Ana Sayfa / Dünya / 
12.10.2008
13.11.2007 07:51

Afganistan: Savaşın altı yılı – Tarık Ali

 

ABD "teröre karşı savaş"ın ilk saldırısını altı yıl önce Afganistan'a karşı gerçekleştirmişti. Bu gün Afganistan ahlaksız bir savaş lordları eliti tarafından yönetilen dünya üzerindeki en fakir ülke özelliğini korumaya devam ediyor. Okuyacağınız bu röportajda 40 yıllık savaş karşıtı mücadelenin emektarı Tarık Ali, ABD saldırısının felaket gibi sonuçlarını ve gelecekte neler olabileceği ile ilgili Sherry Wolf'a konuşuyor. 

İngiltere'de yayımlanan Socialist Worker (Sosyalist İşçi) gazetesi muhabiri Sherry Wolf'in dünya muhalif hareketinin önde gelen isimlerinden Ortadoğu uzmanı yazar Tarık Ali ile "terörle savaş" harekatının ilk başladığı yer olan Afganistan'la alakalı bir röportaj yaptı.

Sherry Wolf: Bu Afganistan'da "terörle savaş" adı altında Amerika'nın başlattığı savaşın altıncı yılı. İnsanları büyük bir bölümü Irak'ın aksine bu "terörle savaş"ı "iyi" görüyor. Bu doğru mu?

Tarık Ali: Her zaman bu savaşın bir intikam savaşı olduğunu tartışmışımdır.11 Eylül saldırılarından dolayı siyasi liderler Amerikan halkına "bakın sizi savunuyoruz" mesajını vermek amacıyla, kısasa kısas bu savaşı başlattı. Bu savaşın ikinci sebebi ise Bush'un söylediği "Usame Bin Ladin'i ölü ya da diri ele geçirmek" idi.

Bunların haricinde bir savaş amacı yoktu. Ülkeyi ele geçirmeleriyle alakalı bir mevzu yoktu. Kuzey İttifakı ve Afganistan'ın batısındaki güçlü İranlılar hiç direnmeyeceği düşünülüyordu.

İranlı liderlerle Taliban arasında ülkedeki menfi sebeplerden dolayı düşmanlık olduğu ve böylece emperiyal güce dayanıp "İyi tamam, biz bu adamlardan kurtulamıyoruz, Amerikalılar başarabilirse durum nasıl şekillenir göreceğiz" diyecekleri düşünülüyordu.

Sonra Pakistan'da askeri rejim vardı ve onlar olmadan Taliban hiçbir zaman güçlü olamazdı. Bu askeri rejim, Taliban'ı lojistik, askeri olarak ve her alanda destekliyordu.

Amerika'ya verilmiş Pakistan askeri üslerini Amerikalılar kullanacaktı ve Pakistan rejimi askeri personelini çekip, oraları boşaltmak için birkaç hafta süre istedi. O iki kritik hafta içinde Usame Bin Ladin ve El Kaide liderliği de Afganistan'dan ayrıldı. Daha fazla beklemeyeceklerdi.

Böylece Amerika NATO'nun yardımıyla Kabil'i aldı ama hiçbir direniş olmadığı için bu hiç zor olmadı. Sonra şu soru ortaya çıktı: Bu ülkeyi ne yapacaklardı?

Usame Bin Ladin'i bulamadılar. Medyanın iki haftalık aşırı coşkun "Tora Bora mağaralarına ulaşmak" ve diğer propagandalarına rağmen… Bombaladıkça bombaladılar ve ne oldu? Mağaraları yıktılar ama asıl aradıkları ellerinden kaçtı.

Peki, şimdi ne yapacaklardı? Bin Ladin'in ülkeyi terk ettiği açıktı ve Pakistan ve Afganistan arasındaki kabile bölgelerine gitmişti. Buralarda misafirperverlik çok fazladır ve kimse Ladin'i teslim etmez.

Sonra Amerika, Afganistan'a bir kutla rejim yerleştirdi. O zamanlar Zalmay Halilzad'ın Bush'un Afganistan'dan sorumlu baş danışmanı olduğunu hatırlayalım. Halilzad, en yakın arkadaşlarından biri olan ve bir zamanlar Unocal Petrol şirketi adına çalışan Hamid Karzai'yi Afganistan'ın başına getirdi.

Ve çarçabuk bir ülkemiz oldu.

