18.10.2007 15:44
Kaz dağları yokediliyor!
(18.10.07) - Oksijen deposu olarak tanımlanan, Mitolojedeki adı İda olan Kaz Dağı, adım adım yokoluşa doğru sürükleniyor. 11 firmanın 37 ayrı noktada sürdürdüğü altın arama çalışmalarında bugüne kadar 44’den fazla sondaj yapıldı, çok sayıda ağaç kesildi ve doğa tahrip edildi.
Henüz siyanürlü altın arama çalışmaları başlamamasına rağmen, doğa tahrip olmuş, ağaçlar kesilmiş ve sondajların etkisiyle yeraltı suları kirlenmiş durumda. Konu ile ilgili açıklama yapan Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür, maden arama şirketlerinin üretime geçmesi halinde yaşanacak çevre felaketlerini ise şöyle sıralıyor:
“50 ton altın rezervi için 10 senelik işletme sürecinde 100-150 milyon ton kayanın kazılması lazım. Bu sırada ormanlık bölge sıyrılır, çevre bozulur.
Bir işletme sahasında geriye kalan çukurun çapı 1 kilometre, derinliği 400 metre olacak.
Kazıldıktan sonra açıkta bırakılan kükürtlü mineralli toprak oksijenle birleşince çevreye ağır metal yayacak. Bu suyla, havayla çevreye yayılacak.
Bölgede bulunduğu tahmin edilen yaklaşık 200 ton altının çıkarılması için 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. Bunun yüzde 30'unun havaya salınması durumunda 10-12 yıl içinde 60 bin ton siyanür çevreyi etkileyebilir.
50 ton rezervli bir madende 10-15 bin nüfuslu bir kasabanın tükettiği kadar su harcanır. İşletmelerin tamamı, 1 milyon nüfuslu Kaz Dağı ve çevre illeri kadar su tüketir.”
Doğanın yokedilmesine ilişkin bölge halkı ve 30 sivil toplum örgütü tarafından Çanakkale Çevre Platformu kuruldu. Platform, altın arama çaışmalarına ilişkin yoğun bir mücadeleyi örgütlemeyi önüne koymuş bulunuyor.
“Kazdağları’nda hayat altından daha değerlidir” pankartlarını kentin değişik noktalarına asan, bastırılan posterleri esnaflara dağıtan Platform bileşenleri, 27 Ekim tarihinde kitlesel bir basın açıklaması düzenleyecek.
Maden ocaklarının yarattığı doğa tahribatı gün gibi ortada iken, halkın tepkisi her geçen gün artıyor iken, Bakanlık olayı sadece izlemekle yetiniyor. Halkın yoğun tepkisine rağmen, gerek yasalar gerekse de devlet, altın aranmasında dolayısıyla çevrenin tahrip edilmesinde herhangi bir engel görmüyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı, bölgedeki altın arama çalışmalarını incelemek amacıyla bölgeye heyet göndermesine rağmen, maden arama çalışması için ön izine ihtiyaç olmadığını da ekliyor. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu “"Herhangi bir düzensizlik, çevre tahribatı varsa, kanunun başka maddelerine göre gerekli işlem yapılacak" diyor. Sonuçta, doğal güzelliklerle kaplı bir alanda maden aranmasında herhangi bir sakınca görmeyeceksiniz, ona yasalarınızla, altın arama şirketleri ile yaptığınız anlaşmalar (karşılığında elde ettiğiniz rant) çevçevesinde izin vermiş olacaksınız. Sonra çevrenin ve doğanın yeterince tahrip edilmesinin ardından da “gerekli işlemler yapacaksınız!” İşte devletin doğayı ve çevreyi koruma anlayışı bu!
Bölge halkı, altın arama işlemlerinin acilen durdurulmasını ve maden şirketlerinin bölgeyi terketmesini istiyor. Aynı zamanda Kazdağları’nın tamamının milli park ilan edilmesini ve koruma altına alınması gerektiğini düşünüyor. Altın arama işlemlerinin önüne geçebilmek için de maden yasasının değiştirilmesini ve maden şirketlerinin altın arama izinlerinin iptal edilmesini istiyor.