18.02.2008 11:55
Bilimsel casusluk: Fulbright
ABD Bolivya Büyükelçiliği, Fulbright Programı ile bilimsel casusluk yapıyor...
Bolivya'daki ABD Büyükelçiliği, Fulbright Programı Hocasına ve Barış Gönüllüleri katılımcılarına Bolivya'daki Venezüelalılar ve Kübalılar hakkında casusluk yapmalarını söylüyor.
Bolivya'daki Amerikalı bir Fulbright Programı bursiyeri ve Barış Gönüllüleri katılımcıları, ABD büyükelçiliğinin kendilerinden Bolivya'da yaşayan Venezüelalılar ve Kübalılar hakkında casusluk yapmalarını istediğini söylüyorlar. Fulbright Programı'nın bursiyeri Alexander van Schaick ve bu haberi ABC News için ortaya çıkaran haberci Jean Friedman-Rudovsky ile görüşmek için Bolivya'ya bağlanıyoruz.
Misafirler:Alexander Van Schaick, Fulbright Programı'nın bursiyeri ve Bolivya'da araştırma yapan bir Rutgers Universitesi mezunudur.
Jean Friedman-Rudovsky, Bolivya'daki Time dergisinin muhabiri ile birlikte serbest çalışan bir gazeteci. ABD büyükelçiliğinin, Barış Gönüllüleri katılımcıları ve Fulbright Programı'nın bursiyerinden Bolivya'da yaşayan Venezüelalılar ve Kübalılar hakkında casusluk yapmalarını istemesiyle ilgili haberi yaptı.
Benjamin Dangl, Latin Amerika üzerine yoğunlaşmış bağımsız bir gazeteci. AK Pres tarafından yayınlanmış The Price of Fire: Resource Wars and Social Movements in Bolivia adlı kitabın yazarıdır. Latin Amerikalıların haber sitesi upsidedownworld.org. sitesinin editörüdür.
Amy GOODMAN: ABC News'in bu haberine göre Bolivya'daki ABD büyükelçiliğinden bir yetkili, Bolivya'daki Barış Gönüllüleri katılımcılarından ve Fulbright Programı'nın bursiyerinden Bolivya'da yaşayan Venezüelalılar ve Kübalılar hakkında "casusluk" yapmalarını istedi. Bölgesel Güvenlik Yetkilisi Yardımcısı Vincent Cooper'in Temmuz 2007'de Barış Gönüllüleri katılımcılarından ve Kasım 2007'de en azından bir Fulbright Programı bursiyerinden Bolivya'da karşılaştıkları Venezüelalılar ve Kübalıları "gözden kaçırmama"larını istediği söylendi.
The Progressive dergisindeki bir makaleye göre, Bolivya'daki ABD büyükelçiliği muhalif grupları finanse etmede de kullanılıyor. Evo Morales'in Bolivya'daki iki yıllık başkanlığı boyunca ABD Uluslararası Gelişim Ajansı (USAID) Morales'in muhaliflerine 4 milyon dolar aktardı.
Ağostus 2007'de Bolivya başkan yardımcısı Alvaro Garcia Linera ABD büyükelçiliğini muhalif grupları desteklemekle suçladı ve devlet bakanı Juan Ramon de la Quintana, Bush yönetiminin Bolivya hükümetini zayıflatmaya ve istikrarsızlığı büyütmeye çalışıyor olduğunu söyledi.
Juan Ramon de la QUINTANA: Saygılı, kesin ve sorumlu bir tarzda şunu söylemek istiyoruz; eğer ABD, Bolivya hükümetinin politikalarına ayar vermeye kalkışmazsa kapılar ardına kadar açık olur. Aksi taktirde bir gün bile böylesi işbirliği şeklinin demokrasimizi kirletmesine, halkımızın çıkarlarına kastetmesine ve ulusal haysiyetimizi incitmesine izin vermeyeceğiz.
Amy GOODMAN: Eylül 2007'de New York'ta Juan Gonzales ile birlikte başkan Evo Morales ile röportaj yaptım ve ona ABD'nin Bolivya'daki muhalif grupları desteklediği ile ilgili iddialar hakında ne düşündüğünü sordum.
