17.05.2008
18.03.2008 15:57

Ankara’da Genç-Sen çalışması ve seçimlerden yansıyan ilkesizlik

 

İlk sendika fikri ortaya atıldığından beri kimi dar grupçu anlayışların hakim olduğu Genç-Sen, “gençlik hareketinin geliştirilmesinde bir engele mi yoksa bir araca mı dönüşecek?” sorusunun cevabını arıyor. Başta ODTÜ olmak üzere hemen hemen bütün üniversitelerde şöyle veya böyle bir çalışma yürüyor. Yaklaşık 1,5 yıldır birçok tartışmayı içerisinde barındırarak yol yürüyen Genç-Sen, Kurucu Genel Kurul’dan yansıyan ilkesiz pazarlıklar ve liberal reformist dar grupçu bir bloğun hakimiyeti altında. Kurucu Genel Kurul dahil tartışma ve taban inisiyatifi yaratmanın olanaklarını kapayan anlayışın, birçok yerelde çalışmaların ve toplantıların başlatılmasıyla devrimci müdahalelerle kırılabileceği açıktır. Bu açıklık ancak ve ancak sendikayı amaçlaştırmadan, mücadelenin bir aracı olarak pratik faaliyet içerisinde büyütülerek ve işletilerek sağlanabilir.

Öncelikle yerellerde yürütülen faaliyetler üzerinden, hem mevcut durum hem de geleceğe yönelik hedeflerle ilgili bir tartışma yürüteceğiz. Ardından Temsilciler Meclisi’ne giden yolda gerçekleştirilen seçimlerde yansıyanları aktaracağız.

ODTÜ

Genç-Sen çalışmasına ilk başlayan okullardan biri olması ve geçen sene hazırlıklara yönelik genel propaganda ve “reklam” faaliyetinin yapılmasıyla belirli bir niceliğe ulaşan ODTÜ’de, Genç-Sen’e yönelik duyuru çalışması pratikle buluşmadığı oranda geçen sene yakalanan niceliksel birikimin gerisinde bir tablo var. Bu dönemin başlamasıyla alınan ilk toplantılar öncelikle yine Genç-Sen’in duyurusunun yapılması eksenine sıkıştırılmaya çalışıldı. Hatta buna gerekçe olarak “henüz hiç birimiz üye değiliz, toplansak da karar alamayız, pratik faaliyet yapamayız, Genç-Sen adını kullanamayız!”  fikri öne sürüldü; Anti-Kapitalist’ten ve MYK üyesi olan arkadaş tarafından. İlk toplantıya 50’ye yakın öğrenci katılmasına rağmen iş yaptırmama tavrı tüzüğe bağlanarak güçlendirilmeye çalışıldı. Ancak buna karşı grevdeki TEGA işçilerinin ziyaret edilmesi, okuldaki fotokopi fiyatlarının düşürülmesine dair 2 somut önerinin pratik ayakları örülmeye başlandı. Ardından 2. toplantıyla beraber bu pratik önerilerin yanı sıra seçime dair tartışmalar yapılmaya başlandı. Ancak bu tartışmalar daha sonraki bir toplantıya atıldı. 2. toplantının başında yine MYK üyesi olan arkadaş toplantı yeter sayısı için salt çoğunluğun olup olmadığına baktı. Neyse ki yeterli sayı vardı, bu seferlik… TEGA Grevine destek olmak için tek günlük bir çalışmayla 26 öğrencilik bir ziyaret gerçekleştirildi. Pazartesi alınan toplantıda Çarşamba günü ziyaret kararı çıkartıldı. DPG’li arkadaşlarla beraber daha sonra yapılacak bir ziyareti; hem çalışmasının yapılması açısından hem de katılımı arttıracağı için savunsak da, Anti-Kapitalist, İşçi Mücadelesi, SGD, Genç Kurtuluş’tan arkadaşlar ziyaretin 2 gün sonra yapılmasını önerdiler. SGD’nin, 6-7 kişiyle katıldıkları toplantıda Perşembe ve Cuma Ankara’da olmayacaklarını Diyarbakır’a gideceklerini söylemeleri nedeniyle ziyaret Çarşamba günü gerçekleştirildi. Ancak çoğunluğu bu 4 siyasetin örgütlü insanlarından oluşan 23 kişi Çarşamba ziyareti için el kaldırırken yalnızca bu arkadaşlardan 5 veya 6’sının TEGA ziyaretine gelmesi, ziyareti daha sonra yapalım diyen neredeyse herkesin ziyarete gelmesi düşündürücüydü. İş yapmaktan öte ‘yapalım da bitsin’ havası hakimdi. Ayrıca ODTÜ’de TEGA ve Tersane işçilerinin çağrılmasıyla yapılacak bir etkinlik için komisyon oluşturulmasına rağmen bu konuda hiçbir sonuç çıkarılamadı. Bu süreçte okulda masalar açılarak hem üye kayıtları yapıldı hem de kantinlerde, sınıflarda, yurtlarda fotokopi fiyatlarının düşürülmesine yönelik dilekçeler toplanmaya başlandı. Çok kısa bir sürede imza sayısı 2-3 bine ulaştı. Anlamlı bir imza kampanyası örgütlense de henüz bu çalışmanın nasıl bir sonuca bağlanacağı konuşulamadı.

