26.03.2008 00:04
Hristofyas’la Talat’ın ilk görüşmesi gerçekleşti…
Çözüm, ada halklarının birleşik-demokratik Kıbrıs tercihindedir!
Kıbrıslı Rumların Komünist AKEL Partisi lideri Dimitris Hristofyas’ı cumhurbaşkanlığına seçmesi, Ada’da dış müdahalelerin de etkisiyle kronikleşen sorunların çözülebileceği umutlarını yeşertmişti. Nitekim onlarca yıl önce parçalanan adanın birleştirilmesi yönündeki beklentilerin gerçekleşmesi için uygun koşulların oluşmaya başladığı hem Türkler hem Rumlar tarafından ifade edilmeye başlandı.
“Adanın yeniden birleştirilmesinin başlıca hedefi olduğunu” söyleyerek seçim propagandasını yürüten Hristofyas, Türk tarafıyla görüşmelerin derhal başlamasından yana olduğunu da vurgulamıştı. Sözlerine sadık kalan Hristofyas, yeni görevine başladıktan kısa süre sonra Türk tarafıyla barış görüşmelerinin canlandırılması için 17 ila 24 Mart tarihlerinde Mehmet Ali Talat’la biraraya gelmeyi umduğunu ifade etmişti.
KKTC Başkanı Talat’da benzer bir eğilim içinde oluğunu ifade ederek Hristofyas’la görüşme isteğini dile getirmişti.
Hristofyas görüşme öncesi Atina’ya giderek Yunanistan başbakanı ve cumhurbaşkanı ile görüşürken, Talat’da Ankara’ya gelip Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’la görüştü.
İlk görüşmeyi BM Özel Temsilcisi Michael Möller’in ev sahipliğinde gerçekleştiren taraflar, görüşmenin olumlu bir havada gerçekleştiğini belirttiler.
Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki konutunda görüşen Hristofyas ile Talat, kapsamlı çözümü amaçlayan görüşmelerin üç ay içinde yeniden başlatılması konularında uzlaştıkları belirtildi.
3,5 saat sürdüğü belirtilen görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada şunlar söylendi: “Liderler üç ay sonra buluşup, çalışma grupları ve teknik komitelerin çalışmalarını değerlendirmek ve bunların sonuçlarını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetiminde kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlatılmasında kullanmak üzere anlaştı.”
Görüşmede, Lefkoşa’daki Ledra Caddesi üzerinde bulunan Lokmacı Kapısı’nın karşılıklı geçişlere açılması konusunda da uzlaşma sağlandığı ifade edildi. Lokmacı Kapısı adanın bölünmüşlüğünü simgeleyen bir unsur olduğu için, bu geçişin açılmasının sembolik önemi olduğu belirtildi. Bu arada Lokmacı Kapısı’nın açılmasına yönelik teknik hazırlıkların sürdüğü, bölgenin patlayıcılardan arındırılmaya başladığı bildirildi.
İki lider arasında 21 Mart’ta yapılan görüşmeden varılan mutabakat uyarınca, liderlerin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller’in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgâhında ilk görüşmeyi gerçekleştirdi.
Çalışma gruplarının Kıbrıs sorununun özüne ilişkin konularda ve bundan sonraki görüşmeler için zeminin hazırlanması üzerinde durması, teknik komitelerin ise iki toplum arasındaki gündelik sorunları görüşmesi öngörülüyor.
Kıbrıs sorununun özlü müzakereleri başladığında toplumun tüm kesimleriyle işbirliği içinde olmak gerektiğini belirten Talat, “Topyekûn bir barış ve topyekûn bir çözüm hedefleniyor. Bunu iki lider yapamaz. Toplumun tüm kesimlerini ilgilendirir” dedi.
Çözüm için nasıl bir çerçeve öngördüğü sorusuna sık maruz kalan Hristofyas ise‘her iki tarafın da kabul ettiği tek zemin’ olarak nitelediği 8 Temmuz anlaşmasına işaret ediyor. (İki toplumun temsilcileri Mehmet Ali Talat ile Tassos Papadopulos 8 Temmuz 2006’da, BM Genel Sekreteri’nin siyasi işlerden sorumlu yardımcısı İbrahim Gambari gözetiminde yaptıkları görüşme sonunda, çözüm için bazı komisyonlar kurulması ve zemin oluşturulması konusunda anlaşmışlar, ancak anlaşmaya uygun somut adımlar atılamamıştı. )
“8 Temmuz sürecinin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik her yeni girişim için başlangıç noktası olduğunu” ifade eden Hristofyas, iki toplum temsilcilerinin birlikte çözüm üretmesi gerektiğini dile getiriyor.
Kıbrıs’taki son gelişmeler, hem Rumlar’ın hem Türkler’in çözümden yana olduğuna işaret ediyor. Ancak Türk burjuvazisi ile Yunan burjuvazisinin ada halklarının iradesine müdahale etmeleri, emperyalistlerin ise ada üzerindeki kirli hesapları işin içine karşınca çözüme ulaşmanın kolay olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyleyken belirleyici olan her halükarda adada yaşayan hakların iradesidir. Ada halklarının demokratik birleşik Kıbrıs yönünde tercih yapması, daha da önemlisi bu tercihi hayata geçirmek için birlikte mücadele etme kararlılığı gösterebilmesi çözüme giden yolu açacaktır.