20.07.2007 16:56
Bodrum’da rant yangınları
(20.07.07) - Yaz aylarının gelişiyle birlikte orman yangınlarında artış başladı. Binlerce hektarlık ormanlar birkaç saat içinde kül olurken devlet bu konuda çaresiz kaldı. Orman yangınları çıkmaya ve doğanın ciğerlerini yok etmeye hala devam ediyor. Bu yangınların çıkış sebepleri üzerine bir dizi komplo teorisi de bu doğa katliamıyla beraber geliyor. “Bölücü terör örgütünü” sorgusuz sualsiz sorumlu ilan medya ve devlet yetkilileri, yanan alanlarda kısa sürede biten lüks otellere açıklama getiremiyor/getirmiyor.
Bugün küresel ısınmanın gerekçelerinden birisinin yok edilen Amazon ormanları olduğu gerçeğinin ışığında orman yakmak, tüm insanlığa ait bir değerin sorumsuzca yok edilmesi anlamına geldiğinden insanlık suçu olarak görülebilmelidir.
Bodrum’da yazın başından beri çıkan yangınlarda binlerce hektar orman yokedildi. Henüz kaynağı tespit edilemeyen yangınların sebebi konusunda birçok iddia var ancak bunlardan bazıları öne çıkıyor. Yangınların çıkış tarihi ilginçtir, Bodrum'da planlama yetkisinin yerel yönetimin elinden alınmasıyla başladı. Yeni plan öncesi yarımadada yatırım için büyük hareketlilik başladı. Yeni imar izinleri çıkacağı haberleri kulaktan kulağa yayılırken en çok rağbet gören bölgelerden biri Kızılağaç civarıydı. Emlakçılar satışları katladı. Fiyatlar kanatlandı. Derken Bakanlık 7 Mayıs 2007 tarihinde 1/25000'lik çevre düzeni planını askıya çıkardı. Sonuç küçük yatırımcı için tam bir yıkım oldu. Konuşulanların aksine, turizm tesis alanı olarak belirlenen birkaç bölgede betonlaşmanın önü açılırken diğer alanlarda yapılaşma oranı daha da düşürüldü. Tarım ve sit alanlarında 1 hektardan az arazisi olanlar, yeni bina yapamayacaktı. Yani düzenleme büyük otellerin işine geliyordu. Zaten planın askıya çıkmasından kısa bir süre sonra 7 Temmuz günü Kızılağaç'tan dumanlar yükselmeye başladı.
Bodrum'da 28 yıldır emlakçılık yapan Hikmet Topan, Kızılağaç'ın önemini şöyle anlattı: “Kızılağaç çok değerli. Çünkü kırsal gelişim alanı dışında, imarsız bölgedeydi. Bir süredir burada araziler toplanıyordu. Arsaların metrekaresi 50-100 YTL arasında değişiyordu. Ancak çevre düzenleme planı bölgeyi imara açmadı.”
Maviyol Girişimi üyelerinden Filiz Dizdar da bölgede emlakta büyük hareketlilik yaşandığını söyledi ve ekledi, “İmar oranlarının artırılacağı söyleniyordu. Ancak öyle olmadı. Sonra bu alanların yanması dikkat çekici!”
Yasalara göre, yanan devlet ormanları ağaçlandırılıyor. Ama sit alanı içine alınan özel orman arazileri, zeytinlikler, bağlar için böyle bir zorunluluk yok. Orman Bölge Müdürlüğü'nün tespitlerine göre; Kızılağaç'ta yanan alanın 308 hektarı devlet ormanı, 180 hektarsa çam, zeytin veya meyve ağaçlarıyla kaplı tapulu özel mülkler.
Bodrum'da konuşulan senaryolardan ilkine göre arazi sahipleri kesmelerine izin verilmeyen ağaçlardan yakarak kurtuldu. İkinci adımsa üzerinde artık 'korunacak bir şey kalmayan' özel arazilerinde, imar yasağının kalkmasını beklemek olacak.
Bodrum'da konuşulan ikinci senaryoyu Bodrum Yurttaş İnisiyatifi sorumlusu Avukat Ahmet Aksüt anlattı: “Bodrum coğrafi olarak, Antalya gibi büyük, beş yıldızlı yatırımlara müsait değil. Bu yangınlar, bu tür alanların açılması projesinin parçası olabilir. Türkiye'de defalarca yaşanan bir gerçek var. Sit ilan edilen alanların değeri düşer. Buralarını düşük değerden büyük yatırımcılar toplar ve sonra sit kararları değişir ya da kaldırılır. Çünkü orman vasıflarını yitirmişlerdir. Yine böyle bir rant operasyonu olup olmadığı herkesin aklında soru işareti.”
Yetkililer ise olayları sabotaj diye nitelendirerek “bölücü terör örgütünü” işaret ediyorlar. Hemen arkasından yanan yerleri ağaçlandırdıklarının altını çiziyorlar. İyi de ormanların ortasına 5 yıldızlı otelleri kim dikti? O oteller dikilirken siz neredeydiniz? Herkes biliyor ki kasıtlı çıkartılan yangınlar rantçıların işi. Ormanları yakanlar doğanın ve insanlığın katilidir. Kapitalizm kâr üzerine kurulu insanlığa yabancı ve düşman bir sistemdir. İnsanlığı ve doğayı kurtarmak için kapitalizmi öldürmekten başka seçeneğimiz bulunmuyor.