12.03.2008 06:20
Bush işkenceyi yasaklayan yasa tasarısını veto etti!
İşkenceden arınmış bir dünya için sosyalizm!
Emperyalist-kapitalist düzen zor ve şiddete dayanarak hüküm sürüyor. Tek tek kapitalist işletmelerde olsun, devletler arası ilişkilerde olsun ya da dünya jandarmalığı yapan emperyalist güç odaklarının ezilen halkları hedef alan politikalarında olsun… Şiddet tüm bu alanlardaki işleyişin temelini oluşturur.
Kuşkusuz şiddetin hem kaba hem inceltilmiş sayısız biçimi vardır. Bu şiddet, insanlar arasındaki eşitsizlikten, yani toplumların sınıflara ayrılmış olmasından doğan çelişkilerin dolaysız sonuçlarıdır. Tem teşekküllü bir zor aygıtı olan devleti emekçilere hükmetmenin bir aracı olarak kullanan kapitalistler, bu düzendeki yaygın şiddetin esas sorumlusudur. Ve emperyalist-kapitalist sistemin en iğrenç şiddet biçimlerinden biri işkencedir.
Bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki, başka bir ifadeyle kapitalistlerin işçi ve emekçiler üzerindeki tahakküm aracı olan her devletin profesyonel işkencecileri vardır. Bunların yaygınlığı ya da etkinliği sınıflar mücadelesini seyrine göre değişebilir ancak hiçbir kapitalist devlet bundan vazgeçemez.
Dünya jandarmalığını sürdüren emperyalist Amerikan rejimi, şiddeti küreselleştirirken, bunun ayrılmaz bir parçası olan işkenceyi de küreselleştirdi. Irak’ın başkenti Bağdat’taki Ebu Gureyb zindanının işkence merkezine dönüştürülmesi, Guantanamo Üssü’nde hiçbir kural ya da yasanın geçmediği işkence merkezinin açılması, dünyanın farklı ülkelerinde gizli işkence merkezlerinin açılması, bu merkezler arasında esir taşıyan işkencecilere tahsis edilmiş uçak filoları… Bu iğrenç organizasyonlar “milenyum çağı”nda işkencenin nasıl küreselleştirildiğini anlatıyor. “Demokrasi ve özgürlük ihraç edenler”, ölüm, yıkım ve köleleştirmenin yanısıra bir de işkenceyi ihraç ediyorlar.
Bu konuda kirli bir sicili olan ABD’nin işkenceci niteliği Irak işgalinden sonra tüm dünyanın malumu oldu. Bu ise ABD’de bazı çevrelerin sorguda işkencenin yasaklanmasını talep etmelerine yol açtı. Elbette bir şeyi yasaklamak o kötülüğün ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Örneğin işkencecileriyle ünlü Türk sermaye devletinin yasalarına göre işkence yasaktır, hatta işkence yapanlar cezalandırılır! Ama biliyoruz ki, en azılı işkenceciler her zaman devletin tepesine kadar tırmanmaktadır.
ABD’de işkencenin yasaklanmasını talep edenler bu iğrenç şiddet biçiminin yaygın bir uygulama olduğunu kabul ederken, yasağa karşı çıkanlar ise, işkencenin varlığını kabul etmekle kalmıyor, kolluk kuvvetlerinin işkenceli sorgulardan kâğıt üzerinde de olsa mahrum bırakılamayacağını savunuyor. Hatta sorguda başarı elde edebilmek için işkencenin şart olduğunu savunuyor.
İşkenceyi açıktan savunanlar arasında neo-faşist çetenin başı George Bush öne çıkıyor. CIA’nin işkenceyle sorgulama yöntemlerini yasaklayan yasa tasarısını veto eden ABD başkanı, sorgulama yöntemlerini teröre karşı savaşta en önemli araç olarak niteledi. Tasarı kabul edilseydi, 19 işkence tekniğinin uygulanması hiç değilse kağıt üzerinde yasaklanmış olacaktı. Ancak tasarıyı veto eden Bush, işkencecilerin moralini bozacak bu girişimi engellemiş oldu.
İşkenceci katilleri koruyan devlet yöneticileri, sapkın olduklarından dolayı değil, hizmet ettikleri sınıfın, yani burjuvazinin çıkarlarını korumanın her tür iğrençliği zorunlu kıldığını bildikleri için bunu yapıyorlar. Zira sömürü ve köleliğe dayalı özel mülkiyet düzeni bir azınlığa, esas adıyla söylersek asalak kapitalistlere üretim araçlarına sahip olma olanağı sağlar. Politika ise yoğunlaşmış ekonomiden başka bir şey olmadığı için bu azınlık, toplumu yönetme tekelini de elinde bulundurur. İşte sınıflı toplumlar tarihi boyunca tüm toplumların çoğunluğunu oluşturan emekçileri köleliğe razı edebilmek için zor aygıtı olarak devlet belirleyici bir rol oynamıştır. Bu ise sömürücü sınıfların işlerini gören devletlerin, en ilkelinden en modernine kadar neden işkenceci olduklarını da açıklar.
Egemen sınıflar ile devlet, devlet ile şiddet ilişkisi bize, hem işkence hem diğer iğrenç şiddet biçimlerinden kurtulmanın yolunu gösterir. İşkenceye karşı mücadele, ezen ile ezilenin olduğu her yerde güncelliğini korur. Bununla birlikte dünyayı işkenceden arındırmak için bu iğrençliği zorunlu kılan düzenle, demek oluyor ki, kapitalizmle hesaplaşmak da şarttır. Kapitalizmin tek alternatifi ise sosyalizmdir!