06.07.2008
16.12.2007 22:31

GENÇ-SEN Genel Kurulu toplandı!

 

Taban inisiyatifine dayanmayan anti demokratik bir kurul 

(16.12.07) - Genç Sen 15 Aralık günü ODTÜ Kültür Kongre Merkezi'nde yapılan Genel Kurul'un sonunda resmen kurulduğunu ilan etti. 600'e yakın öğrencinin katılımıyla örgütlenen Genel Kurul'a ise örgütleniş sürecinden başlayarak anti-demokratik ve bürokratik bir tarz damgasını vurdu.

Değişik illerdeki üniversite öğrencilerinin gelişi ile birlikte Genç Sen Genel Kurulu 11.00'de başladı. Genel Kurul katılımcılarının selamlandığı kısa bir açılış konuşması kapsamında birini Dev Maden İş Sendikası Genel Başkanı Tayfun Görgün'ün oluşturduğu 3 kişilik bir divan önerildi. Divanın kabul edilmesi ile birlikte Genel Kurul resmen başlamış oldu.

Divan adına Tayfun Görgün öncelikle bütün katılımcıları “eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde aramızdan ayrılanlar” adına saygı duruşunda bulunmaya çağırdı. Daha sonra yine Görgün'ün kısa bir konuşma yaparak sendikanın önemine değinmesinin ardından Genel Kurul'un gündemine geçildi. Görgün tarafından tüzük tartışmaları, sendika manifestosunun belirlenmesi ve Genel Kurul'un oylanması gibi çeşitli maddeler ifade edildi. Salonda ek gündem önerisinde bulunulmadı. Görgün, gerek tüzük tartışmaların, gerekse sendikanın kurumsallığına ilişkin farklı tartışmaların aslında çok da önem arz etmediğini, hızla konuşulup geçilebileceğini söylemesi dikkat çekiciydi.

Genel Kurul gündeminin netleştirilerek belirlenmesinin ardından kürsüye DİSK Genel İş Genel Sekreteri Kani Beko çıktı ve Genel Kurul'u selamlayan bir konuşma yaptı. Kani Beko konuşmasında ağırlıklı olarak DİSK'in bugün diğer sendikalarla arasındaki farklılıklara değinirken, gençlik sendikasının bir okul olduğuna dikkat çekti ve “eskilerin yerini yeniler, gençler almalı” dedi.

Bu konuşmanın ardından Genel Kurul'a gelen destek mesajları sıralandı. Fransa Öğrenci Sendikası, Birleşik Metal-İş, Limter-İş, Gıda Sanayi İşçileri Sendikası, Fransa Başka Bir Dünya inisiyatifi, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, EHP Genel Başkanı, DEV-Maden Sen ve SDP başkanının mesaj gönderdikleri ifade edildi.

“Ben yaptım olducu” tüzük tartışmaları...

Genel Kurul'a sadece tek bir tüzük sunuldu. Altında EHP'li, SDP'li, TÖP'lü, SGD'li, Antikapitalistçi öğrencilerin ve Genç-Sen sürecinin başladığı günden beri DİSK temsilcisi olarak süreç içerisinde yer alan Kıvanç Eliaçık'ın oluşturduğu 10 kişilik bir imza listesi ile sunulan tüzük, üzerinde ek önerilerin de yer aldığı bir biçimde Genel Kurul katılımcılarına dağıtıldı ancak tekrar okunmadı. İlk konuşmayı tüzüğü gerekçelendirmek üzere Zeliha Kabataş yaptı. Zeliha Kabataş'tan sonra DPG'li Bora Korkmaz çıkarak tüzük taslağının bütününe ilişkin ek önerilerini sundu.