Seçim toplantısı…

Seçimin nasıl yapılacağına dair toplantı tarihi yaklaşık 10 gün öncesinden belli olmasına rağmen “tüzüksel” normlara uygun bir toplantı alınamadı. Çünkü 83 üye olmasına rağmen 42 olan salt çoğunluk sağlanamadı. Bir süre beklenmesine rağmen katılımın yeterli sayıya ulaşmaması nedeniyle bir MYK üyesi tarafından toplantının ertelenmesi veya “arkadaşlarımızı arayalım, gelsinler”  önerisi sunuldu. Başlangıçta SGD’li arkadaşlar karşı çıksa da daha sonra “madem tüzük söylüyor uyalım” dediler. Toplantıya katılanların çoğunluğu yeni bir toplantı alınmasını uygun bulunca toplantı bitirildi. Ancak ODTÜ’de bulunan 2 MYK üyesinden birisinin toplantıya dahi gelmemiş olması, Genç Kurtuluşçu Kadınların toplantıyla aynı saate etkinlik koyması düşündürücüydü. Toplantı yeter sayısı için 5 kişilik bir katılım yeterliydi. Toplantıya özellikle örgütlü insanların katılmaması da dikkat çekiciydi.

Yapılan 2. toplantıda ise 60’ın üzerinde olan katılım ile salt çoğunluk çok kolay bir şekilde sağlandı. Oluşturulacak yürütme kurulu üzerine saatlerce tartışıldı. Bu kurulun 7 veya 9 kişiden oluşması, bu kişilerin  hangi sorumlulukları alması  gerektiği, oylamanın tek tek mi, blok olarak mı yapılacağı, bir öğrencinin kaç oy kullanacağı (<st1:metricconverter productid="1 mi" w:st="on">1 mi</st1:metricconverter> yoksa 7 tane mi)” üzerine tartışmalar sürdü. Sonuç itibariyle 7 kişilik bir yürütmenin oluşturulmasına, her oy kullananın da 7 oy hakkına sahip olmasına karar verildi. Öncelikle tek tek oy kullanılması gerektiğini ve bu yapılmadığında Kurucu Genel Kurul’da olduğu gibi bloklaşmanın yaşanacağını, bu bloklaşmanın da siyasetler arasında pazarlıkları doğuracağını, her ne şekilde olursa olsun belli anlayışların saf dışı bırakılmaya çalışıldığını söylememize rağmen tartışmalar kısa tutularak oylamaya geçildi. Oylama Anti-Kapitalist, İşçi Mücadelesi, SGD, Genç Kurtuluş’un 7 oy hakkını desteklemesiyle sonlandırıldı. Temsilciyi yürütmenin değil, öğrencilerin seçmesi veya en çok oy alanın temsilci olması üzerine tartışma dahi yürütülmedi.

