11.11.2007 17:27
İşte nükleer yasasının anlamı!
(11.11.07) – Türkiye’de son yıllarda sıkça gündeme gelen ve ciddi bir biçimde tepki toplayan nükleer santral gündemi, sermaye düzeninin bürokratlarınca çözüme kavuşturuldu. Kısacası meclisten nükleer yasası geçti. Türkiye’de yaşayan milyonların yaşamını ciddi bir tehditle yüzyüze bırakan bu yasanın ne anlama geldiği ve taşıdığı potansiyel risklerin boyutu ise Japonya’da yaşanan bir gelişme ile tekrar gündeme gelmiş oldu.
Japonya’da Onagava nükleer santralinde meydana gelen bir kaza sonucu bir reaktör kapatıldı. Santrali işleten şirket kazaya rağmen radyasyon sızıntısı olmadığını iddia ediyor. Geçen Temmuz’da Japonya’da meydana gelen depremde ise ülkenin en büyük nükleer santrali Kaşivazaki-Kariva’da yangın ve radyasyon sıkıntısı meydana gelmişti.
Japonya’dan ulaşan sadece bu iki veri dikkate alındığında mecliste esasında nükleere onay verilerek gerek insanları gerekse doğal çevreyi kapsayan bir “katliam belgesinin” onaylandığını görmek mümkün... Bir kez bütün Avrupa nükleer santralleri taşıdığı risklerden dolayı arka arkaya kapatırken, nükleer santral kurma telaşında olan Türkiye, bilindiği üzere deprem kuşağı üzerinde bir ülkedir. Bu açık ki coğrafyamızda hemen her gün çeşitli yer hareketlerinin yaşandığı ve zaman zaman bu küçük sallantıların “şiddetli bir deprem” biçiminde ortaya çıktığı bir coğrafyada nükleer santral demek ölüme davetiye çıkarmak demektir. Yıllardır ve en üst teknoloji ile santral işleten Japonya’da dahi yaşanan kazaların sıklığı dikkate alınırsa Türkiye açısından tek riskin deprem olmadığı da görülebilecektir. Çernobil faciasının ise sonuçları halen daha akıllardadır. Bütün bu veriler toplandığında nükleer santrallere ilişkin atılan her adımın sermayedarların çıkarları adına milyonların gözden çıkartılması anlamına geldiğini görmek zor değil!