Ana Sayfa / Basın / 
22.05.2012
21.12.2011 07:15

Şii-Sünni geriliminde asıl darbeyi Türkiye alıyor - Fehim Taştekin

 

Amerikan güçleri çekilir çekilmez Irak’taki işgalin artçı şokları erken başladı. 1.2 milyon Iraklının canını alan 9 yıllık süreçte mezhepler arasına ekilen düşmanlık tohumları aniden filizlendi. Irak Başbakanı Nuri Maliki, meclisten kendisine diktatör diyen Sünni yardımcısı Salih Mutlak’nin azlini isteyip Sünni Devlet Başkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında da suikast komplosuna karıştığı suçlamasıyla tutuklama kararı çıkartması uzun süredir beklenen bir hesaplaşmanın kıvılcımını çaktı. Karşılıklı suçlamalar ciddi. Sünni liderlere göre hükümet güçleri Sünnilere yönelik yargısız infazlarda bulunuyor, işkence yapıyor ve Maliki giderek Saddamlaşıyor. Maliki’ye göre ise 28 Kasım’da meclis binası yakınında kendisine yönelik saldırının arkasında Haşimi vardı. Haşimi’nin 13 koruması gözaltına alındı, bunlardan en az üçü tutuklandı. Devlet televizyonunda yayımlanan itiraflarda korumalar saldırıları Haşimi’nin finanse ettiğini söylüyor. Hatta biri Haşimi’den 3 bin dolar aldığını öne sürüyor. Tabi ifadelerin işkence ile alınmış olma ihtimali yüksek. Bu kampanyaya karşı Haşimi’nin ‘Irakiye Bloku’ da kabine ve meclisteki üyelerini askıya aldı. İddia savaşı bunlarla sınırlı değil. Şiilerin Saddam’a karşı laik-Sünni müttefiki, ‘Baasçılardan arındırma komitesi’ başkanı Mithat Alusi de, 2005’te öldürülen 2 oğlunun katili olduğunu söylediği eski Kültür Bakanı Esad Haşimi’nin Tarık Haşimi tarafından himayesinde yurtdışına kaçırıldığını öne sürüyor. Esad Haşimi, 2009’da gıyabında ömür boyu hapse mahkûm edilmişti.

Kürt himayesi

Maliki’nin oğlunun kumanda ettiği Bağdat Tugayı’nın haftalardır adeta ev hapsinde tuttuğu Haşimi, şimdi kuzeyde Kürdistan Özerk Bölgesi’nde, tutuklanmamak için bir nevi Kürt liderlerin himayesinde. Dün Kürdistan bölgesinde bir mahkemede, Arap Birliği ve Irak borusu temsilcilerinin katılımıyla yargılanmak istediğini belirtip suçlamaları reddetti: "Suçlamaların bazıları, 2006 ve 2007 yıllarına ait.Yargı neden bu zamana kadar sustu. Neden ABD güçlerinin ayrıldığı sırada bu suçlamalar yöneltildi. Saat 21:00’de evime baskın düzenlendi. Gece 01:30’a kadar sürdü. Kapılar kırıldı, bilgisayarlar alındı. Bu bana karşı bir senaryo. 8 yıl ülkem için verdiğim hizmetin karşılığı bu mu?" Süleymaniye’de Haşimi’yi misafir eden Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani, eski Şii Başbakan İbrahim Caferi ve eski Sünni Meclis Başkanı Mahmud Meşhedani krizin çözülmesi için devrede. Barzani’nin önerisi çözümün bir ulusal konferansta aranması.

Bölünme senaryosu

Komşular Suriye’ye odaklanmışken Irak, ortada Sünniler, güneyde Şiiler ve kuzeyde Kürtler arasında bölünmenin sancısını çekiyor. Sünnilerin egemen olduğu Selahaddin ve Diyala yönetimleri, Kürt bölgesi gibi özerklik istiyor. Maliki reddediyor. Diyala’da Sünniler silahlanıyor. Buna karşı Şii milisler gardına alıyor. Kürt bölgesinin uluslararası şirketlerle petrol anlaşmaları yapması yüzünden Bağdat-Erbil hattında fırtınalar esiyor. Kerkük fitili saniyelerini sayıyor. Velhasıl manzara pek kasvetli.

Türkiye ile hesaplaşma

Ne yazık ki yaşanan bu iç hesaplaşmada, kaybeden ilk ülke Türkiye. Maliki’nin geçen hafta Washington ziyareti sırasında İran’dan ziyade Türkiye’nin müdahalelerinden yakınması, Ankara’nın Irak’a nüfuz etme ve Irak siyasetini yoğurma hamlelerine gecikmiş bir yanıttı. Maliki, 2010’daki seçimin ardından Ankara’nın CIA’in eski adamı laik Şii lider İyad Allavi'nin başbakan olması için bastırmasına fazlasıyla bozulduğunu ortaya koydu. Dün de Maliki’ye yönelik suikast komplosuna karışmakla suçlanan Haşimi’nin korumalarının Türkiye’de suikast eğitimi aldığı öne sürüldü. İddianın devletin gazetesi El Sabah’ta yer alması kılıçların harbiden çekildiğini gösteriyor. Malum Suudi Arabistan gibi Irak’ın Sünni Arap komşuları, Şiiler iktidara geldiği için Irak’la selamı kesmişti. Hâlbuki Sünni Arapların, Irak’taki yeni Şii iktidarı tanımaları mezhepsel bariyerlerin yıkılmasına yardımcı olabilirdi. Tersi olunca İran’ın nüfuzunu dengeleme işi Türkiye’ye kaldı. Türkiye’nin Irak’ın içişlerine müdahil olması hem Sünni Araplar, hem de Amerikalılar tarafından memnuniyetle karşılandı.

İran etkisi abartılı

İran’ın bölgede tam da Suriye sallantıdayken sağlam bir müttefik bulduğu, 31 Aralık’a kadar Halkın Mücahitleri’ne ait Eşref Kampı’nın kapatılması kararı gibi mutlak kazanımlar elde ettiği doğru. Ancak bu, mezhep kardeşliğinin hatırına Irak’ın otomatik olarak Tahran’ın yörüngesine gireceği anlamına gelmiyor. Bu tür yorumlar yapılırken Şiilikte Necef ve Kum havzalarının siyasi konulardaki farklı yaklaşımları; Arap-Fars kültürünün uyumsuzlukları ve her iki tarafın ulusalcı damarları dikkate alınmıyor. Sonuç olarak mezhepsel gerilim Türkiye’nin etki gücünü zayıflatıyor. Ve gidişat Türkiye’yi Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da İran’la karşı karşıya getiriyor.

Radikal / 21.12.11


YAZICIYA GONDER


Mayıs
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3