Seçim günü geldiğinde 134 üyesi olan ODTÜ’de öğleden sonra yaklaşık 4 saat boyunca sandık kurularak oylamalar yapıldı. Sözde gizli ve kapalı yapılan oylamada sandık başında adayların olması, arkadaşları geldiğinde arkadaşlarına oy kullanmada yardım etmeleri görülmeye değerdi. 16 aday olmasına rağmen oy kullananların adayların çoğunu tanımıyor olmaları, henüz çalışma oturmadan yapılan seçimde insanların 7 oy hakkı olmasına rağmen 7 oylarını verecek aday bulamamalarına neden oldu.

Seçimin sonucu ise tahmin edileceği üzere 7 oy hakkını savunan siyasetlerden oluşan 6 ve Eşitlik Bürosu’ndan sorumlu olmak isteyen bir arkadaştan oluşan 7 kişilik bir yürütmenin seçilmesiydi.

7 kişilik yürütmenin 3 temsilciyi nasıl seçtiğini ise toplantılar gizli yapıldığı için bilemiyoruz. Seçimden yansıyanlardan bahsedecek olursak, seçime bu kadar önem verilmesine ve “gizli yapmalıyız, tüzük böyle diyor” denmesine rağmen alabildiğine açık bir seçimin yapılmasıydı. Herkes oylarını yazdıktan sonra zarfa koyuyor olsa da kantine gidip oy kullanan, sandık başında 4-5 kişinin arasında yönlendirmeler, konuşmalar ve tanıtımlar eşliğinde oy kullanılması, SGD’li bir arkadaşın bizim desteklediğimiz bir öğrenciye “aday olduğunu daha önce bilseydik, beraber hareket ederdik” sözleri… daha saymaya gerek yok. Bizlere göre her seçim, herkese açık bir toplantıda, gizli ve masa başı pazarlıklara en az fırsat tanıyacak şekilde yapılmalıdır.

Bu noktadan sonra söyleyecek başka bir şey bulamıyoruz. Bizler için önemsiz olan bir yürütme için bu kadar söze de gerek yoktur, ancak, aynı şeyi ifade etmelerine rağmen mevcut tavırlarının ilkesizliğini ortaya koymak bizlerin sorumluluğudur.

Bundan sonra da bütün yaşananları tüm açıklığıyla ortaya koyacağımız sözüyle, ODTÜ’de Genç-Sen çalışmasını toplantılardan ve masa başı tartışmalardan çıkartarak, anlamlı pratikler örgütlemesinin önünün açılması için mücadele edeceğiz. Bugün için bunun olanakları hiç olmadığı kadar vardır.

Hacettepe Üniversitesi

Kurucu Genel Kurul’a kadar hemen hemen hiçbir pratik faaliyet gerçekleştirmeyen Genç-Sen çalışması bu dönemin başlamasıyla ilk toplantısını ve ilk pratik tartışmasını da gerçekleştirmiş durumda. Henüz pratikle buluşamayan tartışmalar olsa da ilk adımlar olması nedeniyle anlamlıdır. Okuldaki otomasyon sistemine, kantinlerin kapatılmasına ve bir yanıyla öğrenciler üzerinde oluşturulan gözetleme, takip, asosyalleştirme üzerinden yürütülecek bir çalışma öngörülüyor. Ayrıca film gösterimleri, kültür sanat etkinliklerinin gerçekleştirilmesi düşünülüyor. Ancak tartışmaların yeni başlatılması ve 15 Mart temsilciler meclisine az vakit kalması nedeniyle seçim tartışmaları öne geçti. Seçimin nasıl yapılacağı üzerine yapılan toplantıda her yerelde savunduğumuz üzere her öğrencinin tek oy hakkı olması gerektiği ve hiçbir ilkesiz seçim pazarlığına fırsat vermeme anlayışını savunduk. Seçilecek 5 kişilik yürütme kurulu’nun ve temsilcinin işleri yöneten, karar veren değil sadece düzenleyen olması gerektiği ve her kararın toplantılarda alınması gerektiği üzerine tartışmalar yaptık. Sonuç olarak herkesin tek oy hakkının olduğu yürütme kurulu seçimi gerçekleştirildi. Seçim günü 43 üye olduğu söylenildi ve seçime katılan 38 kişinin oylarıyla yürütme belirlendi. Herkesin tek oy kullanması neticesinde yürütmede dengeli bir temsiliyet sağlandı. Ancak toplantılara hemen hemen hiçbir katılım sağlamayan SGD’li bir arkadaşın yürütme kuruluna seçilmesi şaşırtıcıydı. SGD, TÜM-İGD, DPG, Ekim Gençliği ile bir bağımsız öğrenci de yürütme içerisine girdiler. Genç-Sen içerisinde bağımsız öğrencilerin olması, bu öğrencilerin sorumluluk alması ve mücadele içerisinde özneleşmesi elbette ki anlamlıdır. Bununla birlikte Genç-Sen politik faaliyetten uzak, sendikaya üye toplama ve öğrenci gençliğin boş zamanlarında film gösterimleri düzenleyip partiler vermesi gerektiğini söyleyen bağımsız arkadaşın savunduğu gibi bir yer değildir.

