Ana Sayfa / Dünya / 
05.12.2008
24.08.2008 09:31

Kafkasya gerginlik Doğu Avrupa’ya sıçrayabilir – Rahmi Yağmur

 

Rusya ile Gürcistan arasında Abhazya ve Osetya gerekçesiyle başlayan çatışmalar, Kafkasya ve Doğu Avrupa’ya yayılabilir. Özellikle Gürcistan’ın silahlandırılması ve Rusya’nın Gürcistan hakkında BM’deki kararı veto etmesi gerginliğin sürmesine yol açıyor. Rusya’nın Gürcistan’ın 8 kilometre kadar içindeki kontrol noktalarını çekmeyeceği yolundaki açıklamaları çatışmaların kaçınılmaz olarak yeniden başlayabileceği yorumlarına yol açıyor. Ama en önemlisi Polonya ile füze savunma sistemi anlaşmasına varılması ve ABD savaş gemilerinin Karadeniz’e geçmesi çatışmaların Doğu Avrupa’ya yayılma riskini arttırıyor.  

Yaşanan durumun ilk etapta Rusya ile Gürcistan arasında sıcak çatışma şeklinde ortaya çıksa da esasında Washington ile Moskova arasında yaşanan geniş kapsamlı bir askeri ve siyasi mücadele olduğu ortaya çıkıyor.

Osetya’daki çatışma kapsam açısından Afganistan ve Irak savaşlarıyla kıyaslanmayacak oranda küçük bir çatışma olmasına rağmen, bütün dünyada büyük bir hareketlilik ve yankı uyandırması yayılma ve büyüme riskinden kaynaklanıyor. Bunun temel sebeplerinden biri sorunun ABD ve Rusya arasında soğuk savaşı aşan ve daha çok birinci ve ikinci dünya savaşlarındaki sömürge paylaşım savaşlarını andıran ittifak değişiklikleri yatıyor. Büyük güçler arasında gelgit yaşayan ülkelerdeki siyasi ve askeri hareketlilik dengeleri sarsarak büyük savaş risklerini ortaya çıkarıyor.

RİSK: İTTİFAK DEĞİŞİMİ İLE ORTAYA ÇIKAN HAREKETLİLİK  

Ortaya çıkan çatışmalar Sovyetlerin yıkılmasından sonra Doğu Avrupa ve Asya’da sürekli olarak genişleme stratejisi izleyen ABD ve Avrupa’ya karşı yeniden güçlenen Rusya’nın şiddetli itirazıdır. ABD’nin Sovyetlerin yıkılması ardından Avrupa’daki askeri varlığını Asya’ya kaydırması, başlangıçta NATO’nun ve AB’nin genişlemesi ekseninde elde ettiği yeni ittifaklarını Rusya’ya karşı pozisyon almaya zorlaması, yeni çatışma riskleri ortaya çıkardı. ABD Rusya’nın eski ortaklarını Rusya’ya düşman haline getirdi.  Rusya’nın tüm uyarılarına rağmen NATO’nun nisan toplantısında Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliklerine dolaylı olarak yeşil ışık yaktı. Bununla da yetinmeyen ABD, İsrail ve Türkiye eliyle Gürcistan ordusunu büyüttü ve eğitti.

Geçmişte Rusların yanında yer alan Litvanya, Estonya, Çekya ve Polonya gibi ülkelerin NATO ve Avrupa birliğine girmekle kalmayıp ABD ye askeri üs sağlamaları sorunları ağırlaştırdı. Çekya ve Polonya’ya füze savunma sisteminin yerleştirilmesi ABD’nin stratejik potansiyelinin Rusya sınırlarına doğru ilerlemesinin bariz göstergesi olarak çıktı. ABD yeni ittifakların heyecanlı tutumlarını kullanarak Asya’yı ele geçirmeye çalışıyor.

Batı ile Asya arasında yeni ittifak değiştiren devletlerin askeri ve siyasi hareketliliği ve ABD’nin bunları hızla silahlandırması dünya dengelerinde büyük ve ani değişikliklere yol açarak uluslar arası siyasette geniş ve belirsiz türbülanslara yol açıyor.

SLOVİKLER VE LİBERALLER ARASINDA ÇELİŞKİ

ABD’nin Rusya’nın eski ittifaklarını çalıp silahlandırmasına karşın Rusya da İran, Suriye ve Venezüella gibi ABD karşıtları ile ittifaklarını güçlendirmeye ve Batı ittifakında çelişkiler yaratmaya çalışsa da bu kuşatmayı durduramadı. Bunun temel sebebi ise kendi ideolojik kimliğini tanımlayamaması ve kendi gücüne uygun bir dış politika stratejisi oluşturamamasından kaynaklanıyor. Bu Rusya yönetiminde de çelişkilere yol açtı. Yönetimde istihbarat geleneğinden gelen Putin yanlısı Slovikler ile sivil kanadı oluşturan Medvedev yanlısı liberaller arasında da çelişkilere yol açıyor.