Başkan Evo MORALES: Sizinde bildiği gibi ABD'ye kaçan Gonzalo Sanchez de Lozada hükümetinin eski bakanları ve başkan yardımcısı ve merhum başkan Banzer olduğu kadar eski başkan Tutu Quiroga gibi eski bakan ve başkanlar, Evo Morales hükümetini dengelemek için vakıflar ve STK'lar üzerinden destekleniyorlar. Destek büyüktür. Bizim istediğimiz şey; bütün uluslar arası işbirliklerinin şeffaf olmasıdır ki bu da resmi olarak merkezi hükümet üzerinden gerçekleştirilir.
Amy GOODMAN: Bu gruplar neyin peşindeler?
Başkan Evo MORALES: Her şeyden önce bu neoliberaller, sağcı örgütler, Bolivya'da söylediğimiz gibi ülkeyi satanlar özellikle Evo Morales imajını bitirmek istiyorlar. Ve dolayısıyla eğer toplum tarafından red edilmişlerse ve Evo Morales imajını bitirmek istiyorlarsa bu istedikleri Evo Morales'in hükümetiyle yapılır. Şimdi bunu yapmaya çalışıyorlar.
Amy GOODMAN: Bolivya başkanı Evo Morales. Bu arada Dışişleri Bakanlığı, Morales'in hükümetini zayıflatmak için yardım fonlarını kullandığı ile ilgili iddiaları reddediyor. Aynı zamanda ABC News'e, Barış Gönüllüleri katılımcılarından ve Fulbright Programı bursiyerlerinden istihbarat elde etmeye çalışan ABD büyükelçiliği yetkilisinin "hata" ettiğini söylediler.
Rutgers Üniversitesi mezunu Alexander van Schaick, ABD büyükelçiliği yetkilisi Vincent Cooper'ın kendisinden Venezüelalılar ve Kübalılar ile ilgili casusluk yapmasını istediğini ABC News'e söyleyen Fulbright Programı'nın bursiyeridir. Alexander şu an Cochabamba'dan bize telefonla bağlanıyor. Aynı zamanda Bolivya'nın La Paz şehrinden ABC News'in haberini ortaya çıkaran haberci Jean Friedman-Rudovsky'e bağlanıyoruz.
Her ikinize Democracy Now!'a hoş geldiniz diyoruz. Alexander van Schaick bize Kasım ayında ne olduğunu anlatırmısınız?
Alexander Van SCHAICK: Merhaba Amy. Teşekkürler. La Paz'daki Fulbright programına başlamak için Bolivya'ya gittim ve kendi araştırmanızı yapmaya başlamadan önce geçmeniz gereken ilk aşama; Bolivya'da asıl Fulbright yöneticisi ABD büyükelçiliğinin dışında olduğundan ABD büyükelçiliğinde geçmeniz gereken bir oryantasyon programıdır. Bu normaldir, Fulbright programı hakkında bilgilendirme ve Bolivya'da yaşamakla ilgili şeyler. Büyükelçilikte bir kültürel işler yetkilisi ile görüştüm.
Açıkça çelişkili olan bölüm, beni büyükelçiliğin güvenlik katında bir güvenlik bilgilendirmesine almış olmalarıdır. Bu bilgilendirmeyi bana Vincent Cooper adında bir adam yaptı. Odada sadece ben ve o vardık. Yine uzunca bir süre kendimi nasıl tehlikeye atmayacağım, Bolivya'da nasıl yaşayacağım ve ne yapmamam gerektiği gibi şeyler söyledi. Fakat asıl kafamı kurcalayan şey; onun bana "eğer Venezüelalılar veya Kübalılar—doktorlar, tarla işçileri vs—ile karşılasırsan büyükelçilik onların adlarını ve bulundukları yerleri rapor etmeni istiyor" demesi oldu. Sonrasında "biz onların burada olduklarını biliyoruz. Sadece onları gözden kaçırmamak istiyoruz" dedi. Benden istenen buydu.
Amy GOODMAN: Siz ne dediniz peki?
