Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
20.12.2011 08:22

Terörün delili Altan’a mektup! - Mehveş Evin

 

Alman yazar Uwe Timm,  Sabit Fikir dergisi için Ayşe Düzkan’a verdiği röportajda şöyle diyor: “Gerçek anlamda bir demokrasi yaratmak için çocuklara, kadınlara, öteki denilenlere yönelik şiddetin sona ermesi gerekiyor. Yalnızca dayak yiyen açısından değil, dayak atan da deforme oluyor.”

Timm’in bahsettiği şiddet, sadece dayak ve kaba kuvvetten ibaret değil. Protestolara katıldığı için, her yerde çıkan, alıntılan ‘Karayılan’dan Ahmet Altan’a mektup’un evinde bulunması gibi tuhaf gerekçelerle hapse atılan insanlar da şiddet mağduru. Devletin şiddeti bu...

Milliyet’in dünkü manşeti,   Hopa olaylarını protesto etmek için  Kocaeli’de tutuklanan öğrencilerin başına gelenleri anlatıyordu.   31 Mayıs’ta Hopa için eyleme katıldığı için tutuklanan 12 kişi, ‘daha önce Mahir Çayan, Deniz Gezmiş’in anmasında yaptıkları basın açıklamaları’ nedeniyle de sorgulandı.  Bu sorguda Halkevi gibi legal sivil toplum örgütleri ‘terör örgütü’  potasına kondu.

Soruşturulmayan eylemler suç oldu

Kocaeli’de yaşananları  bir ‘orta oyunu’na benzeten  Metin Kaya, Kandıra 1 No’lu   F Tipi cezaevinden bir mektup yazarak başına gelenleri anlatmış. Kaya, Halkevleri Derneği Genel  Yönetim Kurulu üyesi. Mimar Sinan Üniversitesi, Sosyoloji bölümünde yüksek lisans yapıyor.

Kaya’nın mektubundan:

* Tutuklanma gerekçem, THKP-C terör örgütüne üye olmak, terör örgütü propagandası yapmak. 1972’den sonra bir daha ortaya çıkmayan bir örgüte üye olmakla suçlanıyorum.

* Örgüt üyeliğini kanıtlamak için sundukları delil, Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş anmasına, Hopa protestolarına ve ulaşım eylemlerine katılmak.

* Örgüt ilişkilerine dair hiçbir soru yok. Aramada evden çıkan komünist parti manifestosu, sendika.org isimli siteye ait makale de delil olarak sunuldu.

* Delil  olarak sunulan  eylemlerin en yenisi altı ay önce,  en eskisi 2010  martındaki  eylemler. Bu eylemlerle ilgili bugüne dek hiçbir soruşturma başlatılmadı, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefetten dava açılmadı.

Ben bilmem, Savcı Bey bilir!

* Bugün bu anmalar ve eylemlere katılmak terör örgütü üyeliği ve propagandasına girmiş bulunuyor. Hükümet, fiilen muhalafet etmeyi terör eylemi kapsamına sokuyor.

* Soruşturma sürecinde başka bir gerçekle karşılaştık. Yargı polisin emrinde çalışıyor. Anlatayım: Savcı, sorgumuzu Terörle Mücadele şubesinde aldı. Sorgulama biçimi, AİHM usullerine aykırıydı.

* Sorgulamada Terörle Mücadele ekipleri, savcının önüne iki sayfa rapor getiriyor. Savcı, aramalarda bulunan ‘delil’lere bakmaksızın, sorguya giriyor. “Evinde, sendika.org’ta çıkan, ‘Murat  Karayılan’dan Ahmet Altan’a  mektup’ isimli bir yazı bulunmuş, Mahir Çayan eylemine katılmışsın, ne diyorsun?” diye soruyor.

* Savcı, polis fezlekesine bakarak tutuklama kararı çıkarıyor. Tutuklamadan sonra hakimlerin avukatlarımıza söyledikleri, durumun vahametini ortaya koyuyor: “Ne yapayım savcı bey benden daha iyi biliyordur. Bir bildiği var ki tutuklama talep etmiş.”

Kaya, mektubunu şu sözlerle bitiriyor: “Düzmece bir davada, 39 yıldır yapılan anmalara katılmaktan, demokrasi taleplerinden dolayı bugün cezaevindeyiz... Polis talimat veriyor, savcı talep ediyor, hakim tutukluyor. Tek suçumuz ise  AKP karşıtı olmak.”

Milliyet / 20.12.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3