17.04.2008 01:53
Venezüella’da bir işçi direnişinden yansıyanlar...
Geçtiğimiz günlerde Venezüella Demir-Çelik İşçileri Sendikası (SUTTIS) sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, ülkenin en büyük çelik fabrikası Sıdor’un kamulaştırılacağı belirtildi. Sendika sözcüsü, kararın Devlet Başkan Yardımcısı Ramon Carrizales tarafından açıklandığını duyurdu.
Sendika yetkilisinin açıklamasına göre, çelik kablo ve metal boru üretimi yapan And Bölgesi’nin birinci, Latin Amerika’nın ise dördüncü büyük çelik fabrikası Sıdor’da çalışan 14 bin işçinin talepleri, Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından desteklenmiştir.
Uzun süren toplu iş sözleşmesininanlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine geçen Ocak ayında 48 saatlik greve giden 14 bin çelik işçisi, talep ettikleri 80 Bolivar’ı 70 Bolivar’a (yaklaşık 33 dolar) çekerek şirkete son teklifini sunmuştu. İtalyan-Arjantin ortaklı şirketin yanıtı ise, ücret artışının en fazla 22 Bolivar olabileceği şeklinde olmuştu.
Anlaşmazlık üzerine devreye giren bakan, sermayeden yana tavır alarak grev kırıcılığına soyunmuş, ancak işçilerle sendikanın kararlı tutumu bu gerici hevesi boşa düşürmüştü.
İlerleyen günlerde yapılan referandumda işçilerin %84’ü şirketin zam oranını reddederek, önerilen TİS'i de kabul etmediklerini bildirmişlerdi. Bunun üzerine 80 saatlik grev kararı alan SUTISS, toplusözleşme yapılana kadar grevin devam edeceğini ilan etmişti.
Grevin başlamasıyla birlikte fabrikaya ait araçlarla yollara barikat kuran 12 bin Sidor işçisi ulusal muhafızlarla polislerin azgın saldırısına uğramışlardı. İşçileri ablukaya alan kolluk kuvvetleri yolu kapatan araçları tahrip etmişler, grevi kırmak için işçilere sert bir şekilde saldırmişlerdi.
İşçilere karşı gaz bombası ve plastik mermi kullanan polis, elliden fazla işçiyi darp ederek gözaltına almış, bazı sendika yöneticileri ve öncü işçileri de hastanelik etmişti. Sendika sekreteri, kolluk kuvvetlerinin sendika liderlerini özellikle hedef aldığını, olaylar sonrasında da SUTISS üyesi işçileri gözaltına almak için bütün gün arama yaptığını belirtmişti.
Sermayenin bekçi köpekliğini yapan kolluk kuvvetlerinin işçilere saldırmasına tepki gösteren 100 civarında sendika şubesi, Sıdor işçisine sahip çıkarak sınıf dayanışmasının anlamlı bir örneğini vermişti.
Gelişmeler üzerine Hugo Chavez’e, Emek Bakanı ve olayların yaşandığı Bolivar eyalet valisi hakkında derhal soruşturma başlatma çağrısı yapan sendika ve kitle örgütleri, sınıfa ihanet edenlerin devrim saflarında devrime karşı faaliyetler yürütmesini kabul edilemez bulduklarını belirtmişlerdi. Sendikaların bir diğer talebi, sosyalizme doğru yol almaktan söz eden Chavez yönetiminin, Sıdor’u derhal kamulaştırması, kontrolünü ise halk konseyleriyle işçilere devretmesiydi.
Bu gelişmelerin ardından grevi hedef alan bakana sert bir açıklamayla yanıt veren sendika, mücadelenin talepler kabul edilene kadar devam edeceğinin altını çizmişti. Sendikanın mali sekreteri José Meléndez, “maske düştü, bakan sistem içindeki sağ kanada giden gemiye bindi. Emek bakanı patronların temsilciliğini yapıyor ve işçilerin mücadelesine ihanet ediyor” dedi.
Şirketle sendika arasındaki sorunun çözülmesi için yardımcısını görevlendiren Chavez, sermaye odakları tarafından işçilerden yana taraf tutmakla suçlandı. Sidor işçilerinin 2002’de yapılan karşı devrimci darbede kendisini nasıl desteklediğini hatırlatan Chavez, Venezüella’da faaliyet gösteren her şirketin ülkenin yasalarına uymak zorunda olduğunu vurguladı.
Chavez’in kamulaştırma kararı üç aylık sürecin ardından geldi. Sidor işçileri ve sendika Chavez’e daha önce defalarca “fabrikanın kamulaştırılması” çağrısında bulunmuşlardı. Chavez’in kararı uygulandığı takdirde işçilerin talebi karşılanmış olacak. Kendi alanında ülkenin en büyük fabrikası olan Sıdor’un kamulaştırılması, benzer durumlara örnek teşkil etmesi açısından da önemlidir.
Sidor grevi ve ardından yaşanan olaylar, Venezüella’nın içinde bulunduğu durum hakkında bazı ipuçları vermektedir. Olaylarda işçilerin yüksek bir özgüven ve mücadele kararlığı, sendikacıların sınıfın çıkarlarını sonuna kadar savunma iddiası ve güçlü bir sınıf dayanışması bilinci öne çıkmaktadır. Chavez işçi sınıfının mücadelesini desteklerken, hükümetindeki bir bakan, sermayeden yana tutum alarak grevci işçilere ve sendikaya saldırabilme gücünü kendinde bulabilmektedir. Kolluk kuvvetlerinin tutumu ise, herhangi bir kapitalist ülkedekinden farklı değil. İşçilerle sendikacılara azgınca saldıran kolluk kuvvetleri, sermayenin bekçi köpekliğini yapmaya pek hevesli davranmaktadır
Bu tablodan da anlaşıldığı üzere Venezüella’da sınıflar arası köklü hesaplaşmanın tamamlanabilmesi için daha çok kritik aşamalardan geçilmesi gerekiyor.