Alexander Van SCHAICK: Aslında o anda bir şey demedim çünkü aklımda beliren ilk düşünce "Aman Tanrım ABD—bu ABD yetkilisi benden ajanlık yapmamı istiyor" düşüncesi oldu ve bu düşünceleri ona söylemek istemedim. Hızlıca ne yapabileceğimi düşündüm—çünkü bu açıkça yanlıştı, açıkça Fulbright programının ilgili olduğu şeye karşıydı—bunun bir daha olmaması için ne yapabileceğimi düşündüm.
Amy GOODMAN: Bunu kamuoyuyla paylaşamaya sizi ne sevk etti?
Alexander Van SCHAICK: Bunun farklı iki nedeni var ve bu olayın Kasım veya Aralık'ta ortaya çıkmama nedeninin bir parçası olarak kesinlikle bunu paylaşmaya karar vermek kolay olmadı. Fakat benim asıl nedenlerim; Bolivyalıların bu durumu bilmeye hakları olduğunu düşündüm çünkü bu hükümet onlarındı. Bolivya, Bolivya halkı hükümetini seçme hakkına sahiptir ve Bolivya hükümeti ülkesinde çalışmasını istediklerini davet etme hakkına sahiptir. Bunun bir hâkimiyet hakkı ihlali olduğunu düşündüm ve bunu açığa vurma ihtiyacı hissettim. Diğer nedenler; bunun bir kez daha tekrar etmesini engelleyecek bir değişikliği ortaya çıkarma ihtiyacı hissettim ve aynı zamanda sorumlu olanların hesap vermesini sağlamak ve bu durumun değişmesini mümkün kılacak baskıyı oluşturmak için bu durumu basınla paylaşmak istedim.
Ve bunun bizim sonradan yapılan araştırmaların örneğin Jean tarafından yapılan araştırmaya benzer araştırmaların ortaya çıkardığı şeyler tarafından doğrulandığını hissettim. Cooper adındaki adam temelde benden istediği şeye benzer şeyleri Barış Gönüllüleri katılımcıları sınıfına da söylemiş. Barış Gönüllüleri yöneticileri gerçekten hemen büyükelçiliğe giderek veya birilerinin gönüllülerinden böyle şeyleri istemelerinin sorun olduğunu belirten e-mail göndererek şikâyet etmişler. Büyükelçilikten görevliler "ah, bu tavrımızla ilgili olmayan bir kazadır. Bir kez daha tekrarlamayacak. Böylesi bir olaya karışan kişiye disiplin cezası verilecek" veya buna benzer bir şeyler söylemişler. Dört ay sonra aynı şey bana oldu. Ve bana verilen cevap tamamen Barış Gönüllüleri yöneticilerine verilen cevapla aynıdır: olay bir hataydı; yapılan teklif uygunsuz bir teklifti ve olaya karışan kişi disiplin soruşturmasındadır. Bu işin temeline inmek için onu kamuoyuna açık etme gereğini hissettim.
Amy GOODMAN: Jean Friedman-Rudovsky—
Alexander Van SCHAICK: ve son olarak—
Amy GOODMAN: Ah, evet devam et Alexander.
Alexander Van SCHAICK: Fulbright programı ABD halkı ile Bolivyalıların ve programa katılan diğer ülkelerin insanları arasında karşılıklı birbirini anlama ile ilgilidir. Bu olay bu amaca açıkça cephe alıyor. Bu durumu düzeltmek için bir şeyler yapma ihtiyacı hissettim.
Amy GOODMAN: Alexander, Fulbright Komitesi resmi olarak ABD hükümetine şikâyette bulundu mu?
Alexander Van SCHAICK: Emin değilim. Bu olaylar ortaya çıktığından beri onlarla doğrudan bağlantılı değilim. Onlarla bu olayı konuşmayı istiyorum ve onların şikâyette bulunma tavrını ortaya koyacaklarını umuyorum.
