitirmek için bulunmaz bir fırsattı. Yüksek Askeri Konsey (YAK), yanan binadan eserleri kurtarmak için her şeyi göze alanların devrimci gençler olduğuna aldırmadan hemen eylemcileri ‘seçim sürecini sabote eden kötü niyetli kişiler’ diye etiketledi. YAK’ın atadığı Başbakan Kemal Ganzuri de eylemcileri “Karşı devrimciler” diye mahkûm etmeye çalıştı. Gel gör ki örtülü bir kadını elbiselerini yırtıp tekmeleyen, elde silah ateş eden, yaşlı bir kadını coplayan, insanları öldürünceye kadar dövüp cadde kenarına atan, çatılardan taş atan askerler kameralara yakalanınca YAK lanetlenen taraf olmaktan kurtulamadı. Müslüman Kardeşler dahil birçok kanat YAK’ı kınayıp şiddetin sorumlularını tutuklamaya davet etti. YAK’ın oluşturduğu Danışma Kurulu’ndan 3 istifa geldi.

Tahrir neden patlıyor?

 3 günde 10 kişinin öldüğü, 500 kişinin yaralandığı, bazısı çocuk 164 kişinin tutuklandığı şiddet, Tahrir’i ikide bir mağma gibi patlatan rejimin Mübareksiz sürdüğü gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor:
 

* 1 Temmuz itibariyle yetkiyi devretme sözü verse de YAK, martta kadar seçimle belirlenecek meclise hiçbir yetki tanımıyor. Seçimi kazanan parti için hükümeti kurma garantisi yok. Asker istediğine yetkiyi verecek.

 * Devlet başkanlığı seçiminde yarışmak için de askerin belirlediği koşullar eskisinden farksız: Mecliste bir vekille de olsa temsil edilmeyen partiler aday gösteremeyecek. Meclisten 30 vekilin ya da 27 vilayetten 15’inde 30 bin kişinin imzasını toplayamayanlar bağımsızlar da aday olamayacak.

 * Göstericilere dayak da kelepçe de Mübarek’in uğursuz sıkıyönetim yasasına göre vuruluyor. Asker ya da polisin en ufak bahaneyle bir insanı sorgusuz ve mahkemesiz sonsuza kadar tutma yetkisi var. YAK kaldırmaya yanaşmadığı sıkıyönetim yasasını işletmeme sözü vermişti ama eylülde Giza’da İsrail elçiliği saldırıya uğrayınca sözünden döndü.

 * Mübarek’e karşı isyana karışan binlerce insan hala içerde. Ganzuri geçen hafta “20 bin 103 siyasi tutuklu bırakıldı, sadece 68 siyasi tutuklu kaldı” dese de muhalifler 12 bin kişinin askeri mahkemelerce mahkûm edildiğini söylüyor. Tutuklular arasında ağustosta açlık grevine başlayan Maikel Nebil ve Ala Abdulfettah gibi blog yazarları da var.

Bir tarafta mevcut partilerin yarıştığı sandık, diğer yanda geçiş dönemini yöneten muktedir kurum imajını korumaya çalışsa da giderek batan ordu, öteki tarafta okul çantalarıyla meydana koşup mermilere meydan okuyan ve Mübarek’e karşı isyanın başladığı 25 Ocak’ta devlet başkanlığı seçiminin yapılmasını isteyen gençler; Mısır küçük Mübareklerden de kurtuluncaya dek tekerrür edecek bir manzara…

Radikal / 19.12.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3