Putin kanadını oluşturan ve istihbarattan gelen kadroların oluşturduğu Slovikler Rusya’nın eski egemenlik sahasına giren Batıya ve onun işbirlikçilerine bir ders vermenin zamanın geldiğini belirterek Stalinci bir duruşa geçilmesi gerektiğini savunuyor (ve uygulamaya hazırlanıyor). Bunun yanında Medvedev yanlısı sivil ve liberal kanat Batı yayılmasını ülkenin modernizasyonu ve ekonomisini geliştirmekle boşa çıkarılabileceği görüşünde.

Kremlin yönetimi bu çelişkileri ortadan kaldırmak amacıyla geçtiğimiz ay yaptığı bir dizi toplantıdan sonra bir dış politika konsepti yayınladı. Ancak konsepte uluslar arası yasaların ve BM’nin işlevselleştirilmesinin dışında güçlü bir fikir ortaya koyamadı. Bu çelişki ve kafa karışıklığı Rusya’nın sağlıklı bir dış politika geliştirmesini ve tarihi egemenlik sahasındaki ittifak kaybını önleyemedi.

NATO ÇATLIYOR MU?

Gürcistan ile Rusya arasındaki çatışmalarda ilk olarak arabuluculuğa soyunan ve barışı girişimini başlatan BM ve ya farklı bir ülke değil AB ve NATO üyesi Fransa olmuştur. Fransa’nın zaman geçirmeden (ABD’nin itirazına rağmen) böyle bir girişimi başlatması önemli bir olguya işaret ediyor. Batı Avrupa Rusya’nın ittifaklarına AB’nin kapılarını açık tutarak çekmeyi düşünürken, ABD NATO’nun genişlemesiyle Rusya’yı kuşatmaya almayı dayatıyor. Ancak Fransa ve Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleri ne NATO nede başka bir isimle ideolojik kimliği ve tarafları belirsiz bir savaşa veya gerginliğe girmek istemiyor. Hele hele ABD’nin çıkarları için Rusya gibi büyük bir güçle yeni bir dünya savaşına başlamayı hiç mi hiç düşünmüyor. Bunun içinde Almanya oldukça dengeli bir politika izleyerek iki dünya savaşından sonra üçüncü dünya savaşının başlatıcısı olmayacağının açık mesajını veriyor.

Çünkü NATO Rusya ya karşı değil farklı bir ideoloji ve rejim anlamına gelen sosyalizme karşı kurulmuş bir organizasyondu.  NATO’nun bu kuruluş amacı ve felsefesi bu günkü işlev ve ilişkileriyle çelişir hale geliyor. Bu yüzdende NATO’nun genişlemesi güçlenmeye değil adlandırılmayan yeni çelişkilere dolayısıyla zayıflamaya yol açıyor.

Yani NATO’nun batılı ortakları organizasyonun kuruluş amacı ile bu günkü işlevleri arasında ortaya çıkan farktan dolayı rahatsız. NATO’nun Batı Avrupalı ortakları elde ettikleri refah ve zenginliği ABD’nin maceralarına kurban etmek istemiyor. Ama NATO’nun uluslar arası çelişkilerin getirimine alışmış İsrail ve Türkiye gibi devletler ile Rusya’dan kopan yeni ve heyecanlı ortaklar ABD’nin ve NATO’nun yeni silahşorluğuna soyunabilir.

DÜNYA BÜYÜK GERGİNLİKLERİN EŞİĞİNDE

Yeni dengeler oturmadan büyük güçler arasında baş gösteren bu aşırı gerginlik başlangıç olarak kendini Kafkaslarda Rus-Gürcü savaşıyla gösterse de bu savaş giderek Karadeniz’de yayılma eğilimleri gösteriyor. ABD gemilerinin Karadeniz’e geçişi Rusya’nın kuşatmaya alınma fobisini güçlendirdi. Bu Rusya’da son derece ağır gerilime yol açmış durumda.  Rusya füze savunma sistemi konusunda ABD ile anlaşma imzalayan Polonya’ya diplomasi dışı yöntemlerle karşılık vereceği tehdidinde bulunması da bu gerginliğin göstergeleri arasında. Eğer buna sağduyulu yaklaşım gelişmezse çok daha geniş çatışmalara yâda silahlanma yarışını yol açabilir. Önümüzdeki günlerde Gürcistan benzeri çatışmanın Ukrayna veya Polonya’ya doğu yayılma riski oldukça fazla. Eğer bu tür ağır çelişkilere BM gibi uluslar arası kurumlarda çözüm bulunamazsa insanlığı büyük risklere sokabilecek geniş çaplı savaşlar da gündeme gelebilir.

ANF / 24.08.08


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4