Amy GOODMAN: Jean Friedman-Rudovsky de, Bolivya'daki ABD büyükelçiliğinin kendisinden Kübalılar ve Venezüelalılar hakkında istihbarat yapmasını istediğini söyleyen Fulbright programının bursiyeri Alexander van Schaick ile beraber. Jean sen bir süredir Bolivya'daki Time dergisi için bir süredir bağımsız gazetecilik yapıyorsun. ABC News ile birlikte bu hikâyeyi ortaya çıkardın. Bunu biraz detaylandırır mısın? Gerçekleşen bu durum sizi şaşırttı mı? ABD büyükelçiliği neden Kübalılar ve Venezüelalılarla birlikte söz konusu edilmelidir?
Jean Friedman-RUDOVSKY: Merhaba, Amy. Teşekkürler. Bunu anlamak zorundayız, biliyorsunuz Bolivya hükümeti özellikle de Evo Morales, Fidel Castro ve Venezüela devlet başkanı Hugo Chavez'e çok yakındır. Ve yine biliyorsunuz burada temelde insani yardım işleri yapan pek çok Venezüelalı ve Kübalı var. Burada öncelikle kırsal bölgelerde tıbbi hizmet veren yaklaşık 2,000 kadar Kübalı doktor var. Yani kesinlikle güçlü bağlar var. Dolayısıyla Alex van Schaick ve Barış Gönüllüleri katılımcılarının şahit oldukları olay, ABD hükümetinin ciddi bir şekilde bu yakınlıktan rahatsız olduğunu gösteriyor.
Biliyorsunuz Hugo Chavez tıpkı Evo Morales ve Fidel Castro gibi Bush yönetimini aşırı sesli bir şekilde eleştiriyor. Bu üçlü ile ilgili ABD hükümetini gerçekten kaygılandıran bir şeylerin olduğunu düşünüyorum. Ve bu üçlü arasında neler olduğunu ortaya çıkarmak için bazı şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bu üçlü ABD için bir tehdit oluşturuyor mu?
Teorik olarak ABD ile ilgili gibi görünen bu ilişkinin ne olduğunu anlamaya çalışma sürecinde bazı hatalar yaptılar. Tabi ki bu hatalardan biri ABD vatandaşlarından, öğrencilerden, gönüllülerden, hocalardan ABD hükümeti için istihbarat toplamalarını istemekti. Ve bu ABD büyükelçiliği ve hükümetinin kabul ettiği gibi çok ciddi bir hatadır. Onlar, teorik olarak bu olayın bir ABD politikası ihlali olduğunu, bu insanlardan istihbarat toplamalarını istemenin bir ABD politikası olmadığını söylüyorlar. Fakat eğer bu, böylesi büyük bir hata ise ve eğer Vincent Cooper Barış Gönüllüleri katılımcılarına Temmuz ayında söylediklerinden dolayı tekdir edilmişse neden bu olayın dört ay sonrasında hala Vincent Cooper'a güvenlik brifingleri verdiriyorlardı?
Amy GOODMAN: Onun, Barış Gönüllüleri katılımcılarına ne söylediğini nasıl öğrendin?
Jean Friedman-RUDOVSKY: Duydum—Alex bana geldikten sonra ikimiz bu olayın Barış Gönüllüleri katılımcılarına da vaki olmuş olabileceği ile ilgili söylentiler duymaya başladık. Ben ve buradaki bir arkadaşım bazı yoklamalar yapmaya başladık. Barış Gönüllüleri katılımcıları ve eski Barış Gönüllüleri katılımcıları ile konuşarak bu isteğe muhatap olup olmadıklarını öğrenmeye çalıştık. Bunu çok sessizce yaptık. Kendimizi açık etmek istemiyorduk çünkü bu soruşturmayı, devam ettiği süre boyunca olabildiğince gizli tutmaya çalışıyorduk. Sonunda geçen Temmuz gerçekleştirilen bu eğitim aşamasına katılan ve "evet bu büyükelçilik yetkilisi bize geldi ve güvenlik konuşmasının ortasında bize Kübalılarla karşılaşmalarımızı, onların adlarını ve yaşadıkları yeri haber vermemizi istedi" diyen birkaç gönüllü bulduk. Onlara da Alex söylenen şey harfi harfine söylenmişti.
