20.12.2011 07:48
Al sana somut delil - Eyüp Can
Bir insan düşünün cezaevinde yattığı ilk günün ardından “Oh be yıllar sonra ilk defa deliksiz bir uyku uyudum” diyerek güne uyanıyor.
Kendisiyle birlikte tutuklu yargılanan eski arkadaşları ‘somut delil yok’ gibi akıl almaz bir gerekçeyle serbest bırakılınca bizzat başvurup “Ben cezaevinde kalmaya devam etmek istiyorum” diyor.
Tahliye talebini reddediyor.
Neden?
Çünkü cezaevinde kendisini dışarıdan daha güvende hissediyor.
Onca itiraftan sonra dışarı çıktığı an öldürüleceğini çok iyi biliyor.
***
Faili meçhul cinayetlerin kilit isimi özel harekâtçı Ayhan Çarkın ilk itiraflarını 9 ay kadar önce Radikal’e yapmıştı.
O itiraflar sayesinde 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetler dosyası yeniden açıldı.
Başından beri tek bir amacı vardı Çarkın’ın:
İçeri girmek.
Yanlış duymadınız…
Yıllarca hem öldürülme korkusu yaşayan hem de geçmişin karanlık hayaletiyle dolaşan bir adam Ayhan Çarkın. Radikal’e ilk itirafları yaptığında “Bunca yıl sonra neden?” diye sormuştum.
Onunla gecenin bir saati gizli bir barınakta buluşan arkadaşlarımız, ‘bizim izlenimimiz şu’ demişlerdi…
“Can güvenliğinden endişe ediyor kendisini yakmak pahasına bu itirafları yaparak aslında canını güvenceye alıyor…”
***
Hakikaten de öyleymiş…
Çarkın hem kendisini hem de bir dönem gözünü kırpmadan insan öldüren özel harekâtçı arkadaşlarını yaktı.
Ayhan Çarkın’la birlikte birçok özel harekâtçı tutuklandı.
Fakat ne olduysa oldu ve geçen hafta Ankara Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi şüpheli avukatlarının yeni bir talebi olmaksızın 7 özel harekâtçıyı “Somut delil yok” diyerek tahliye etti.
Çarkın cezaevinden çıkmak istemediği gibi Taraf’a gönderdiği mektupla yeni itiraflarda bulundu.
Onca cinayet itirafına rağmen “Somut delil yok” diyen mahkemeye bir anlamda ‘alın size yeni somut deliller’ dedi.
Gözaltına alındıkları 1992 yılından sonra kayıplar listesine eklenen üçü de öğrenci Ayhan Efeoğlu, Hüseyin Yaman ve Soner Gül’le ilgili “Ayhan İstanbul emniyetinde yapılan işkence sonucu öldü. Onu bizzat kendi ellerimle gömdüm. Bu kişilerin infaz edildiği yerleri göstereyim. Oradan çıkan cesetlere DNA testi yapılsın. O zaman mahkeme ölümlerin somut olduğunu anlar belki…”
Daha ne desin?
***
2 Mart 1995’te kaçırıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan MİT’çi Tarık Ümit’i de kendi ekibinin infaz ettiğini söylüyor. “Mahkeme isterse cesedin gömülü olduğu yeri gösteririm” diyor.
Kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal cinayetiyle ilgili “Cinayetin kayıtları Mesut Yılmaz’da” diyor…
Yılmaz’ı arıyoruz…
Mesut Yılmaz elindeki tüm bilgi ve belgeyi zamanında yargıyla paylaştığını fakat yargının soruşturmayı ciddiyetle takip etmediğini söylüyor.
Mehmet Eymür savcıya verdiği ifadede Ayhan Çarkın’ın itiraflarını doğruluyor.
Fakat tüm bu itiraflara rağmen mahkeme hâlâ ‘somut delil’ arıyor…
Kâbus devam ediyor!
Radikal / 20.12.11