08.01.2008 22:28
Pakistan: Yeşil kuşağın eseri – Mete Çubukçu
“ABD Yeşil Kuşak projesi ile yarattığı karmaşanın karşılığını alıyor şimdi. Oyunu kaybetmese bile idare etmekte güçlük çekiyor. Benazir Butto’da bu oyunda kurban edilen politikacıydı. Çünkü alternatifi düşünülmemişti.”
İSLAMABAD - Güney Asya’daki alt kıtada Soğuk Savaş döneminin hesaplaşması henüz bitmemiş gibi görünüyor. Benazir Butto’nun öldürülmesi de, 1980’lerde bir Amerikan Planı olarak uygulamaya konan, Sovyetler Birliği’ne karşı tüm bölgenin İslamlaştırılması projesinin hesaplanmayan sonuçlarından birisi. Çünkü artık Soğuk Savaş dengeleri yok ve kontrol giderek kaybedildi; tüm politikaları anlık gelişmeler belirliyor.
Pakistan’da olan biten birçok olayın ardında yatan da bu. O günlerde Sovyetlerin panzehiri olarak desteklenen ve ancak askeri rejimler aracılığı hayata geçirilebilen radikal İslamcılık artık bir realite. Pakistan’da olduğu gibi askeri cuntalar bile bu durumla başa çıkamakta zorlanıyor. ABD’de askeri rejimlerden umudunu kesmese bile ne yapacağını bilmez halde. Çünkü Pakistan askeri rejim ile radikal İslam arasına sıkışmış durumda.
SEÇİMLER DE KURTARMAYABİLİR
İslamabad’da görüştüğümüz birçok kişi Pakistan’da demokrasinin bekası için tek çözüm olarak görülen 18 Şubat’taki seçimlerin bile durumu kurtaracağından şüpheli. Hem Pakistan Halk Partisi hem de Navaz Şerif’in lideri olduğu Pakistan Müslüman Birliği-N, Başkan Pervez Müşşeref’i destekleyen Pakistan Müslüman Birliği-Q’nun seçimlerde fazla oy alması halinde hile iddialarını gündeme getirip taraftarlarını sokağa dökeceklerini söylüyor.
İddialar yönetimdeki partinin yüzde 2’lerde olduğu yönünde. Pakistan’da halkın sokaklara dökülmesi ise vahim sonuçlar doğurabiliyor. Tıpkı, Butto’nun öldürülmesinin ardından Sind eyaletinde yaşananlar gibi. Benazir Butto’nun öldürülmesinin ardından PHP’ye sempati artmış durumda. Müslüman Halk Birliği taraftarlarından bile PHP’ye oy verecekler var.
Çünkü Benazir Butto’nun ölümünün politik tercihlerin üstünde bir anlamı var. Üstelik Butto’nun bir kadın olması, erkek bir toplumda daha da tepkiyle karşılanıyor. Seçimlerin 8 Ocak’tan 18 Şubat’a ertelenmesine güvenlik gerekçe olarak gösterilse de asıl amaç bu sevgi haresini dağıtmak, PHP’nin popülaritesini azaltmak; ancak bu çok zor görünüyor. 18 Şubat seçimlerinde PHP partisi ya tek başına iktidar ya da Navaz Şerif’in PMB-N ile koalisyona hazırlanıyor.
İşte bu noktada, aylar öncesinde yapılan planların alt üst olduğu söylenebilir. Benazir Butto’nun ABD tarafından, sürgünden dönme karşılığında Pervez Müşerref ile çalışmaya ikna edildiği artık sır değil.
BUTTO- MÜŞERREF ANLAŞMASI
1999’dan bu yana radikal İslamcılarla mücadele adına Müşerref’in askeri yönetimine ses çıkarmayan ABD, artık işlerin askerlerle yürümemesi, ülke içinde tepkilerin yoğunlaşması üzerine ‘demokrasi’yi hatırladı. Ancak, seçimle yönetime gelecek bir ismin, bu Butto bile olsa radikal İslamcılarla mücadele etme garantisi de yoktu.
Pervez Müşerref genelkurmay başkanlığından ayrıldı devlet başkanı oldu; üniformasını çıkardı. Yani Müşerref orduyu, Butto da halkı kontrol edecekti. Şimdi işler nasıl yürüyecek bilinmiyor. Üstelik Pervez Müşerref’in devlet başkanlığı bile şüpheli, çünkü kendisine karşı olan tüm yargıçları ev hapsine almış nefes aldırmıyor. Seçimlerde yönetime gelecek başbakan bu yargıçları yeniden görevine iade edip, Müşerref’in durumun yeniden gözden geçirebilirler.
Üstünü üstlük, PHP’nin başında Pervez Müşürref’le anlaşan Benazir Butto değil, 19 yaşında tecrübesiz bir isim, Bilavel Butto ile hakkında yolsuzluk suçlamaları bulunan, ismi temiz olmayan Butto’nun kocası Asıf Ali Zerdari var.
Müşerref tarafından devrilen PMB-N’nin lideri Navaz Şerif zaten siyasi yasaklı. Müşerref’le çalışıp çalışmayacağı belli değil. Hatırlatmakta yarar var: Navaz Şerif ülkede şeriat yasalarının bir kısmını daha uygulamaya koyan isim. Kısacası, Pakistan iç politikası çok karışık. Ama, siyasi pragmatizm ve ilkesizlik Pakistan politikası için de geçerli. Yani, içerideki politikacılar da ne temiz ne de ‘demokrasi’yi hazmedebilmiş. İktidara geldiklerinde diğerinden ‘intikam’ alma kapasiteleri yüksek.