Üniversitede 43 üye olmasından kaynaklı 1 temsilci seçilecekti ve İGD’li arkadaşla bizim arkadaşımızın aday olduğu temsilcilik seçiminde İGD’li arkadaş 3 oy alarak temsilci seçildi. Sadece DPG’li arkadaşın desteklediği arkadaşımız doğal olarak temsilci seçilemedi. TÜM-İGD’li arkadaşın SGD’li arkadaşın desteğini alması dikkat çekicidir. Kurucu Genel Kurul’da liberal reformist bloğun dışında kalan TÜM-İGD, MYK seçilen bloğa ve kamplaşmaya karşı tavır almasına ve bu pazarlıkları mahkûm etmesine rağmen bugün geldiği yerde bunların dışında olmadıklarını göstermiştir.

Temsilci seçiminin yapılmasından hemen sonra aslında Hacettepe Üniversitesi’nde 53 üye olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da demek oluyor ki 2 temsilci seçilmesi gerekiyordu. Bunu üyelik formlarını toplayan İGD’li arkadaşa sorduğumuzda MYK’nın kendisine kimlik fotokopileri tam olmayanların üye sayılmadığını söylediği yanıtını aldık. Ancak böyle olsa dahi seçimde üyeliği kabul edilmeyen öğrencilerin çoğu oy kullanmıştır. Oy kullanılırken hiç kimseden belge veya kimlik doğal olarak istenmemiştir. Herkes birbirine güvenmiştir. Bu güven bize göre boşa düşürülmüştür. İkinci temsilcinin seçilebilmesi için iki günlük bir tartışma yapmak zorunda kaldık. Önce “53 kişinin formları tam değil” dendi. Sonra “53 kişinin hepsi seçimde önce üye olmamış olabilir” dendi. Bu arada “2. temsilci için 50 değil 20+50 yani 70 kişi gerekiyor” dendi.