Batı yaşanan problemin çarçabuk farkına vardı ve bu düzenleme güneydeki iki büyük şehir olan Kabil ve Kandahar'ın ötesine geçemedi. Bunun yanı sıra İrancı güçler ülkenin batısında kontrol altındaydı, kuzeyde hala Moskova baskısı altında olan Sovyet toplulukları da kontrol altındaydı. Peki bu ülkeyle ne yapacaklardı? Cevap hiçbir şey..

Sherry Wolf: Amerika'yı Afganistan'da hiç destekleyen var mı?

Tarık Ali: Önemli bir sayıda Afgan'ın Taliban'dan kurtulduktan dolayı rahatladıkları muhakkak ve en azından daha huzurlu ve barış içinde bir ortamda yiyecek bir şeyler bulabileceklerini düşündüler. Bu, ayrıca Pakistan'daki çok sayıda liberal yorumcunun da düşüncesiydi.

Bazılarımız, Taliban ortadan kaldırılmış olabilir ama şimdi ne olacak diye onlarla tartıştık. Onları sosyal altyapıyla alakalı uyardık. Bu, Afganların çoğunluğunu değiştirmeyecekti.

Bu altı yıl içinde yaşananlar tamamen bunlardır. Bazı insanların eksik hesap ettikleri durum; neo liberalleşme altındaki emperiyal işgallerin, kendi ülkelerinde her şeyi özelleştiren yeni kapitalist düzenin önceliklerini yansıtmasıydı. Afganistan'a para aktı ama bu akan para, Hamid Karzai ve onun yakın dostlarınca Afganistan'da elit bir kesim oluşturmak için harcandı.

Kabil'in ortasında,en önemli arazilere zorla el koydular ve tüm halkın güzü önünde, NATO askerlerinin koruduğu bu elit kesim inşaat yaptırdı ve hala da yaptırmaya devam ediyor.

Beş-altı kişilik bir ailenin ucuz yollu bir ev inşa etmesi 5-6 bin dolara mal oluyor.Ama onlar böyle yapmadı. Koca koca villalar yaptırmak için milyonlarca dolar harcadılar. Sebebini Allah bilir, bu villalardan birinde yaşayacak daimi NATO güvenliğine ihtiyaçları oldu. Batılı ordular buradan çekilince villayı geri teslim edecekler.

Bu büyük bir krize sebep oldu. Ve masumları öldüren tetikçi Amerikan ordusundan ötürü ikiye katlandı.

Amerika nerede silah sesi duyduysa orayı bombaladı. Bazılarının onlara Afganistan'ın kabilelerle dolu bir ülke olduğunu söylemiş olmadı lazım. İnsanların kutlama yaparken de silah attıkları, düğünlerinde, doğumlarında zevk için havaya ateş ettikleri bir kültür. Amerikalıların buna karşı daha sempatik davranması gerekiyordu ama bunu yapmadılar.

İnsanlara bomba yağdırdılar. Düğünlerin bombalanmasıyla alakalı raporlar geldi: 90 ya da 100 kişi, çoluk-çocuk, kadın erkek öldürülmüştü ve bu katlanarak devam etti.

Sherry Wolf: Taliban nasıl yeniden dirilmeyi başardı?

Tarık Ali: Taliban tekrardan gruplanıp, silahlanıp savaşmaya başladı ve birkaç başarı elde etti. Kendiliğinden ortaya çıkan bir şey de onların ortaya çıkmasından mutlu olan insanların olmasıydı, çünkü bu insanları savunacak kimse yoktu.

Bu sebepten Taliban'ı koruyucu bir şemsiye gibi gördüler ve onlara neler olup bittiklerini sordular. US-NATO işgalci güçleriyle çalışan bir çok kişi Taliban'a gidip askeri birliklerin yerlerini söylemeye başladı.

Klasik bir gerilla savaşı başladı. Ve Amerika buna daha çok bomba yağdırarak karşılık verdi. Bu operasyonlarda bir kısır döngü var.

Son bir yıldaki gazetelere bakarsanız ve bir araştırma anketi yaparsanız 60 Taliban öldürüldü, 80 Taliban öldürüldü,90 Taliban öldürüldü ve tüm bunları toplarsanız, toplam 10,000 civarında olan Taliban güçlerinden binlercesinin öldürüldüğü düşünürsünüz.

Bir başka değişle bu haberlere inanırsanız Taliban'ın üçte birlik bir gücünün imha edildiğini düşünürsünüz ki bu da gerçeğe çok uzaktır.