Sonrasında bunu "evet bu olay oldu. O kadar şaşırdık ki sadece Barış Gönüllüleri katılımcılarımıza ABD büyükelçiliğinin isteklerine uymamalarını istemekle kalmadık aynı zamanda büyükelçiliği Dışişleri Bakanlığı'na şikâyet ederek 'bakın bu doğru değil. Buraya gelip gönüllülerimizden ABD hükümeti için ajanlık yapmalarını isteyemezsiniz. Bu istediğiniz gönüllülerimizin Bolivya'daki fonksiyonlarının bir parçası değildir' dedik" diyen Bolivya'daki Barış Gönüllüleri'nin adı Doreen Salazar olan direktör yardımcısına teyit ettirerek soruşturmayı sonlandırdık.
Dışişleri Bakanlığı ve şimdi ABD büyükelçiliğine göre bu gündemlerine gelir gelmez, sorunu giderdiler ve Cooper tekdir ettiler. Bunun ne anlama geldiği veya onların ne yaptığı meselesine gelince biz herhangi bir detaya sahip değiliz. Fakat biliyorsunuz ya onu yeterince ciddi bir şekilde tekdir etmedikleri ya da bunu Dışişleri Bakanlığı ve La Paz'daki büyükelçilikte önemli bir sorun saymadıkları veya "çürük bir elma" tanısının konulmasından dolayı sorun fazla önemsenmedi. Eğer durum bu ise ve eğer Cooper gerçekten program dışı hareket etmişse neden üç ya da dört ay sonra ona güvenlik brifingleri verdiriyorsunuz?
Amy GOODMAN: Jean Friedman-Rudovsky, sen, Morales yönetiminin suçlamalarını izleyen aylarda bir diğer ajanlık hikâyesinin nasıl olduğu ve Birleşik Devletler'in büyükelçilikte çalışan önemli bir ABD askeri danışmanının bir diğer akrabasının ülkeye cephane sokmaya çalışması nedeniyle hava alanında alıkonulması ile ilgili inkârları hakkında yazdın. Cephane ne kadardı?
Jean Friedman-RUDOVSKY: Onun Bolivya'ya sokmaya çalıştığı 500 kadar merminin olduğuna inanıyorum.
Amy GOODMAN: Ne için?
Jean Friedman-RUDOVSKY: Bilmiyorum. Mermileri ülkeye sokmaya çalışan adam göre bu mermiler eğlencelerde kullanılmak içindi. Ava ve benzeri diğer şeylere meraklı bir aile üyesine hediye edileceklerdi. Bu sorun hiçbir şekilde net bir şekilde ortaya çıkarılmadı. Fakat sen bunun uzun suçlamalar serisinin sadece sonuncu halkası olduğu konusunda kesinlikle haklısın fakat mermi meselesi gibi, ABD büyükelçiliği ve ABD hükümetinin Bolivya'da yaptığı çok acayip işler var.
Muhalif gruplara, muhalif partilere ve kendilerine müttefik olan yurttaşlık derneklerine verdikleri orantısız destekle ilgili USAİD'in verdiği destek belirtildi. Son zamanlarda yani son iki haftada ABD hükümetinin sözde uyuşturucu karşıtı çalışma olarak birkaç özel polis gücü birliği eğittiği fakat bu eğitim sürecinin açıkça hukuksuz bir şekilde işlediği ortaya çıktı. Ve daha öncede dediğim gibi siz Bolivya hükümetinin yaptığı bir dizi suçlamayı zaten biliyorsunuz fakat ABD'nin Bolivya'nın iç işlerine karıştığı ile ilgili suçlamalar ispat edilmiş suçlamalardır. Ve Alex ile Barış Gönüllüleri katılımcılarının yaşadığı olay sadece bu tespitin bir diğer örneğidir.