Temsilciler Meclisi’nin olduğu sabah 2. temsilcinin de katılacağı açıklık kazandı. Doğal olarak temsilcilik için sadece 2 aday olmasından kaynaklı 2. temsilcinin arkadaşımız olması gerektiğini söyledik. Ancak yürütmedeki bağımsız arkadaşın 2 temsilci olacağını bilseydim ben de aday olurdum diyerek fikir değiştirmesi üzerine temsilcilik tartışmaları yeniden başlatıldı. Biz seçimin yeniden yapılmasını savunurken İGD’li arkadaş SGD’li arkadaşın bağımsız arkadaşı destekleyeceğini düşünerek, “kazanılmış hak var ben zaten temsilci seçildim, 2. temsilciyi diğer adaylar arasından seçelim” dedi. Bu kabul edilmeyince ve biz yürütmenin baştan seçim yapması gerektiğini söyledik. Kabul görmeyince mecburen İGD’li arkadaşın temsilciliğini 2 yürütme üyesinin oyuyla düşürdük. O ana kadar İGD’li arkadaşın da temsilci olması gerektiğini düşünmemize rağmen kendilerinin ilkesiz pazarlıkları doğrultusunda yapacak bir şeyimiz kalmadı. Okuldaki toplantıya da katılmayan, temsilciler meclisi toplantısına da gelmeyen SGD’li arkadaş telefondan oy kullanmaya çalıştı,  bu olmayınca da hemen yola çıkıp sırf oy kullanmak için toplantı salonuna geldi. 5 kişilik yürütmeyi, temsilciler meclisi toplantısının ilk oturumu devam ederken toplamak zorunda kaldık. Bu sefer de herkes 2 oy kullansın önerisiyle karşımıza çıkıldı. Bu tartışmaları daha önce yaptığımızı ve onaylanmadığını, yürütmenin de bu şekilde seçilmediğini ve ilkesiz pazarlıklara kılıf uydurulmaya çalışıldığı söylesek de 5 yürütme üyesinin 3’ünün oyuyla herkese 2 oy hakkı tanındı ve doğalında bizim arkadaşımız sadece DPG’li arkadaşın oyunu alarak seçilemedi. TÜM-İGD’li arkadaş ve bağımsız arkadaş temsilci seçildiler. MYK’yı bile hayretler içersinde bırakan pazarlıklar karşısında yapacak bir şeyimiz – o an için- kalmadı. Okula döndüğümüzde bu pazarlıkların ve tutumların hepsinin hesabı sorulacaktır. Bu elbette ki açık kitle toplantılarında tartıştırılacak ve teşhir edilecektir. Son bir not ise SGD’li arkadaş oyunu kullandıktan sonra salondan ayrılmıştır. Sadece pazarlıklar sonucunda oy kullanıp ayrılması, çalışmayı, GENÇ-SEN’i ne kadar önemsediğini ve nerede durduğunu göstermektedir. TÜM-İGD’nin ise yaşananlara dair bir açıklama yapmasını elbette bekliyoruz. Kurucu Genel Kurul’dan bu güne ne değişmiştir onlar için. Bizim için hiçbir şeyin değişmediği, ilkesiz pazarlıklar ve bloklaşmalar içerisine girmediğimiz açıktır. Çalışma alanımıza döndüğümüzde sergilediğimiz pratikle bütün bu pazarlıklara cevabımızı vereceğimizden bilinsin. GENÇ-SEN’de söz sahibi olmak temsilci seçilmekle değil, gençlik mücadelesi içersinde devrimci bir odak olmakla sağlanabilir. Bunu dost düşman herkes görecektir.

Ankara Üniversitesi

Genç-Sen çalışmasının yürütüldüğü 3 ayrı kampüs olmasına ve bu 3 kampüsün de gündemleri çok farklı olmasına rağmen ortak bir yürütme ve 3 kampüsü temsilen 2 temsilci seçilmek durumunda kalınmıştır. Bu kampüslerden DTCF için GEÇ-Sen çalışması içerisinde bulunmadığımızdan çok fazla söz söyleme şansımız yoktur. Ancak şunu söyleyebiliriz ki yapılan ilk seçim herkese yeterince ulaşılmadığı ve oldu bittiye getirildiği için iptal edilmiştir. İkinci bir seçimle 3 kişilik bir yürütme seçilmiştir. Bu arada temsilci seçimi A.Ü.’de yürütme her 3 kampüste 3’er kişilik yürütme seçmesinden sonra 9 kişilik yürütmenin 2 temsilci seçmesi ile yapıldı. Bu kısa notun ardından diğer iki kampüse dönebiliriz.

Cebeci Kampusu

Bu döneme kadar hemen hemen hiçbir pratik faaliyete imza atmayan GENÇ-SEN aldığı ilk toplantılarda örgütlü bir bileşenin dışına çıkamadı. Haklı olarak henüz iş yapmayan, pratikle bir bağı olmayan bir örgüte gelmek istememektedir öğrenciler. Bu yüzden yapılan afiş, bildiri ve üye toplama çalışması karşılık bulamamıştır. Ancak genel olarak “Geleceksizlik ve Diplomalı işsizlik” üzerinden bir çalışma yapılması ve ilk etkinlik olarak eğitim öğrencilerin geleceksizlik sorununun işlendiği 10 Nisan tarihinde bir panel düşünülüyor. Ardından Hukuk ve iletişim fakültelerinde de benzer paneller yapılması öngörülüyor. Henüz tartışmalar bir sonuca bağlanamamış olsa da bu paneller ve tartışmalarla 1 Mayıs’a yönelik bütünlüklü bir çaba var.

