28.08.2008 09:35
Avrupa Birliği’nin Rusya ikilemi
Rusya’nın Gürcistan’ın ayrılıkçı bölgeleri Güney Osetya ve Abhazya’yı tanıması, AB’yi büyük bir ikilemle karşı karşıya bıraktı. Alman siyasetçi ve uzmanlar, AB’nin Rusya’ya ölçülü bir tepki vermesi gerektiği görüşünde
Rusya’yı “uluslararası hukuku ihlal etmekle” suçlayan Avrupa ülkeleri, Moskova’ya karşı ortak bir tavır belirlemekte ise güçlük çekiyor. Polonya ve Baltık ülkelerinin başını çektiği grup, Rusya’ya karşı sert bir tavır alınmasını istiyor. Fransa ve Almanya ise, daha dengeli bir politika izlenilmesi gerektiğini savunuyor.
Rusya’nın Avrupa’nın en büyük enerji tedarikçi olması, gelecek vaat eden piyasası ve uluslararası politikadaki gücü, Avrupa ülkelerini büyük bir ikilemle karşı karşıya bulunuyor.
AB devlet ve hükümet başkanları, 1 Eylül’de yapacakları olağanüstü zirvede Gürcistan krizini ve Rusya’ya verilecek karşılığı masaya
yatıracak. Ancak Avrupalı karar alıcıların kafa karışıklığı sürüyor.
AB’nin Rusya’ya karşı atabileceği adımlar arasında, Moskova ile müzakereleri devam eden “stratejik ortaklık” anlaşmasının askıya alınması, Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü üyeliğinin engellenmesi, Rusya’ya ticaret yaptırımları uygulanması veya Rus vatandaşlarına vize sınırlaması getirilmesi gibi olanaklar bulunuyor. Ancak birçok uzman bu gibi adımların, Rusya’dan çok, Avrupa’ya zarar vereceği uyarısında bulunuyor.
‘Ölçüsüz tepki zarar verir’
Alman Sosyal Demokrat Partili eski bakan Egon Bahr, Batı’nın temel ilkelerine bağlı kalması, ancak ölçüsüz tepkilerden de kaçınması gerektiğini vurguladı.
“Uluslar arası düzenin korunması gerekiyor” diyen Bahr, “Anlaşmalara uyulması, çatışma yaratmak yerine şiddet uygulamama, sükûnet ve işbirliği gibi temel ilkelerin Avrupa Birliği ve NATO içinde temsil edilmesi şartı. Değişmemesi gereken ikinci bir husus da, Rusya ile işbirliğinin devam ettirilmesi zorunluluğu” görüşünü savundu. Sosyal demokrat politikacı, küresel bir aktör olan Rusya’yla işbirliğinin önemini şu sözlerle vurguladı:
“Örneğin, Afganistan’daki askeri faaliyetlerimizi Rusya’nın işbirliği olmadan güvence altına alamayız. Bu Amerikalılar için de geçerli. Durumun en geç Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık seçimleri sonrasında sakinleşeceğini tahmin ediyorum.
‘AB, Rusya’yı etkileyemez’
Alman Dış Politika Enstitüsü’den Henning Riecke ise Avrupa Birliği’nin Rusya’nın dış politikasını etkilemesinin mümkün olmadığını vurguladı. “Uzun vadeli düşünmek gerekiyor. Rusya’ya, Avrupa Birliği ekonomik işbirliği alanında çıkarları olduğunun hatırlatılması da buna dâhil” diyen Riecke, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bunun yanı sıra, eski Sovyetler Birliği’ne dâhil olan bölgede, Avrupa Birliği’nin öncülüğünde ve desteği ile siyasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisi açısından başlatılan istikrar sürecinin devam ettirilmesi gerekiyor. Bu aşamada, Avrupa Birliği oynadığı rolün elinden alınmasına izin vermemeli. Bu istikrar sürecinin devam etmesi için Avrupa Birliği çaba göstermeli”
‘Gürcistan’a AB perspektifi önerilsin’
Hristiyan Demokrat eski Alman Savunma Bakanı Volker Rühe ise ilginç bir öneri ortaya attı. Avrupa Birliği’nin Gürcistan’a olan desteğini arttırması gerektiğini ifade eden Rühe şöyle konuştu:
“Avrupa Birliği’nin, ‘Gürcistan bir Avrupa ülkesidir ve bu nedenle Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifi vardır’ demesini isterdim. Eğer Gürcistan bu yolda ilerlemeye başlarsa ve sabrederse çok daha cazip bir ülke haline geleceğine inanıyorum. Elbette şimdi bu gerilimin ardından biraz zor ama bu durumda birçok sorun kendiliğinden çözülebilir. Avrupa Birliği’nden buna benzer açıklamalar gelmesi çok önemli, ama bugüne kadar gelmedi.”
Deutsche Welle / 28.08.08