Şimdi, son birkaç aydır söyledikleri gibi, Bolivya hükümeti iç işlerine müdahaleyi ciddiye aldığını söylüyor. Son beş günde, ABD büyükelçisi Philip Goldberg'i, Fulbright ve Barış Gönüllüleri olayında tam olarak ne olduğunu açıkmalaması için başkan Evo Morales ve hükümetinin diğer temsilcileri ile bir görüşmeye davet edeceklerini açığa vurdular. Demek istediğin onlar bu olayın gerçekleştiğini kabul ediyor. Dolayısıyla, Vincent Cooper'ın hala neden büyükelçilikte tutulduğundan başlamak üzere açıklamak zorundadırlar. Neden onu hala ABD büyükelçiliğinde çalıştırıyorlar. Eğer bu olay resmi tutumdan bir sapma ise, eğer bu bir ABD politikası değilse ki bunun aksi doğrud ve bunu sizde biliyorsunuz. Nitekim onlar bana Vincent Cooper'ın güvenlik brifingleri sırasında Alex'e söylediklerinin büyükelçilik çalışanlarına verilen brifingin biraz kısaltılmış bir versiyonu olduğunu söylediler. Bende kısaltılmamış metin nedir diye sordum. Eğer kısaltılmış metin ABD vatandaşlarından Küba ve Venezüelalıların adları ve adresleri ile ilgili bilgi vermelerini istiyorsa Bolivya'daki büyükelçilikte çalışan diğer yetkililerden kimbilir neler istiyordur?
Amy GOODMAN: Jean Friedman-Rudovsky, La Paz'dan bize bağlandı. ABD hükümeti, hem Fulbright bursiyerinden hem de Barış Gönüllüleri katılımcılarından ABD için ajanlık yapmalarının istendiğini reddetmiyor. Büyükelçilikteki kıdemli bir askeri danışmanın bir akrabasının bir büyükelçilik yetkilisi için yaklaşık 500 civarında 45 kalibre mermi getirirken La Paz hava alanında alıkonulduğunu da inkâr etmiyorlar.
Fakat Bush yönetiminin, Morales muhaliflerini desteklemek için USAİD fonlarını ve diğer finans kaynaklarını kullandığını inkâr ediyorlar. Bu konuyu son yedi yıldır Latin Amerika'da çalışan serbest bir gazeteci olan Benjamin Dangl ile konuşacağız. Dangl'ın The Price of Fire: Resource Wars and Social Movements in Bolivia adlı kitabı AK Press tarafından daha yeni yayınlandı. Bolivya'dan henüz geldi ve Morales hükümetini zayıflatmaya yönelik ABD çabaları ile ilgili The Progressive dergisinde bir makale yazdı.
Benjamin Dangl, Friedman-Rudovsky'inin söylediğini zenginleştirebilir misin? Paranın nereden geldiğini ve Bolivya'da nereye gittiğini biliyor musun?
Benjamin DANGL: Evet, ABD hükümetinin Bolivya'yı zayıflatmak için kullandığı öncelikli program ABD Uluslararası Gelişim Ajansı'dır (USAİD). 2002'de gizliliği kaldırılmış bir belgede "USAİD'in politik parti reform projesi; uzun vadede radikal sosyalizm hareketine (MAS) ve onun haleflerine kaşı bir denge unsuru olarak hizmet edebilecek ılımlı, demokrasi yanlısı politik partiler oluşturabilmek için hâlihazırdaki bir Bolivya kanununun uygulamasını hedeflemektedir" şeklinde bu durum açıkça izah edilmekteydi. Burada sözünü ettiğim gizliliği kaldırılmış bir belgeydi ve MAS (Sosyalizm Hareketi) Evo Morales'in politik partisidir. Yani bu belge en azından beş veya altı yıldan beri ABD hükümetinin Evo Morales'in politik partisinin etkisini zayıflatmaya çalıştığını göstermektedir. Ve son zamanlarda yani Evo Morales 2005 yılında başkan seçildikten sonra ABD hükümeti onları USAİD üzerinden destekleyerek ülkedeki sağcı grupları güçlendirmeye çalışmaktadır.
2005'te Morales oyların %54'ünü kazanmış olmasına rağmen dört sağcı valinin pozisyonu sağcı olarak kalmaya devam etti ve USAİD fonlarını ve dikkatini sağcı muhalefet hareketinin merkezi unsuru olan bu valileri güçlendirmeye yöneltti. Ve sadece 2006 yılında, merkezi hükümetten otonomi elde etmeye ve yönetimi merkeziyetçilikten çıkarmaya yönelik çok stratejik çalışan idari birimlere 4,5 milyon dolar yardım etti. Bu Sosyalizm Hareketi üyelerinin ve aynı zamanda sağcı politik parti üyelerinin bana söylediği şeydir. Aynı zamanda gizliliği kaldırılmış hükümet belgelerinin desteklediği şeydir.