Yürütme seçimlerine gelecek olursak; 20’yi geçmeyen toplantılarda yürütülen tartışmalar sonucunda seçilecek 3 kişilik yürütme kurulu için herkesin tek oy hakkı olduğu bir seçim kararı çıktı. Sekreter, mali sorumlu ve muhabirlik olmak üzere 3 ayrı sorumluluk belirlendi. TÜM-İGD’li arkadaşlar belirlenen sorumluluklar üzerinden oylama yapılmasını önerdiler. Bunun blok oylamadan farkı olmamasına rağmen o an için toplantıda olan arkadaşların bunu hzlı bir şekilde fark edememesi bu tarzın kabul edilmesine neden oldu. Her fakülteden birer temsilci olsun önerisi ise karşılık bulmadı. Daha sonrasında yapılan seçime 16 kişi katıldı. Sekreterliğe aday olan arkadaşımız İGD’li arkadaşa karşı kaybederken diğer iki sorumluluğa aday olan birer kişi olması nedeniyle seçim dahi yapılmadı. Sekreterlik dışındaki iki sorumluluktan birine aday olan Genç Kurtuluş’tan arkadaş başka bir aday çıkınca çıkan adayın kadın olması nedeniyle kadın kotası sağlanması gerektiğini söyleyerek adaylığını geri çekti. Ancak temel olarak TÜM-İGD’lilerin toplantıya getirdiği niceliğe güvenerek her istediğini yapması, gözle görülür bir şekilde diğer konuşmaları umursamaz tavırları ve sonuç olarak yürütmeye seçilmeleri Hacettepe Üniversitesi’nde karşılaştığımız tavrın bir başka yüzüyle Cebeci’de de karşılaşmamıza neden oldu. Bu bizi şaşırtmadı. Ancak Genç-Sen’e yönelik tartışmalarımızda temel olarak taban inisiyatiflerinin geliştirilmesi ve MYK, Yürütme ve Temsilcilik gibi kavramların tabanın öngördüğü ve tabandaki tartışmaların ortak bir potada eritilmesiyle şekillenmesi tartışmalarımızda bugün için somut bir karşılık aldığımız söylenemez. GENÇ-SEN içersindeki hemen tüm siyasetler bu pazarlıkların ve kendi çıkarı söz konusu olduğunda anti-demokratik, dar grupçu dahi de olsa her türlü yöntemin uygulandığını görmüş olduk. Ancak elbette ki mücadelenin kendisi geliştiği ölçüde bu hesaplara ve tavırlara gereken yanıtı verecektir. Ve bilinmelidir ki kapılmaya çalışılan koltuklar, gençlik hareketi için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Liberalizmin ve reformizmin güçlü rüzgârına kapılanların kaptıkları koltuklar kaybedilmeye mahkûmdur.

Tandoğan Kampüs’ü

Genç-Sen çalışmasının oturtulabildiği ve pratikle buluşturulabildiği bir alan olmasından kaynaklı önemli bir kampüs. ODTÜ dışında anlamlı bir çalışma dinamizmi yakalamış Ankara’daki ender yerlerden birisi. Bunun bir nedeni çalışmanın pratik faaliyetle birlikte yürütüleceğinin ve pratiğin Genç-Sen’i büyütmenin tek yolu olduğunun bilinmesidir. Çalışmalara katılmayanları üye yapmakta isteksiz olan bir çalışma grubu alandaki çalışmanın güvencesi durumunda. Bunun bir başka yanı da ilkesiz pazarlıklar, çıkar hesapları, bloklaşmalar, anlamsız ve uzun tartışmalar yapacak siyasetlerin olmaması.

