05.11.2007 14:37
YTÜ’de kampanya ve 6 Kasım...
(05.11.07) - Geçen yıldan başlayarak toplumda yaratılan taraflaşma bugün de gündemdeki yerini koruyor. Cumhuriyet mitingleri, 22 Temmuz seçimi ve ardından da cumhurbaşkanlığı seçimi bu taraflaşmayı derinleşerek toplumda bir bilinç bulanıklığı yaratarak etkisini gösteriyor. Toplumun tüm kesiminde etkisini gösteren bu kutuplaşma, gençlik içerisinde de etkisini gösteriyor. Gençlik düzen içi çatışmalarda taraf haline gelirken, aynı zamanda toplumsal sorunlardan kopmakta, geleceğine ilişkin sorunlarda bir taraf olarak hareket edememektedir.
Düzen içi kutuplaşmada gençlik taraf olmayacaktır!
Bu verileri gözönüne alarak, YTÜ’de, yaratılan sahte kutuplaşmayı teşhir eden ve gençliğe kendi talepleri ekseninde, sermaye cephesine karşı taraf olmasını esas alan bir çalışma başlattık.
Öncelikle olarak YÖK-AKP, AKP-MGK ve AKP-TÜSİAD arasında yaşanan tartışmaların sahte olduğu ifade eden afişler hazırladık. “Aralarındaki fark ne?” kurgusuyla hazırladığımız afişlerde, bu kliklerin eğitimin piyasalaştırılmasında, üniversiteler üzerindeki baskı mekanizmalarının tahkim edilmesinde aynı yerde durduklarını ifade ettik.
Hazırladığımız bir başka materyalde, sermeye cephesinin eğitimin piyasalaştırılmasındaki eğilimlerini anlatan bir duvar gazetesiydi. Duvar gazetesinin bir bölümü, rektörlerin, TÜSİAD’ın, Dünya Bankası’nın, hükümetin ve YÖK’ün yükseköğrenimin paralı olması gerektiğini ifade eden röportajları ve açıklamalarından oluşuyordu. Bu özlü anlatım bile, bu kliklerin eğitimin paralı hale getirilmesinde aynılaştığını etkili bir şekilde göstermeye yeterdi. Diğer bir bölümü ise, “YÖK’ün rektörleri” başlığını taşıyordu. Bu bölümde farklı üniversitelerdeki rektörlerin yolsuzluklarını, hak gasplarını ve baskıcı uygulamalarını basında çıkan haber derlemelerini kullanarak işledik. Bu çerçevede kendi üniversitemizde yaşanmış olan yolsuzluklara, üniversitenin çok basit teknik ihtiyaçları karşılanamazken Cumhuriyet mitingleri gibi “ihtiyaçlara” ciddi bir bütçe ayırdığına vb. ayrıntılı bir şekilde teşhir ettik. Duvar gazetemiz hocaların ve öğrencilerin ilgisini çekti. Geçiş noktasında sergilediğimiz materyaller yoğun bir şekilde okundu.
Merkezi afişleri de yoğun olarak kullandığımız bu süreçte, düzenli olarak açtığımız yayın masası ile 40’ın üzerinde Ekim Gençliği’nin satışını gerçekleştirdik. Diğer yandan öğrencilerle de tartışma imkanı yakalıyoruz. Bu sayede 6 Kasım, kampanyamız, ülke ve dünya gündemleri üzerine birçok öğrenciyle sohbet etme şansımız oldu.
Eğitimin ticarileşmesini kabul etmiyoruz: “Müşteri değil, öğrenciyiz!”
Toplumda yaşanan sahte taraflaşmayı teşhir ederken buna paralel olarak yerel sorunları da kampanya çerçevesinde işlemeye çalışıyoruz. Mimarlık Fakültesi’nde, Mimarlık, Şehir ve Bölge Planlama bölümlerindeki öğrencilerine proje konuları kapsamında şehir dışına veya şehir içi teknik gezilere gitmek zorunluluğu dayatılmaktadır. Bu teknik gezilere gitmek dersi geçebilmek için bir zorunluluk oluştururken, bunun masrafları da öğrenciler tarafından karşılanıyor. Eğitimin ticarileşmesinin bir parçası olan bu uygulama, öğrenciler tarafından tepkiye konu oluyor. Biz de bu tepkiyi eylemli bir sürece dönüştürmek için bir çalışma sürdürüyoruz. Hazırladığımız duvar gazetesini fakültenin katlarında kullanıyoruz. Yine bu konu ile ilgili bir bildiri hazırladık. Bu konudaki çalışmamızı çeşitli toplantılar yaparak ve konu ile ilgili dilekçe toplayarak devam ettirmeyi düşünüyoruz.
İstanbul’da 29 Ekim günü akbil ücretlerine % 50 zam yapıldı. Bu zam, asker cenazelerinin akabinde toplumda estirilen şoven atmosferin hemen ardından yaşandı. Suya ve elektriğe yapılan zam gibi, bu zamda, kitlelerin sersemletildiği bir ortamda hayata geçirildi. Zaten İstanbul gibi büyük bir kentte ulaşım masrafı ciddi bir miktarken buna yapılan ek zam öğrencilerin tepkisine neden oldu. Henüz örgütlü bir tarzda dile getirilmeyen ve tekil tepkiler olarak dışavurulan bu zammı ele alan bir duvar gazetesini kullanmaya başladık. Sonraki aşamada farklı araçlarla çalışmamızıı sürdüreceğiz.
6 Kasım’da Beyazıt’tayız!
Bu yıl tüm öğrenci gruplarının birlikte örgütlediği 6 Kasım çalışmasını sürdürüyoruz. Ortak afişleri ve bildirileri yaygın olarak kullanıyoruz. Aynı zamanda kendi hazırladığımız eğitimin ticarileşmesine, üniversiteler üzerindeki baskı mekanizmalarına, gençliği bekleyen geleceksizliğe, toplumda estirilen şoven atmosfere, Kürt halkına dönük kirli savaşa vurgu yapan duvar gazetelerini kullanıyoruz. Parasız eğitim, söz, eylem ve örgütlenme hakkı, şovenizme ve kirli savaşa karşı halkların kardeşliğini haykırmak için gençliği Beyazıt Meydanı’ndaki YÖK protestosuna çağırıyoruz. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de ortak çalışma büyük oranda bizim üzerimizden yürümeye devam ediyor. Okulumuzdaki diğer siyasetler toplantılarda ortaklaşmalarına rağmen bunun ortak çalışma olarak pratik yansıması olmadı.
YTÜ Toplumcu Mühendislik-Mimarlık Öğrencileri olarak, son dönemde gündemde geniş yer tutan Kaz Dağları’na dair politikaları ele alan bir duvar gazetesi de kullanarak çalışmamızı sürdürüyoruz.
Kampanya çalışmamızın kapsamını genişletme sorumluluğuyla yüzyüzeyiz!
Önümüzdeki günlerde 4 başlık altında somutladığımız temel talepleri geniş gençlik kitlelerinin oylamasına sunacağız. Fakültelerde bu talepler temelinde yaygın bir çalışma yürüteceğiz. Kasım ayının sonunda ise bir foruma örgütleyeceğiz.
Ayrıca bugün, yaratılan şovenist histeriye karşı halkların kardeşliğini ve Kürt halkının özgürlüğünü dillendirmek için bir çalışma yürüteceğiz. Kampanya çalışmamızın bu yeni gündemini işleyen bir duvar gazetesiyle sözümüzü söyleyeceğiz.
YTÜ Ekim Gençliği