Ana Sayfa / Dünya / 
22.11.2008
09.07.2008 17:20

G8 Zirvesi Japonya’da toplandı…

 

Kapitalist-emperyalist düzenin efendileri, her yıl düzenlenen G8 Zirvesi’ni bu kez Japonya’nın Hokkaido adasına taşındı. Küreselleşme karşıtlarının protesto eylemleri eşliğinde başlayan 34. zirvede ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Rusya üst düzey devlet bakanları düzeyinde temsil ediliyor. Yanı sıra zirveye direk katılmayan 14 ülkenin devlet başkanı ile Dünya Bankası (DB), Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi emperyalist örgütlerin başkanları da adada hazır bulunuyor.

Dünyanın büyükbaş haydutlarını buluşturan zirvenin 21 bin kişilik polis ordusu tarafından korunduğu bildirildi. Kolluk kuvvetleri, G8 karşıtlarıyla gazetecileri zirvenin yapıldığı alandan kilometrelerce uzakta tutarak, büyük başların güvenliğini sağlıyor.

Kokmuş kapitalizmin efendileri, görünürde kendi düzenlerinin dolaysız ürünü olan sorunların çözümünü tartışmak için biraraya geliyorlar. Ancak bu görüntünün göz yanıltması yaratmak amacıyla sergilendiği bilinmektedir. Nitekim kapitalist sömürü ve köleliğe karşı duranların son yıllarda yapılan tüm zirveleri protesto etmeleri, zirvelerde sergilenen çirkin oyunların kitleleri aldatmaya yetmediğini göstermektedir.

İnsanlık onurunu ayaklar altına alan sömürü ve kölelik ilişkileri, bilindiği üzere kapitalizmin temel yasalarıdır. Bu yasaların kaçınılmaz kıldığı felaketler ise, yerküremiz üzerinde bir veba gibi yayılmaktadır. Japonya’da biraraya gelen büyük baş haydutların gündemlerine almak zorunda kaldıkları konu başlıklarına bir göz atmak bile, kapitalist-emperyalist düzenin insanlığı hızla barbarlık içinde çöküşe sürüklediğini görmeye yetiyor.

Geçen aylarda açılık isyanlarına yol açan “gıda krizi”... Ekolojik dengeyi bozan, küresel ısınmayı hızlandıran, bu yönüyle dünya üzerindeki yaşam alanlarını tehdit eden “iklim krizi”... Rezervleri azalan, emperyalist savaşın da etkisiyle son bir yılda petrol fiyatlarının yüzde yüz artmasıyla iyice belirginleşen “enerji krizi”...

İnsanlığın geleceğini yakından ilgilendiren bu krizlere “çözüm” bulmanın yanısıra, açlığın kol gezdiği ülkelere “kalkınma yardımı” da vaadeden büyük baş haydutların dertlerinin kapitalizmin insanlığın başına musallat ettiği felaketlerle uğraşmak olmadığı biliniyor. Ancak, kapitalist-emperyalist düzenin yarattığı sorunlar öyle boyutlara ulaşmış bulunuyor ki, düzenin efendileri bile bu krizlerin ağırlığı altında ezilmekten korkuyorlar. Bu ise, düzenin açmazlarının hızla derinleştiğinin somut göstergelerinden biridir.

Belirtmek gerekir ki, insanın insan tarafından sömürülüp köleleştirilmesine, yoksul ülkelerin emperyalist güçler tarafından sömürgeleştirilmesine, hem emekçilerin ürettiği zenginliğin hem doğal zenginliklerin bir azınlık tarafından kaba bir şekilde yağmalanmasına olanak tanıyan kapitalist-emperyalist düzenin ta kendisidir. Diğerlerinin yanısıra G8 Zirvesi’nde tartışılacağı söylenen krizleri kaçınılmaz kılan da bu düzendir. Hal böyleyken, bu kokuşmuş düzenin efendileri hiçbir krize çözüm bulamazlar, dahası bu yapısal sorunlara çözüm bulmak onların derdi olmadığı gibi boylarını da aşıyor.

Bu gerçekler orta yerde dururken, büyükbaş haydutların hizmetindeki medya tekelleri, dünya üzerindeki yaşam alanlarını, yani insanlığın geleceğini yakından ilgilendiren sorunlara ancak G8 şeflerinin çözüm üretebileceği safsatasını yaymak için her yalana başvuruyorlar. Emekçilerin bilinçlerini bulandırmak amacıyla bu zehri yayan kirli bilgi makinesi medya, kapitalizmin bir krizler düzeni olduğunu kabul etmek zorunda kalıyor. Ancak yaydığı zehirli bilgilerle düzen dışı arayışların önünü de kesmeye çalışıyor.

Eğer kapitalist düzenin efendileri sömürü ve kölelik düzeninin yarattığı sorunlara çözüm üretebilselerdi, insanlığı barbarlık içinde çöküşe sürükleyen krizler günden güne derinleşmezdi. Oysa kapitalizmin dolaysız ürünü olan tüm krizlerin derinleşme sürecinde olduğu artık saklanamıyor.

Krizler, bir çelişkiler yumağı olduğu kadar bir çatışmalar alanıdır da. Sınıflı bir toplumda çelişkilerin çözümü ise zorunlu olarak sınıfsaldır. Krizlere yol açan ve insanlığın geleceğini tehdit eden çelişkilerin emekçiler lehine bir çözümü vardır ve bu çözüm tek gerçek köklü çözümdür. Dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin örgütlü mücadelesiyle ulaşılabilecek bu hedef, kapitalist barbarlık düzenini yıkıp sosyalizmi kurmaktır.

Dünya emekçilerinin ideali olan bu hedefe ulaşabilmek, kapitalizmin yıkıcı krizlerine karşı güncel mücadeleyi dışlamaz. Tersine, kapitalizmin başımıza musallat ettiği belalara karşı mücadele etmeden köklü çözümlere ulaşmanın olanağı yoktur. Bununla birlikte güncel mücadelenin belli sonuçlar yaratabilmesi de, ancak köklü çözüme giden yolu açacak tarzda planlanması ile mümkündür.

 


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30