Bu sayededir ki dönemin başında TEGA grevine destek ziyareti örgütleyen GENÇ-SEN, SSGSS’ye yönelik, diplomalı işsizlik ve geleceksizlik üzerinden bir çalışma hedefliyor. Bunu için düzenli toplantılarla hem bilgi alışverişi yapılıyor hem de açılan masalarla kitle çalışması yapılıyor. 19 Mart günü SSGSS’ye yönelik bir panel örgütlenecek. Fen-edebiyat ve mühendislik öğrencilerine yönelik gerçekleştirilecek çalışmanın ayakları örülmeye başlandı. Ancak bu çalışmaya SSGSS çalışmasının hemen arkasından başlanılması üzerinden kurgulanıyor.

Tandoğan’da yapılan Yürütme seçimleri ise yaklaşık 10 dakika sürdü. 3 kişilik yürütme oy birliği ve hiçbir itiraz olmadan açık bir toplantıda seçilmiş oldu. Zaten yürütmeye teknik ve aidat, formların toplanması ve iletişim gibi teknik işler dışında hiçbir sorumluluk verilmedi. Toplantıda da özellikle kararların açık toplantılarda alınacağı ve yürütmenin buna uymaktan başka şansı olmadığı, Tandoğan’da açık toplantıda tartışılmayan hiçbir şeyin kabul edilmeyeceği vurgulandı.

Cebeci, DTCF ve Tandoğan’dan seçilen toplam 9 kişilik yürütme Cebeci kampüsünde bulunan MYK üyesi arkadaşın katılımıyla toplanmış oldu. Temsilcilik için yapılan seçimin hemen öncesinde İGD’li arkadaşlar herkesin 2 oy hakkı olması yönünde öneride bulundular. Ancak bunun demokratik olmayacağı ve daha iyi bir temsiliyet için tek oy hakkı olması gerektiğini savunduk. Sonuç olarak, cebeci’den temsilciliğe aday olan İGD’li arkadaş ve Tandoğan’dan aday olan, onun adaylığıyla aday olmaktan vazgeçip desteklediğimiz bağımsız arkadaş temsilci olarak seçildiler. DTCF’den gelen arkadaşlardan 2 aday olması sebebiyle 2 ve 1 oy alarak seçilemediler. Ancak bu şekilde sürekli olarak bir kampüsün temsilcisi olmayacağı söylenerek daha sonra tartışılmak üzere dönüşümlü temsilcilik önerildi. Az çok mutabakat sağlandı.

Bu seçim temsilciler meclisinden bir gün önce yapılmasından kaynaklı ne alanlarda açık toplantılarda ne de yürütmede ayrıntılı tartışılmadığı için Temsilciler Meclisi’nin toplantısının gündem önerilerine, amaç ve ilkeler bölümüne dair tartışmalarda oy kullanmama kararı alındı. Temsilcilerin görevinin yereldeki tartışmaları temsilciler meclisi toplantısına taşımak olmasından kaynaklı, yerelde tartışılmayan konulara dair söz söylememe kararı alındı.

 

Toplama dair…

Gençlik hareketinin devrimci önderliğindeki boşluğun doldurulması ve gençlik hareketinin birleşik, kitlesel devrimci bir tarzda geliştirilmesinde önümüze engel olarak çıkan liberal reformist eğilim ve ilkesiz pazarlıklar bir yanıyla gençliği bir bütün olarak oyalamakta, iş yapmanın, “yol yürümenin” önünde birer engel olarak durmaktadır. Bütün bu yaşananları en açık bir şekilde ortaya koymak ve mahkûm etmek sorumluluğu devrimci olmanın sorumluluğudur. Bundan sonra da bu sorumluluğu yerine getireceğimiz açıktır. Açık olan bir şey daha vardır ki; o da Genç-Sen’e yönelik taban inisiyatiflerinin geliştirilmesi ve tabandan yükseltilecek pratik bir mücadelenin gençlik hareketinin ihtiyaçlarını karşılayacağıdır. Bu bilinçle liberal-reformist eğilime karşı Genç-Sen içerisinde gerektiğinde tek başımıza devrimci tutumu sergileyeceğimiz, ilkesiz pazarlıkların, bloklaşmaların içerisinde olmayacağımız açıktır.

Birleşik, Kitlesel, Devrimci bir GEN-SEN’i mücadele içinde kurmak için ileri! 

Ankara Ekim Gençliği


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1