KİMİN ÖLDÜRDÜĞÜ ÖNEMLİ Mİ?
Butto suikastının perde arkasının aydınlatılması güç. Pakistan’da sokakta, siyasi kulislerde düşünce kuruluşlarının yuvarlak masalarında hep benzer sorular soruluyor. Herkes yanıtını meşrebine göre veriyor. Şüpheliler arasında Taliban’dan El Kaide’ye, Devlet Başkanı Pervez Müşerref’ten ordu içindeki Ziya ül Hak kanadına, CIA’dan Hindistan İstihbarat’ı RA’ya, Sindli politikacılara düşman olduğu iddia edilen yönetici sınıf Pencaplılara kadar olan kadar herkes listede mevcut.
ORDUNUN İŞLEVİ
1951’de Liyakat Ali Han, 1979’da Zülfikar Ali Butto, 2007’de Benazir Butto aynı kentte Ravalpindi’de, Pakistan’ın ordu merkezinde öldürüldü. Hepsi de Sind Eyaletindendi. Butto ailesinin özellikle Zülfikar Ali Butto’nun ordu tarafından asılmasının ardından Pakistan’da siyasi intikam anlayışı yerleşti. Bu intikam politikası ileride de devam edecek gibi görünüyor. Zaten Butto suikastı sonrası Müşerref’in suçlanmasının bir nedeni de bu.
Ancak, ordunun başındakiler de kendilerini güvende hissetmiyorlar. Geçmişte İslamcıları yetiştiren, devlet ideolojisi olarak ordu-İslam sentezini yerleştiren (Türkiye’de Yeşil Kuşak Projesinin 12 Eylül’deki versiyonu da Türk-İslam senteziydi) rejimini hatırlatan Ziya ül Hak görevini tamamladıktan sonra, ordunun tüm kurmay heyeti ve ABD Büyükelçisi ile birlikte uçak kazasında hayatını kaybetti.
11 Eylül saldırısı da Pervez Müşerref’in imdadına yetişti. Müşerref ABD’nin terörle mücadelede en iyi müttefiki oldu. Ama onun da misyonu tamamlanmıştı ki Butto öldürüldü. Ülke ordu ile radikal İslamcılar arasında bir mücadelenin açık alanı artık. Son ayda düzenlenen 19 intihar saldırının hedefi ordu karargâhları ile istihbarat merkezleri. Bu saldıralar Lal Mescit olayından sonra yoğunlaştı.
TALİBANLAŞAN ÜLKE
İslamabad, Ravalpindi ve Lahor sokaklarında öfke ve şaşkınlık bir arada yaşanıyor. Hükümetin suikast sonrası çelişkili açıklamalar yapması, tehdit edildiği halde Butto’yu koruyamaması halkın kafasındaki ‘suçlu’ya uyuyor.
Taliban anlayışı ise özellikle kuzey bölgelerindeki Paştunlar arasında oldukça yaygın. Güney Veziristan’ın belli bölgelerinde hükümet ve ordu kontrolü yok. Taliban yanlısı Beytullah Mesud’un egemenliği var. Belucistan Kurtuluş Ordusu gücünü arttırıyor. 4 eyalette de ayrılma sinyalleri veriliyor.
Ancak, Pakistan’daki durum sadece ülkenin iç durumu ile ilgili değil bölgesel ve küresel etkisi olabilecek nitelikte. Özellikle, Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması işin şaka kaldıracak yanı olmadığının diğer bir göstergesi. Ezeli ‘düşman’ Hindistan’ın bu durumdan yararlanması işten değil; zayıf bir Pakistan Keşmir’i nasıl elinde tutacak belli değil. İran ve Afganistan’la ilişkiler sürekli sorun yaratıyor. Pakistan Suudilerin desteği ile İran’a karşı Sünni bir güç olarak desteklendi, destekleniyor. Çin ve Rusya Pakistan’ın ABD kontrolünde olmasından hoşnut değil.
BÜYÜK OYUNUN OYUNCUSU
ABD Yeşil Kuşak projesi ile yarattığı karmaşanın karşılığını alıyor şimdi. Oyunu kaybetmese bile idare etmekte güçlük çekiyor. Benazir Butto’da bu oyunda kurban edilen politikacıydı. Çünkü alternatifi düşünülmemişti.
Pakistan 1971’deki bölünme sonrası en önemli krizini yaşarken “Askeri rejimler ve radikal İslam’a karşı en net yanıtım demokrasi”dir diyen Benazir Butto’yu katledenler ülkeyi de siyasi bir belirsizlik içine ittiğinin bilincinde. Demokrasi ve laik anlayışlar tehlikeye girecek. Özelde Pakistan genelde bölgede karmaşa yaşanacağını tahmin etmek demek yanlış olmaz.
Benazir Butto artık yaşamıyor. Pakistan ise onu unutacak gibi görünmüyor. Kimi sevgiyle, kimi öldürülmesine duyduğu öfkeyle seçim sandığına gideceğini söylüyor. Büyük oyunda büyük bir oyuncu katlediliyor.
Sovyetleri yenme uğruna ABD’nin eli ile radikal İslamcıların desteklendiği, yine aynılarına terör adına savaş açıldığı bu nedenle askerin bir rejimin desteklendiği, nükleer silah tehlikesine sahip, manipülasyona açık bir ülke olan Pakistan’daki oyunda Benazir Butto yok artık. Ve onsuz Pakistan da eskisi gibi olmayacağa benziyor.
NTVMSNBC / 08.01.08