24.02.2008 13:40
Ticari Eğitime Karşı Gençlik Koordinasyonu 5. Toplantısı gerçekleşti…
Birleşik, devrimci bir gençlik mücadelesi ve örgütü için ileri!
Ticari Eğitime Karşı Gençlik Koordinasyonu'nun 5. Toplantısı, 23 Şubat günü TMMOB Harita ve Kadostro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirildi.
Saat 12.00 civarında Türkiye'nin değişik kentlerindeki 25 üniversiteden biraraya gelen katılımcıların buluşması ile başlayan toplantı canlı ve verimli tartışmalar yaptı.
Ticari Eğitime Karşı Gençlik Koordinasyonu'nun 5. Toplantısı açılış konuşması ile başladı. Toplantının gündemlerini tanımlayan divan, toplantının 2 oturumdan oluşacağını açıkladı.
İlk oturumda yeni dönem gençlik hareketinin gündemleri ve bu gündemlere yönelik politik müdahale hattının belirlenemesi. İkinci oturumda ise, birleşik bir gençlik örgütlenmesinin deneyimi bakımından Genç-Sen ve Genç Sen'in mevcut tablosuna yapılacak müdahalenin çerçevesinin oluşturulması.
Divanını gündem başlıkları üzerine bir çerçeve çizilmesinin ardından her konu başlığı ile ilgili sunumlara yapılacak katkının taşıdığı öneme vurgu yapıldı.
Gençlik paralı eğitim saldırısını püskürtmek zorundadır!
Koordinasyon toplantısı kapsamında ilk konuşma yeni dönem gençlik hareketinin gündemlerinin tanımlanması üzerine şekillendi. Bu konuşma kapsamında üç temel gündem üzerinde duruldu.
Paralı eğitim saldırılarının yeni kapsamı, türban tartışmaları ve sınır ötesi operasyon başlıkları üzerine yapılan sunumlarda, her bir gündemin birbiri ile bağlantısı güçlü bir biçimde tanımlandı.
Yeni YÖK Başkanı'nın göreve gelir gelmez paralı eğitim modelini esas alan tartışmalar yaptığına dikkat çekilen sunumda, bu tartışmaların yeni olmadığı, yıllardır kimi burjuva ideologların aynı modeli sanki yeniymiş gibi ileri sürdüğü ifade edildi. YÖK Başkanı'nın burada salt bir uygulayıcı konumunda olduğu belirtildi ve bugün karşı karşıya kalınan saldırının kapsamının YÖK Başkanı'nı aştığı ve sorunun YÖK'ün başında kimin oturduğu ile ilişkisinin olmadığına dikkat çekildi. “YÖK Başkanı istifa!” sloganının bu anlamda ciddi bir sınırlılığı ifade ettiği, gençliğin YÖK Başkanı’nı değil, YÖK düzeninin kendisini hedef alması gerektiği vurgulandı.
YÖK Başkanı'nın tartışmalarının yeni olmamakla birlikte önemli olduğu belirtildi ve paralı eğitim modeline ilişkin hararetle yürütülen bu tartışmaların önümüzdeki dönem üniversitelerdeki paralı eğitim uygulamalarının sertleşeceğinin de işareti olduğu vurgulandı. Bu bağlamda yeni dönemde paralı eğitim saldırılarına yönelik gerek genel planda bir eğitim modeli olarak paralı eğitimin teşhiri, gerekse de yerel planda ortaya çıkan uygulamalara karşı mücadelenin zeminin yaratılmasının öncelikli bir görev olduğu belirtildi.
"Gericilikten gericilik beğenmiyoruz!"
Aynı sunum kapsamında türban tartışmalarına da gerek paralı eğitimle ilişkisi üzerinden, gerekse gündemin özel yönleri üzerinden değinildi. Sermayenin kendi iç iktidar mücadelesi temelinde yapılan türban tartışmalarında gençliğin bir taraf olmaması gerektiği belirtildi. Türban tartışmalarında karşıt iki taraflarmış gibi karşımıza çıkan her iki kliğin de gerek Kürt halkına yönelik saldırılarda, gerekse paralı eğitim uygulamalarında birlikte davrandıkları vurgulandı. Türban tartışmaları karşısında gençliğin oyuna gelmemesi ve gericilikten gericilik beğenmek zorunda olmadığına dikkat çekildi.
Ardından türban tartışmalarında siyasal gençlik gruplarının tutumlarının tartışıldığı ikinci bir sunum gerçekleştirildi. Bu bölümde gençlik örgütlenmelerinin türban karşıtı bir tutum içerisine girmelerinin politik anlamı üzerinde özel olarak duruldu. Üniversitelerde bugünden ortaya çıkan pratik tutumlar ve söylemler üzerinden örnekler verildi ve AKP'nin karşısında olmanın "YÖK Başkanı istifa!" demekle aynı anlama geldiği ve gençliğin hiç de kendi gündemi olmayan bir konuya yönlendirmek istendiği belirtildi. Bu sunuma ilişkin katılımcılar da konuştu. Bu konuşmalarda ağırlıklı olarak “gericilikten gericilik beğenmiyoruz” söyleminin altı dolduruldu. Ve yine üniversitelerde siyasal gençlik örgütlenmelerinin başka bir kesimi tarafından "demokrasi" adına türbana destek veren politik tutumları eleştirildi.