Ülkede öyle bir durum var ki Hamid Karzai'nin kardeşi Veli Ahmed Karzai en büyük eroin ve silah kaçakçısı. Bu şekilde olmasının sebebi ağabeyinin ülkeyi yönetiyor olması.

İşte Baltimore'da John Hopkins öğrencilerine yüksek fiyatlı yemekler satan bir Afgan restoranı çalıştırmaktan mutlu olan bir adam-ve şimdi bu adam ülke yönetiminde ve servetine servet katmada- "öldürmede", diyelim ikinci sırada.

Sembolik olarak bu tam bir felakettir. Bu yüzden "iyi bir savaş" olmaktan uzak, Afganistan savaşı iğrenç ve rahatsız edici bir savaşa dönüşmüştür. Ve Amerika ile diğer batılı güçlerin burada daha uzun süre kalabilecekleri pek mümkün değil.

Sherry Wolf: Bölgesel güçlerin Afganistan'da görmek istedikleri sonuç nedir?

Tarık Ali: Pakistan ordusu, batılı güçlerin geri çekilmesini ve bir çeşit Karzai-Taliban koalisyon hükümetinin kurulmasını istiyor.

Burası vurgulanması gereken bir nokta… Batı tarafından desteklenen Karzai rejimi, yeryüzünde yer alabilecek en kötü güç olarak belirtilen Taliban'la şimdi ciddi müzakerelerde bulunuyor. Karzai ile anlaştığı sürede de batı tarafından desteklenecek.

Karzai'den ilk teklif gittiği zaman Taliban'ın cevabı "Ülkeden yabancı güçler çekilmedikçe sizinle hiçbir konuyu konuşmayız" olmuştur. Buna Karzai " Bu mümkün değil" diye cevap verdi.

Bunun mümkün olamayacağını, çünkü batılı güçler olmadan 48 saat bile başta duramayacağını düşünüyordu.

Ama Pakistan ordusu hesaba katıldığında, yabancı askeri birlikler bölgede olduğu sürece Taliban ve Karzai arasındaki bir anlaşmaya destek veremeyeceklerini biliyorlardı.

Bence şimdi bu ihtimal devre dışıdır. Çünkü NATO çok büyük bir işgal yaptı ve çünkü bu altı yıl içinde bölgesel özerklik ülkede büyük bir faktör oldu. Afganistan her zaman kabile federasyonu olmuştur ama yapı olarak şu anda her zamankinden daha da konfedere olmuş durumdadır.

Ve İran ve Rusya Amerikan destekli bir Taliban'ın ülkeyi ele geçirmesine izin vermeyecektir. Bu yüzden Pakistan ordu liderleri Afganistan'ın bir bölümünü idare etmeyi düşünebilirler ama ülkenin tamamı olamaz.

Tüm büyük askeri birliklerin geri çekilmesi için Pakistan'da ve diğer yerlerde görüştüğüm mevzu kendiliğinden aralarında bölgesel güçlerin de olduğu bir barış konferansının yapılması. Pakistan, İran, Rusya ve hepsinden büyük güç olan Hindistan'ın yer alacağı bir konferans. Birliklerin geri çekilmesinden sonra ülkenin diğer bölümü rahat bir nefes alacak ve sonra seçimlerle iki- üç yıl süreliğine meclisi oluşturacak.

Bu arada bu bölgesel güçler hiç savaş ve iç savaş olmayacağının garantisini verecek. İnsanlar böyle bir oluşuma sıcak bakacaktır çünkü Afganistan 1979 yılından beri hiç durmaksızın savaşın içinde. Bu bir ülke için korkunç bir durum.

Amerikalılar ve Pakistanlılar bu konuda pek anlaşamayacaklar gibi görünüyor. Bence bu durumda işler daha da kötüye gider.

Afganistan'da yaşanan olayı özetleyecek olursak, tamamıyla karmaşa. Amerika asla bu savaşı kazanamaz, bunun temel sebebi ise Afgan halkının işgal edilmeyi sevmemesidir. 19.yüzyılda Afganlar İngilizleri def etti, 20 yüzyılda Rusları ve şimdi de Amerika ve NATO müttefik gücüne karşı mücadele ediyorlar.

Bu röportaj, M. Hasan UNCULAR tarafından Dünya Bülteni için tercüme edilmiştir.

Dünya Bülteni / 13.11.07


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2