23.08.2008 13:01
“Yarışma”nın ödülü ölüm!
(23.08.08) – Tayyip Erdoğan bir yandan “en çevreci benim” diye nutuklar atıp, çevrecileri işsiz-güçsüzler takımı olarak itham ederken bir yandan da nükleer enerji çalışmalarına hız veriyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tüm tepkilere rağmen nükleer reaktör kurma yönünde adımlarını hızlandırıyor. Mart ayında Akkuyu’ya reaktör inşa edilmesiyle ilgili “yarışma” başlattığını duyuran bakanlık, yarışmacıların verilen sürenin uzatılması taleplerine de sıcak bakmıyor. Tüccar zihniyetiyle ülke yöneten sermaye uşakları böylesine önemli bir konuyu bile oldu-bittiye getirme çabası güdüyor. Sözkonusu “yarışma”nın aslında basit bir ihaleden bir farkı da yok. Bu kez proje geliştirme işini tek bir şirket değil birçok şirket aynı anda yapıyor ve en uygun fiyatlı olanının kabul edilmesi bekleniyor. Yani bakanlığın en önemli kriteri, reaktörün ucuz olması ve çabuk bitmesi…
“Yarışma”ya katılan ya da katılmayı amaçlayan firmalar ise reaktör projesi ile birlikte doğabilecek tüm risklerin özel sektöre devredildiğini ve bu durumda acele etmenin tehlikelerine dikkat çekiyorlar. Şartname alan firmaların neredeyse tamamı, son teklif verme tarihi olan 24 Eylül 2008’in en az 6 ay kadar uzatılması gerektiğini belirtiyor. Tabii ki onların derdi de riskli bir yatırıma girerek karlılıklarını düşürmekten duydukları endişeden başka bir şey değil.
Nükleer enerji ölümdür!
Sermaye devleti nükleer enerji ile ilgili tüm gerçeklere kulaklarını tıkayarak faaliyetlerini sürdürüyor. Oysa nükleer reaktörlerin geçmişin teknolojisi olduğu ve tüm dünyada, gelişmiş kapitalist ülkeler tarafından bile terk edildiği bilinen bir gerçektir. Konuya dair veriler incelendiğinde ise dünyadaki uranyum rezervlerinin mevcut santrallere bile 50 yıl yetecek kapasitede olduğu görülmekte. Ucuz diye sunulan nükleer enerji, yeryüzünün en pahalı enerji kaynağıdır. Gerek kurulum maliyetleri, gerekse işletme maliyetleri tüm diğer yöntemlerden misliyle yüksektir.
Nükleer reaktörlerin yarattığı çevre tahribatı ise aşikârdır. Herhangi bir kazanın gerçekleşmemesi durumunda bile reaktörlerin atıkları binlerce yıl boyunca radyoaktivitelerini muhafaza ederler. Bugün ABD’de üç milyon metreküpten fazla yer kaplayan bu radyoaktif maddelerin depolandığı sahaların temizlenmesi için ortalama üç yüz ila beş yüz milyar dolarlık bir bütçenin ayrılması gerekmektedir ki, bu da bugüne kadar nükleer enerji santralleri için yapılan harcamaya hemen hemen eşittir. Çernobil benzeri bir kazanın olması durumunda yaşanabilecek felaketin bilançosunu ise tahmin etmek güç değildir. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğu da düşünüldüğünde kaza konusunda riskler açıktır.
Tüm dünyada tasfiye edilen nükleer reaktörler, Türkiye gibi ülkelere inşa edilmeye çalışılmaktadır. Kurulmaya çalışılan Nükleer reaktörler birilerinin cebini doldururken insanlığın geleceğini de ipotek altına almaktadır. Devletin düzenlediği “Akkuyu’ya Nükleer Reaktör” yarışmasının tek ödülü ise ölümdür, hem de sadece “kazanan” için değil, aynı zamanda çocukları ve torunları için…