04.12.2008
13.03.2008 19:49

YTÜ Davutpaşa çalışmalarından…

 

Genç-Sen: Üst geçit talebini dillendiriyor…

(13.03.08) -YTÜ Genç-Sen olarak üst geçit talebi üzerinden çalışmalara devam ediyoruz. Üst geçit sorununu gündemleştirerek başladığımız çalışmayı imza kampanyasıyla sürdürüyoruz. Geçtiğimiz hafta hazırlık binasında imza metnini kullanmaya başlamıştık. Bu talebi dillendiren herkesi bu çalışmanın bir parçası yapabilmek için imzaları bizim toplamamız yerine sınıflardan temsilcilerin toplamasını sağlamaya çalıştık. Sınıflarda konuşmalar yaparak sorunu ve bu sorun üzerine nasıl hareket etmemiz gerektiğini, imzaların hangi koşullarda sonuç üretebileceğini konuştuk. Birçok arkadaşımız da bu konuda istekli oldular.

Bugün de okulun girişinin yoğun olduğu sabah saatlerinde üst geçit sorununa değinen, toplantı çağrısı yapan bildiri dağıtımı gerçekleştirdik. Yola “Kimin ölmesini bekliyoruz? Üst geçit istiyoruz!” yazılı bir kukla astık. Yaklaşık 20 dakika içerisinde 300 bildiri kullandık.

14 Mart’ta Beyazıt’tayız!

14 Mart’ta Beyazıt meydanında gerçekleşecek eylemin çalışmasını propaganda düzeyinde yapmaya başladık. Ortak afişleri Fen-Edebiyat ve hazırlık binasında kullanıyoruz. Ayrıca bildiri dağıtımı da gerçekleştirdik. Olanaklı olduğu ölçüde Can Dündar’ın Beyazıt katliamını anlatan belgesel gösterimini gerçekleştirmeye çalışacağız. Ayrıca yarından itibaren Beyazıt ve Halepçe katliamlarını işleyen bir duvar gazetesi kullanacağız.

Keyfi kimlik dayatması!

14 Mart eylem çağrısı afişlerini asarken yine ÖGB’nin keyfi olarak kimlik dayatmasıyla karşılaştık. Afiş asan arkadaşlardan birine öğrenci olup olmadığı soruldu, kimlik göstermesi istenildi. Biz de bu okulun öğrencisi olduğumuzu, üniversitede yeri olmayan özel güvenliğe kimlik göstermeyeceğimizi, kaldı ki öğrenci olmasak bile üniversitelerin topluma açık yerler olması gerekliliği üzerinden, üniversitenin olanaklarından faydalanmak isteyenlerin üniversiteye girebileceğini ifade ettik. Kimlik göstermediğimiz koşulda kampüs dışına çıkarılacağımızı söylediler. Teneffüsün girmesiyle gerginlik çıkarmamayı, öğrencilerin gözü önünde kendilerini teşhir etmemeyi tercih ettiler. Teneffüs sonrasında onlarca ÖGB ile kimlik gösterme dayatmasında bulundular ve aksi taktirde bina dışına çıkaracaklarını söylediler. Bizim, burada dersi olan hazırlık öğrencilerinin eğitim ve öğrenimlerini engelleyemeyeceklerini söylememiz üzerine o zaman dersi olmayanların çıkartılacağını söylediler. Biz de çıkmayacağımızı tekrar ifade edip kantine oturduk. Bunun üzerine yaklaşık 5 dakika bekledikten sonra yanımıza gelip hazırlık öğrencilerinin dışındakileri işaret ederek bundan sonra bu kampüse girişlerimizin yasaklandığını söylediler. Bunun üzerine bir arkadaşımız ajitasyon konuşması ile yaşananları orada bulunan öğrencilere teşhir etti. Daha sonra ÖGB hiçbirşey yapamadan ayrıldı.

Son bir haftadır devamlı olarak ÖGB’nin kimlik ya da afişler üzerinden keyfi tutumlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Ancak şu açık ki baskılar bizi yıldıramaz! Politik faaliyetimiz hiçbir şekilde engellenemez!

Önceki yaşanan kimlik olayını ve sonrasındaki ÖGB’nin tehditkar tutumlarını teşhir eden bir çalışmayı bugünkü faaliyetimize konu etmeyi düşünmüştük. Bunun için sabah okula toplu giriş yapmayı planlamıştık. Bu planlamalar doğrultusunda bu sabah giriş sırasında yine anti-demokratik uygulamalarla karşılaştık. ÖGB bize isimlerimizle hitap ederek bizlere kimlik gösterme dayatmasında bulundu.

Daha sonra fakülte içerisinde konuyu teşhir eden Genç-Sen imzalı duvar gazetesi ve bildiri kullandık. Ek olarak üst geçit sorunu üzerinden imza toplamayı sürdürüyoruz.

Bugün sistematik toplantılarımızı yaparak toplam çalışma ve üst geçit sorunu üzerine konuştuk. Toplantının bir diğer konusu ise Genç-Sen çalışma süreci içerisinde ortak bir tutum alınmasının gerekliliğiydi. Bu konuyu dile getirmemizin nedeni ise çalışma sırasında karşılaşılan baskıcı mekanizmalar karşısında net bir tutum alınamamasıydı. Giriş kapısında yaşanan kimlik sorunun da EHP’li arkadaşın çekip gitmesi, dünkü olayı teşhir eden bildiriye karşı, “Genç-Sen’i devamlı kavga eden, kavgacı bir örgütlülük olarak algılatıyoruz” ya da “daha önceki sürece dayanan basın açıklaması yapmayabiliriz, çünkü müdahale olabilir” tartışması bu konuyu açmamızın gerekçelerinden sadece bir kaçı.

Bu anlayış, kendi gerici kaygılarını, kendi korkularını, politikasızlıklarını, “kitleler korkar” gerekçesi ile meşrulaştırmaya çalışmaktır. Bugün aynı anlayış, soruşturma açılır gerekçesiyle okullarda, alanlarda çalışma yapmaktan kaçınan anlayıştır. Genç-Sen içerisindeki reformist eğilimin cisimleşmesidir. Örgütlülüğü militan bir hak alma mücadelesinden koparan anlayıştır. Çok açıktır ki bu anlayış Genç-Sen içerisinde var olduğu sürece devrimci, meşru, militan bir hareketi yaratabilmek olanaksızdır.

“Kürt” kelimesine tahammülsüzlük!

Bugün hazırlık binası içerisinde 16 Mart üzerine hazırladığımız bir duvar gazetesi kullandık. Beyazıt ve Halepçe katliamlarını anlatan duvar gazetesinin Halepçe katliamını anlatan kısmı yönetim tarafından “sakıncalı” bulunarak, sadece o kısmının çıkarılması istendi. “Kürt halkı hala saldırılara maruz kalıyor, hala inkar ediliyor. Kardeşlik ve özgürlük isteyen Kürt halkının sesi operasyonlarla, kanla bastırılmak isteniyor” ibaresi çıkarıldığı taktirde müdahale edilmeyeceği söylendi. Biz böyle tartışmamız olmadığını ve duvar gazetesini kaldırmayacağımızı ifade ettik. Tartışmamız sonucu bu ibarenin bugün güncelliğini ve doğruluğunu koruduğunu ve Kürt halkının taleplerinin sahiplenilmesi gerekliliğini vurguladık. Bu tartışmalar sırasında özelikle Kürt öğrenciler gazeteyi sahiplendiler. Sonuç olarak ÖGB, gazetenin sahiplenilmesiyle saldırgan tutumunu sürdüremedi.

 Davutpaşa / Ekim Gençliği


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4