05.09.2008
15.03.2008 22:16

İÜ Meclis toplantısı’nın gösterdikleri...

 

İstanbul Üniversitesi meclisi 13 Mart Perşembe günü toplandı. 15 Aralık Genç-Sen Kurucu Genel Kurulu’nun benzeri tabloların ortaya çıktığı, anti-demokratik bir havanın an be an teneffüs edildiği, bir kurgunun canlandırıldığı ve bundan dolayı bir çok insanın katkısını kısıtlayan bir toplantı gerçekleşti.

Kurucu Genel Kurul öncesindeki toplantılarda da Kurucu Genel Kurul’un sonrasındaki değerlendirmelerimizde de bugün için tabana dayanmadan taban inisiyatifini açığa çıkarmadan oluşturulan tüzüğün işlevsel olamayacağını söylemiştik. İÜ meclis toplantısında da bu sorunu yakıcı bir şekilde yaşadık. Herşeyin tüzüğün öngördüğü şekilde olması gerektiğini savunanlar, tüzüğün neye göre belirlendiğine dün olduğu gibi bugün de gençlik hareketinin ihtiyaçları doğrultusunda bir cevap sunamadılar.

MYK üniversite şubelerinin kurulması için son tarihi 15 Mart olarak belirlemiştir. Birkaç yereli dışta bırakırsak pratikte alanlarda varlık gösterememiş olan Genç-Sen’in kurucu genel kurulunda “seçilen” MYK şubeleşmeye, temsilcilerin seçilmesine ve bunların gününe karar vermiştir. Bunun da bir sonucu olarak Genç-Sen’in yerellerdeki tartışmalarında ve pratiğinde bu bloğun kendini üye toplamaya kilitlediğini görmüş olduk. İstanbul Üniversitesi Mart başında açıldı ve fakültelerde Genç-Sen faaliyetlerine ikinci dönem itibariyle başlandı. (ki her fakültesinde de çalışma başlamış durumda değil) 8 günlük bir alan çalışması üzerinden ve tabanla buluşmadan şubeleş

Meclis toplantısında öneriler tüzüğe takıldı

Toplantının ilk bölümü amaç, ilkeler ve de önergeleri oylama ile boğucu bir şekilde geçti. Bu bölümde, gündem önerilerine ve itirazlara verilen cevaplar çalışma üzerinden gelebilecek insanların hesaba katılmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Genç-Sen’in ne olduğuna dair bir aktarım gereksizleştirildi ve bugüne kadar yerellerde neler yapıldığına dair tartışma ikinci bölüme bırakıldı.

Oylamayla boğulan ilk bölümün bir kısmı geçtikten sonra Genç-Sen’i yeni tanıyan bir arkadaşın “Bu ilk şube toplantısı, bir araya geldik, ben daha önce Genç-Sen’in ne olduğunu neler yaptığını anlamak öğrenmek isterdim. Bir şeyleri oyluyoruz sadece” demesi üzerine divan “Eee ne yapalım yani, önerin ne? Bunları da yapmamız lazım.” diye cevap verdi. “Bence bu ilk toplantı tanıtıma dönük olmalıydı. Daha sonraki şube toplantılarında daha fazla genişledikten sonra temsilci seçimi yapılmalıydı.” diye fikrini belirtmesinin ardından, “Böyle abes tartışmalar açmayalım, alınmış bir karar var, bunları bugün yapmamız lazım. Bir tüzük var ona uygun davranmalıyız.” şeklinde cevap verilmiştir. Bunun ardından “Ben böyle bir tüzük tanımıyorum, bilmiyorum.” diye karşılık vermiştir. Bir arkadaşımız, divanın tarzının yanlışlığını belirterek, İÜ’nün yeni açıldığını ve alanda yapılan bir haftalık Genç-Sen çalışması üzerinden Genç-Sen’i tanımak ve yapılan işleri öğrenmek için geldikleri belirtilmiştir. İnsanları kazanmak gibi bir derdimiz varsa kendimizi anlatmamız ve doğru veya yanlış fikirlere saygılı olmamız gerektiği vurgulanmış, bu eleştiriye de hiçbir yanıt gelmemiş, tartışma atlanmıştır.