Bu bölümde gençlik kesimlerinin kendi sorunları ekseninde mücadeleye sevk edilmesi ve türban tartışmalarının bir aldatmacadan ibaret olduğu vurgulanarak gençlik hareketi içindeki kimi öznelerin, gençlik kesimlerini türbanın karşısında ya da yanında tanımlayan yaklaşımlarına karşı da mücadelenin önemi vurgulandı.
Etkin bir deneyim paylaşımı!
Birinci oturumda daha sonra çeşitli üniversitelerden katılımcılar kendi yerellerinde oluşturdukları kimi özgün deneyimlerine ilişkin sunumlar gerçekleştirdiler. Bu bölümde ilk olarak İstanbul Üniversitesi'ndeki Kamp-Üs deneyimi aktarıldı. Bir dönem boyunca Kamp-Üs faaliyetinin gündemleri ve bu gündemler üzerinden örülen faaliyetin özetlendiği sunumda, bundan daha önemli olarak bir yerel yayın faaliyetinin önemi ve nasıl ele alınması gerektiği üzerine anlamlı aktarmalar yapıldı. Özellikle yerel yayının sadece bir propaganda araçı olmadığı, esas olarak bir örgütlenme araçı olduğu vurgusu anlamlıydı. Kamp-Üs faaliyetinin gündemlerinin belirlenmesinden çeşitli konu başlıklarına kadar ekiplere dayanarak hazırlandığı anlatıldı.
Kamp-Üs faaliyetine ilişkin sunumun ardından YTÜ adına yapılan bir sunumda çok yönlü bir faaliyetin taşıdığı öneme dikkat çekildi. Ticari eğitime ilişkin genel sorunların yerel gündemlerle birleştirilerek ele alınmasının önemi vurgulandı. Bu sunumun ardından Çukurova Üniversitesi'nden meslek yüksek okullarındaki çalışmanın önemi ve bu alanda elde edilen deneyimler üzerine bir sunum gerçekleştirildi. Alanın zorluklarının da tanımlandığı bu sunumda, zorluklardan daha çok olanakların altı çizildi. MYO'ların sermaye için ne anlam ifade ettiğinin tanımlandığı sunumda, işçi ve emekçi kökenli gençliğin bu alanlarda toplandığı belirtildi. Yeni dönemde Adana'da MYO çalışmasının “Sermayenin kölesi, diplomalı işsiz olmayacağız!” şiarıyla sürdürüleceği belirtildi ve bu şiarla Mart ayının sonunda bir etkinlikle tamamlanağı belirtildi ve tüm alanların MYO'lara yönelmesinin gerekliliği hatırlatıldı.
MYO sunumu kadar önemli ve çarpıcı bir diğer sunum ise Bornova KYK Yurdu’ndaki çalışmanın deneyimi aktarıldı ve yurt çalışmasının öneminin altı çizildi. Bu sunumda özellikle yurtların genel yapısı, sorunlar, yurtlardaki öğrenci profili ve yurtlarda gelişebilecek refleks tepkiler ve bu tepkileri kalıcılaştırmanın yolları tartışıldı. İzmir'de yaşanan bir dizi somut örneğin verildiği sunum oldukça ön açıcı oldu.
İlk bölümde ayrıca Toplumcu Mimarlık ve Mühendislik Öğrencileri adına da bir sunum yapıldı. İstanbul'da Odaların Öğrenci Komisyonları üzerinden sağlanan birliktelik ve bu birlikteliğin temel bir gündemi haline gelen TMMOB 2. Öğrenci Üye Kurultayı'na değinildi.
Öğrenci Üye Kurultayı'nın verimli geçebilmesi, TMMOB bürokrasisinin bir fason kurultay örgütlemesinin önüne geçebilecek politik eksen ve yoğunlaşma alanları belirtildi. Bu bağlamda Oda komisyonlarında çalışmanın önemi vurgulandı. Ancak bunun yeterli olmayacağı öğrencilerin esas olarak üniversitelere yüzünü dönmesinin şart olduğu da söylendi.
Bu bölümde ayrıca İzmir'de halen devam eden bir yemekhane boykotunun deneyimi aktarıldı.
Liseliler de bu bölümde söz alarak ikinci dönem meslek liseleri, dershaneler ve düz liseler olmak üzere 3 ayrı kurultay örgütleyeceklerini ilan etti ve hedeflerini tanımladı. Liseli gençlik platformlarının öneminin de altının çizildi ve önümüzdeki dönem planlaması ayrıntılı olarak aktarıldı.