Amy GOODMAN: Sen "USAİD merkeziyetçilikten çıkış sürecine yardım ediyor" diyen en önemli sağcı muhalefet partisi Demokrat ve Sosyal Güç Partisi'nin basın sözcüsü Jose Carvallo'ya göndermede bulundun. Bunu biraz daha açar mısın?
Benjamin DANGL: Doğru. Coğrafi olarak yarım ay gibi görünen ülkenin doğu kısmındaki en önemli dört sağçı idari birim doğal kaynaklar ve gaz zenginliği açısından çok zenginler. Morales tarafından yeniden dağıtılan toprağın pek çoğu Santa Cruz'da toplanmıştır. Ve bu birimlerdeki liderler hükümetin merkezi gücünü dağıtmak ve fonları ve kısmen millileştirilmiş gaz rezervlerinin karlarını kendi birimlerine kaydırmak için çalışıyorlar. Anayasal yapı—yeni anayasadaki değişiklikler de bu sağcılar tarafından protesto edildi ve otonomi için farklı istekler dayatıldı—hükümetin savunduğu değişikliklere karşıdır. Bu sağcı grupların yükselttiği en önemli bayrak USAİD'in açıkça desteklediği otonomi için duyulan bu istektir.
Amy GOODMAN: The Progressive'deki makalende—seninle oturup dondurma yiyen Raul Prada ile konuşmandan bahsederken—"Bolivya'yı Zayıflatma" diyorsun. Yazdığına göre onun yüzü kızarmış bozarmış haldeydi. Ona ne olmuştu? Ne diyordu?
Benjamin DANGL: Kurucu meclis orada görüşüyorken Sucre'de (Chuquisaca idari biriminin de başkenti olan anayasal Bolivya Başkenti) dövülmüştü. Raul Prada gibi MAS partisinin meclis üyelerine sağcı grupların saldırdığı yer olan Sucre, geçen yılın Kasım ayında pek çok şiddet olayına şahitlik etti. Raul bana USAİD'in de sağcı gruplarla organize olup bu valilerin konumlarının alt yapısını inşa etmek, temelde Bolivya'da çok kutuplaşmış bu politik ortamda onları güçlendirmek ve bazı durumlarda meclisteki işleri için meclis üyelerini muktedir hale getirmek için çalıştığını söyledi.
Amy GOODMAN: La Paz'daki diplomatik bir toplantıda "bazı büyükelçilerin ülkemizde kendilerini nasıl diplomasiye değil de politikaya adadıklarını anlayamıyorum… Bunun adı işbirliği değildir. Bunun adı kompludur" diyen Evo Morales'e atıfta bulunuyorsun. Evo Morales bu meseleyle ilgili ne yapıyor?
Benjamin DANGL: Morales düzenli bir şekilde basın açıklamaları yaptı ve yapılanları ilan etti. ABD büyükelçilikleri ve Morales arasında bir ileri bir geri durumu var. Ekim'de USAİD gibi grupların ideolojik ve politik desteklerini engellemek için bir kanun geçirdiler. Fakat 2002'de Chavez'e karşı düzenlenen darbe girişimnde çok aktif olan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) gibi başka gruplar var ve Bolivya'da faaliyetlerini sürdürüyorlar. NED, doğal kaynakların özelleştirilmesi için ve son yıllarda sosyal hareketlerin en önemli isteği olan devletin doğal gaz üzerindeki kontrolüne muhalefet etmek için paneller düzenliyor. USAİD'e katılan NED, şu an ülkedeki kutuplaşmaya ve çatışmaya katkıda bulunuyor.
Amy GOODMAN: Latin Amerika ile ilgili haberler yapan upsidedownworld.org adlı internet sitesinin editörü Benjamin Dangl, bize katıldığın için teşekkür ediyorum.
Not: Bu röportaj Muhammet Hüseyin Kıran tarafından Dünya Bülteni için aslından Türkçe'ye çevrilmiştir.
Dünya Bülteni / 18.02.08