Tabanın ihtiyaçları doğrultusunda ve yerelin kendi tartışmalarında şubeleşmenin bir ihtiyaç olup olmadığı belirlenmemiştir. “Şu tarihe kadar şubeler kurulacaktır” kararına tabandan gelen itirazların karşısına her seferinde tüzük ve MYK’nın aldığı karar konulmaktadır. Bugün net görüp algılanmasa da ya da görmezden gelinse de pratikte karşımıza çıkan masa başında belirlenmiş bir tüzüğün hiçbir ihtiyacı karşılamadığıdır.

İkinci bölümünde yerel çalışma ve politika tartışması gerçekleştikten sonra seçim yapılacaktı. Bir çok kişinin gitmesi gerektiği söylenerek seçim öne alındı. Kısaca yerel çalışmalar aktarıldıktan sonra şube yürütmesi seçileceği ve adayların kendilerini tanıtacakları söylendi. Bu bölümde seçimlerin kendisine dair bir tartışma açıldı ve öneri sunuldu. Belirlendiği şekliyle şube yürütmesinin seçilmesi ardından şube yürütmesinin kendi içerisinde yapacağı seçimle üniversite meclisinin temsilcilerinin belirlemesinin yerine bir yöntem önerildi. “Bugün de bundan sonra da yapılacak tüm temsilci seçimleri yürütmenin dar bileşeninin seçimi ile değil meclis toplantısına katılan maksimum bileşenin seçimiyle gerçekleşsin.” denilerek açık bir seçim yapılması önerildi. DPG’li bir arkadaşın “Şube yürütmesi bugün için nedir ve İÜ için ihtiyaç mıdır, önce bunu konuşalım.” demesi üzerine her zamanki gibi önce tüzükte böyle yazdığı öne sürüldü. Temsilcilerin ayrı bir seçimle seçilmesinin tüzüğe uygun olmadığı tekrarlana geldi. Şube yürütmesi “İstanbul Üniversitesi’nin kampüslerinin iletişimini sağlamak için üye sayısına göre temsilciler seçilsin ve koordinasyonu sağlasın, buna da 7 kişi yeterlidir.” diye açıklandı. Merkez Kampüs’ten 2, Fen-Edebiyat’tan 2, Çapa’dan 2, Avcılar’dan 1 temsilciyle oluşacak bir şube yürütmesi formule edildi. Burada çalışmanın olduğu Yabancı Diller Fakültesi ve Konservatuvarın da olduğu söylendi. 7 tanenin yeterli olduğu, 9 olmasının gereksiz olduğu, Yabancı Diller’in Merkez Kampüs’e, Konservatuvar’ın Edebiyat Fakültesi’ne bağlanması söylendi. Avcılar Kampüsü gibi hiçbir çalışma başlatmamış, hiç toplantı almamış bir yerden temsilci olması gerekli kılınırken, sistematik bir çalışmaya başlamış, açık toplantısını almış Yabancı Diller’in Merkez Kampüs’e bağlanması önerildi. Bu örnek ve ille de 7 kişilik yürütme diye ısrar etmeleri gösteriyor ki yapılan çalışma değil, tek başına yapılmış üyelerin kafa sayısının temsiliyetinden bahsetmektedirler.

Birleşik, kitlesel ve devrimci bir gençlik örgütlenmesi tek başına yapılmış üyelerle değil, gençliğin gündemlerini önüne koyarak ve gençlik hareketinin tıkanma noktalarını aşma yönlü, fiili-meşru bir mücadeleyle oluşturulur. Bu bakıştan yoksunlukla Genç-Sen’in sonu doğmadan mezara girmektir. Keza bunun üzerine yapılan tartışmaya verilen cevaplar da mücadele perspektiflerini ortaya koymuştur. İlk bölümde Genç-Sen’in yasallığının ne boyutta olduğunu soran kişi ardından Genç-Sen’in insanlar tarafından sahiplenilmesi ve kitleselleşmek için insanların gözünü korkutmamak gerektiğini, ufak sorunları işleyerek başlamakla genişleyeceğini, ilk elden Genç-Sen’in bunlarla iş yapması gerektiğini söyledi.