Ardından birçok öğrenci kürsüye çıkarak tüzüğe dair ek madde önerilerinde bulundular. Taşra üniversitelerine önem verilmesinden, meslek odalarının gençlik komisyonları ile ilişkinin sağlanmasına kadar bir dizi başlık dile getirildi. Dikkat çekici tartışmaların da yaşandığı bu bölümde bir öğrenci tüzükte “anadilde eğitim” üzerine hiçbir söz söylenmediğine dikkat çekerek, bu talebin tüzüğe mutlaka eklenmesi gerektiğini dile getirdi. Salondan büyük alkış alan bu öneri üzerine SGD'li Zeliha Kabataş söz alarak anadilde eğitim talebinin tüzükte yer almasının gerekli olmadığını çünkü bunun tüzükte yer almadan da dikkate alınacağını gerekçelendirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi'nden bir EHP'linin söz alarak anadilde eğitim talebinin tüzükte yer almasına karşı çıkışını Eğitim-Sen'in yaşadığı dava süreci üzerinden gerekçelendirmesi ise Genel Kurul'un en ilginç tartışmalarından biriydi. Bütün bu aksi konuşmalara rağmen anadilde eğitim talebi ezici bir çoğunlukla tüzüğe eklenmiş oldu.

Tüzük tartışmalarından akıllarda kalan diğer bir ilginç sahne ise Genel Kurul'un toplam işleyişine ışık tutması açısından anlamlı oldu. Kürsüden söz alan öğrecilerden biri hiçbir gerekçe sunmaksızın sunulan tüzükte 11 ile sınırlanmış olan MYK'nın sayısının 13'e çıkarılması gerektiğini ileri sundu. Kendisinden bu önerisini gerekçelendirmesi istenince ise “çok olması daha iyi. Başka bir nedeni yok” dedi. MYK seçimleri öncesi aday konuşmaları sırasında bu arkadaşın kürsüde “aday” olarak konuşması ve ardından MYK seçilmesi demokrasicilik oyununun geldiği son noktaydı.

Bu bölümde Muğla Üniversitesi'nden katılan öğrenciler, tüzüğü yalnızca bir saat önce gördüklerini belirterek, neyi, neye dayanarak oylamalarının beklendiğini sordu ve tepki gösterdi. Ayrıca divanın yöntemine de kimi öğrencilerden tepki geldi ve divanın neden tümüyle gençlerden oluşmadığı soruldu. Tayfun Görgün “isterseniz oylama yapalım ve ben buradan kalkayım” diyerek soruyu geçiştirdi.

Oylama usulünde anti-demokratik tavırlar ayyuka çıktı. Daha önce tartışmaların kapalı kapılar ardında yapıldığını tümüyle ortaya çıkartan bir biçimde kimi öneriler önceden planlandığı gibi kabul edilmeyince “herhalde anlaşılmadı” denerek oylama tekrarlandı. Divan sunulan önerilerin bir kısmı üzerine uzun uzun gerekçelendirme konuşmaları yaparken, bir kısmını ise “bir de böyle bir öneri var” diyerek geçiştirdi.

Daha sonra sunduğu ek önerilere ilişkin yürütülen tartışmalara yanıt vermek için tekrar kürsüye çıkan DPG'li Bora Akgün tablonun gayri ciddi olduğunu belirterek daha fazla konuşmayacağını söyledi.

Tüzük tartışma ve oylamalarının ardından Genel Kurul'a ara verildi.

“Katil polis / jandarma üniversiteden defol!”

Genel Kurul'a ara verildiği esnada Genel Kurul'un yapıldığı binanın giriş boşluğunda duran sivil polislerin görülmesi üzerine Genel Kurul'a katılan 200-300 kişilik bir kitle polisleri dışarı çıkarmak üzere o yöne doğru ilerleyerek sloganlar atmaya başladılar. Polislerin korkarak çıkmalarının ardından orada bekleyen jandarmalarda aynı kararlı ve coşkulu tutumla binanın dışına çıkartıldı. Genel Kurul'un belki de en anlamlı anlarından biri ise bu oldu.

Genel Kurul'da tartışılmayan bir manifesto oluşturuldu!

Genel Kurul'un ikinci bölümü manifestonun belirlenmesi tartışmaları ile başladı. Ancak uzunca bir süre manifestolar okunsun mu okunmasın mı tartışması döndü. Sonuç olarak Divan manifestoyu okudu ancak zaman darlığı gerekçe gösterilerek gerek DİSK bürokratları çevresinde toplanmış siyasal gençlik gruplarınca oluşturulan önergelerin tartışılması, gerekse ek sunulan önergelerin tartışılması Temsilciler Meclisi'ne havale edildi.