Oldukça verimli ve canlı tartışmaların yapıldığı bu bölümde başka bir dizi başlık daha ele alındı. Bu başlıkların biri de Çukurova Üniversitesi'ndeki kültürel-sanatsal alandaki kurumsallaşma tartışma ile İstanbul Üniversitesi'nde yürütülen düzenli etkinliklerin anlam ve önemine ilişkin tartışmalardı.
Divanın yapılan sunum ve tartışmaları toparlamasının ardından ilk bölüm tamamlandı.
Birleşik, devrimci bir gençlik mücadelesi ve örgütlenmesi için ileri!
İkinci bölümde birleşik bir gençlik örgütlenmesi deneyimi olarak Genç-Sen ve bu zemine müdahalenin olanakları, yol, yöntemi ve araçları üzerine çeşitli tartışmalar yapıldı.
Bu bölümde oldukça kapsamlı bir sunum yapıldı. Sunumun sadece Genç-Sen'e özgü olarak anlaşılmaması gerektiği vurgulandı ve herhangi bir gençlik örgütlenmesi ilgili kıstaslara ve ilkelere değineceği belirtildi. Bu çerçevede gençlik hareketinin sorunları ve bu sorunların yıldan yıla derinleşen yapısı tanımlandı. Gençliğin geçmişte ileri kesimlerini oluşturan güçlerin bugün gençlik örgütlenmeleri ile olduğu kadar sol düşünce ile de arasına bir mesafe çektiğine dikkat çekildi ve bu tabloyu değiştirebilmenin önemli bir zemininin de birleşik bir mücadeleden geçtiği ifade edildi.
Genç-Sen'in sanıldığı gibi bir sihirli değnek olmadığı, gençlik hareketinin sorunlarının bir sendika kuruldu diye çözülmeyeceği belirtildi. Yine de bugünkü sınırı ne olursa olsun Genç-Sen'in varolan birleşik yapısının son yıllardaki ortak bir zeminin en güçlü bir ifadesi olduğu belirtildi.
Konuşmada ayrıca Genç-Sen fikrinin ilk ortaya çıkışı, DİSK'in rolü, dahası DİSK ile bir takım pazarlıklara girerek sendikadan koltuk kapma siyaseti yürütenlerin durduğu zemin ve bunun gençlik hareketinde yolaçabileceği muhtemel sonuçlara dikkat çekildi. Genç-Sen içerisinde ik ayrı eğilimin olduğu belirtildi. Bu eğilimlerden liberal ve uzlaşmacı olanının Genç-Sen Kurucu Genel Kurulu’na hakim olduğu belirtildi. Ancak bu eğilimin hakimiyetinin zaman içinde etkisizleştirilip kırılmadığı koşullarda Genç-Sen diye bir şeyin kalmayacağına da dikkat çekildi.
Genç-Sen'in ticari eğitime karşı mücadele açısından taşıdığı olanaklara da dikkat çekilirken ticari eğitim karşıtı gençlik güçlerinin bu olanağı mutlaka değerlendirmesi gerektiği belirtildi. Bu bağlamda Ticari Eğitim Koordinasyonu bileşenlerinin bulunduğu her yerelde Genç-Sen faaliyetlerine aktif katılmalarının önemene vurgu yapıldı.
Bu sunumun ardından 15-20 üniversitedeki Genç-Sen deneyimini anlatmak üzere birçok katılımcı söz aldı. Yapılan tüm konuşmalarda Genç-Sen'e yönelik ikinci dönemde gerçekleştirilecek müdahalenin yerel ölçekli yönü ve gündemleri tanımlandı. Yapılan konuşmalarda dikkat çekici olan ise, Genç-Sen'in hemen tüm yerellerde tanıtım kampanyalarının ötesine geçen bir hattı izlenmediğ, hatta kimi yerellerde faaliyeti üniversite dışına çekme eğiliminde olduğu belirtildi.
Yapılan konuşmalarda ortak vurgu şuydu: Bu tablonun belirleyiciliğin mutlak olmadığı, sistematik bir müdahale ile bunu aşılabilmesinin olanaklarının bugün bir dizi yerelde şimdiden mevcut olduğu vurgulandı.
Canlı tartışmalar ve deneyim aktarımlarıyla geçen ikinci oturumun kapanış konuşmasında da Genç-Sen'e koltuk sevdasını egemen kılınmaya çalışılan liberal, uzlaşmacı ve ilkesiz tutumların anlamı tanımlandı ve bu haliyle bir birleşik gençlik örgütlenmesi deneyiminin heba edilebileceği riskine değinildi.
Koordinasyon toplantısına Türkiye genelinde 25 üniversiteyi temsilen 80 civarında öğrenci katıldı.
Toplantının sonunda tüm katılımcılar 24 Şubat günü düzenlenecek olan Emekçi Kadın Kurultayı'na katılmaya çağırıldı.
Toplantı önümüzdeki günlerde sonuç bildirgesinin açıklanacağının ifade edilmesi ile son buldu.
Toplantıya Mayısta Yaşam Kooperatifleri de katılarak Koordinasyon bileşenlerini ÖSS Forumu’na konuşmacı olarak katılmaya çağırdı.
Ekim Gençliği