Elbette yerellerin, bölümlerin vs. kendilerine özgün sorunları tanımlanmalı ve bunlar işlenmelidir. Ama bugün sadece bununla sınırlı hareket etmesinin gerekliliğinin teorize edilmesi yanlıştır. Konuşma sırasına buna dair “Yerelde yapacağımız çalışmalar özgün sorunları işleyebilir. Avrupa’daki sendikaları örnek vererek konuştun. Avrupa’daki sendikalar öğrencilerin sorunlarını işleyerek ve fiili-meşru bir mücadele hattı önüne koyarak kitleselleşmiştir ve mücadeleyi yükseltmiştir.” denilmesinin ardından vurgulanması gerekenin küçük kazanımlarla güven kazanmak olmadığını söylendi. Bunun üzerine icazetçi çizgilerini bir kere daha karşımıza çıkardılar. EHP’li bir arkadaş bahsettiğimiz fiili-meşru mücadeleyi öneri olarak algılayıp oylamadan önce söyleyecekleri olduğunu söyledi ve bu önerinin çok doğru olmadığını iddia etti. Bunun üzerine fiili meşru mücadelenin ne anlama geldiğinin anlatılmasının ardından, yine EHP’li arkadaş “Fiili-meşruluk bizim için bir iç tartışmadır” dedi. Bu sözler bizi şaşırtmadı, bu siyaset aynı bakışın ürünü olarak bugünün koşullarında üniversitelerde çalışma yapmama kararı almış bunu da büyük bir rahatlıkla dile getirmişlerdi.

Şube yürütmesinin seçiminin ardından yerel önerilere dair konuşmalara geçildi. Salonun büyük kısmının oy kullandıktan sonra boşalması da “üyelerin” üniversitedeki yapılacak çalışmaya dair tartışmayı ihtiyaç olarak görmediklerini de göstermiş oldu. Ve baştan bu tartışmaları yapmak için gelmiş arkadaşların tartışması abes bulunmuş bunun üzerine toplantıdan çıkmışlardı.

Bu bölümdeki konuşmalarda, yerellerde toplantıların düzenli alınması ve çalışma başlamamış yerlerde başlaması, İÜ meclisinin aylık periyotlarla toplanması, SSGSS’nin işlenmesi, Tuzla sürecindeki gibi işçi ziyaretlerinin yapılması, Genç-Sen’e dönük yaşanan saldırılara karşı dayanışma gerçekleştirilmesi ve Genç-Sen’in Kürt gençliğini de bu birlikteliğe kazanmak için çaba harcaması gerektiği üzerinden öneriler yapıldı.

Bir kez daha kendini gösteren tablo

İÜ meclis toplantısında ortaya çıkan tablo kendini yapılan önceki tartışmalarda da göstermişti. İÜ Genel Kurulu öncesinde yapılan İstanbul Üniversitesi toplantısında tartışmalar sadece şube yürütmesine kaç kişinin seçileceğine, temsilciler meclisine kaç kişinin gideceğine sıkıştırılmış, pratik-politik çalışma önemsizleştirilmişti. Yerellerin tablosunun kısa bir aktarımının ardından “acil ihtiyacın” şube yürütmesini nasıl belirleyeceğimiz olduğu söylenmişti.

3 Mart’ta açılan İstanbul Üniversitesi’nin önüne şubeleşmek için sadece on gün konulmuştur. Bunu İÜ aktivistleri değil MYK belirlemiştir. Tabanın ihtiyaçları, yerelin özgün koşulları gözetilmemiş, önemsenmemiştir.

Ayrıca gençlik hareketinin sorunlarından kopuk MYK tarihsel gündemlerden de ne kadar uzak olduğunu göstermiştir. Mart ayının gündemleri ve yoğunluğu gözetilmemiştir. Bunu Genel Kurulu 6 Kasım öncesindeki haftaya koyma önerisini onaylarken de göstermişlerdir.

Açığa çıkan tablo gösteriyor ki Kurucu Genel Kurul’a damgasını vuran bakış hala hüküm sürmektedir. Bizler alanlarda kitle çalışması yaparak gençlik hareketini yükseltmek, taban inisiyatifinde gelişen birleşik, kitlesel ve devrimci bir gençlik örgütlenmesi oluşturmak için iradi çabamızı ortaya koymaya devam edeceğiz. Yükselecek devrimci gençlik hareketi bir tüzüğün sınırlarına sığmayacağını bir kez daha gösterecektir.

İÜ / Ekim Gençliği


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31