Gençlik hareketinin ihtiyaçlarının önüne geçen koltuk kapmaca:
MYK seçimleri!

Manifesto tartışmalarının geçiştirilmesinin ardından MYK seçimlerine geçildi. Divan MYK seçimlerini de manifesto tartışmaları gibi arada derede halletmek gayesi ile sadece adaylığını koyanların isimlerinin okunmasını önerdi. Ancak gelen tepkiler üzerine her adaya kendini tanıtmak üzere 2 dakikalık süre verilmesine karar kılındı. MYK için tüzük önerisinin altında imzası bulunan gençlik örgütlenmeleri ve DİSK temsilcisi Kıvanç Eliaçık'ın ismi olan 13 kişilik bir liste sunuldu. Buna alternatif olarak ise DPG ve Tüm İGD'lilerden oluşan başka bir liste ortaya konuldu.

Tam bir demokrasi oyunu biçiminde süren bu bölümde adaylığını gerekçelendirmek üzere kürsüye çıkan DPG'li Bora Korkmaz, 2 dakikadan daha uzun konuşacağını, daha önce konuşturulmayanlar adına da konuşacağını belirtti. Korkmaz'ın bu başlangıcı üzerine oturduğu yerden tepki gösteren kimileri kaba saba sözlerle Korkmaz'ı susturmaya çalıştı. Divanın baştan beri muhalif söz haklarını gasp eden tutumunu teşhir eden Korkmaz'a yapılan kaba ve hakarete varan müdahaleler üzerine salonda bulunan DPG'liler önlere doğru ilerleyerek biraraya geldiler. Bora Korkmaz MYK'nın seçilmiş bir MYK olmadığını, MYK'nın gayri meşru olduğunu belirtti ve bu MYK'yı tanımayarak, bulundukları tüm alanlarda MYK'ya alternatif bir mücadele yürüteceklerini belirttikten sonra kürsüden indi. Bora Korkmaz'ın konuşması üzerine salonda bulunan DPG'lilerce “Kahrolsun sendika bürokrasisi” ve “Sarı sendika istemiyoruz” sloganları atıldı.

Daha sonra DPG'li bir başka aday kürsüye çıktı ve o da antidemokratik işleyişe ve MYK'nın gayri meşruluğuna vurgu yaptı ve Genel Kurul'u terk edeceklerini açıkladı. Bunun üzerine salonda bulunan ve DPG ve Ekim Gençliği'nden oluşan 150 kişilik öğrenci grubu Genel Kurul'da oynanan demokrasi oyununu protesto etmek ve gençlik hareketinin ihtiyaçlarının önüne geçen bu koltuk kapmaca anlayışını protesto ederek salonu terk etti. 13 kişilik MYK ise EHP, SDP, Antikkapitalist, TÖP, SGD ve DİSK temsilcisi konumundaki Kıvanç Eliaçık'tan oluşuyor.

Sonuç olarak 15 Aralık günü önceden nasıl kurulacağı, hangi tüzüğü belirleyeceği, tüzüğe nelerin eklenip nelerin eklenmeyeceği, MYK'sında kimlerin yer alacağı belli olan bir gençlik sendikası kurulmuş oldu. Gençlik hareketinin birleşik bir örgütlülüğe ulaşması yolunda anlamlı bir başlangıç yapılmasının önüne kapalı kapılar ardında koltuk tutma ve devrimcileri masa başında saf dışı bırakma eğilimi geçmiş oldu. 13 kişilik MYK'da yer alan siyasal gençlik grupları bu tutumun belirleyenleri olarak birinci dereceden sorumludur. Ancak halen daha iş işten geçmiş değildir. Zira bu Genel Kurul halihazırda büyük oranda gençlik örgütlenmelerine sıkışmış bir Genel Kurul olarak gerçekleşti. Bu Genel Kurul'a damgasını vuran anti-demokratik, ben yaptım olducu ve devrimcileri dıştalayıcı tutumu değiştirecek olansa açık ki öğrenci gençlikle buluşmayı başaracak bir politik hattın geliştirilmesi olacaktır.

Ekim Gençliği


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3