17.05.2008
14.04.2008 15:25

Gelecek özlemi 1 Mayıs alanlarında dillendirilecek!

 

1 Mayıs yaklaşıyor. Bu yılın 1 Mayıs’ında her şeyden çok kapitalist sistemin sosyal saldırılarına ve emperyalist saldırganlığa karşı gelecek özlemlerimiz dile getirilecek. Sermaye ile işçi sınıfı ve emekçilerin karşı karşıya geldikleri bir gün olarak 1 Mayıs, özellikle içinden geçmekte olduğumuz süreçte apayrı bir anlam ve önem taşıyor.

Sistemin artık bizlere sunabileceği bir şey kalmadı. Aksine her geçen gün sahip olduğumuz haklar ellerimizden alınıyor. Sağlıktan eğitime tüm temel haklarımız bir bir gasp ediliyor. Sistemin bir bütün olarak tüm topluma dayattığı ise bugün açıkça geleceksizliktir. Toplumun farklı kesimleri bunu farklı görünümlerde yaşıyor olsa da bizlere dönük saldırılar çoğu zaman hayatlarımızda aynı yerde kesişiyor.

Bizi bekleyen gelecek(sizlik) kimi zaman karşımıza SSGSS yasa tasarısı olarak çıkıyor. Sermaye devleti bizlerin sağlık hakkına yani yaşam hakkımıza gözlerini dikmiş durumda. Diğer bir yandan bütün bir ömür boyu kölece çalışmak ve bu çalışma koşullarının sonunda ömrünü tüketmek ama asla emeğinin karşılığını alamamak… Mezarda emeklilik tabiri bu özete o kadar iyi oturuyor ki!

Ve bir başka gelecek(sizlik) senaryosu... Asla ben “mühendis/mimar/plancı” oldum diyememek!  Önümüze konulan esasında çıkman gereken merdivende, basamakların devamlı çoğalmasıdır. Uçsuz, bucaksız, varış noktası bilinmeyen bir merdiven... Mesleki yeterlilik ve belgelendirme ile karşımıza çıkan, kazanılmış haklarımızın ellerimizden alınmasıdır. Yaşamımızı sürdürebilme, mesleğimizi icra edebilme kaygımız üzerinden kazanılan trilyonlardır. Yetkin mühendislik saldırısıyla bir taraftan iş gücü fiyatı daha da ucuzlatılırken diğer taraftan da emperyalist tekellere yeni sömürü alanları açılmaktadır.

Bu senaryolar daha da çeşitlendirilebilir, trajikomik ve hatta gerilim haline dönüşüp sonrasında ölümle sonuçlanabilir. Ortadoğu’da süren emperyalist saldırganlık ve sermaye devletinin bu saldırganlıkta aldığı rolün artık figüranlıktan çok öte yardımcı oyuncu boyutuna ulaşması ve hatta kendi coğrafyamızda başrolü üstlenmesi... Ek olarak bu senaryoda kullanılan silahların, üniversitelerde teknoparklarda bizim ellerimizden çıkıyor olması…

Dolaysız olarak bunlardan işçi ve emekçiler, gençlik yani toplumun her kesimi etkilenmektedir. Bunun faturası bizlere çıkarılmaktadır. Gerek ekonomik yönden emperyalist savaş için gereken bütçenin cüzdanlarımızdan çıkması, gerekse de bu saldırganlığa karşı oluşabilecek tepkinin önünün baskı mekanizmalarını derinleştirerek alınması.

Sıra barınma hakkında! Barınma hakkımız hiçe sayılıyor. Türkiye’nin her köşesinde yıkımlar gerçekleştiriliyor. Başta gecekondu mahalleleri olmak üzere yüksek rant getirecek yerler ya yüksek duvarlı, yüksek korumalı sitelere çevriliyor ya da alışveriş merkezine dönüşüyor. Bu rant kapma yarışından tarihi, kültürel miras da payını alıyor. Söz konusu nakit para olunca, tescil belgelerinin yerini yıkılabilir raporları alıyor.

Yaşamımız, bizi insan yapan değerlerimiz, yaşamımızı sürdürebilme koşullarımız, geleceğimiz ellerimizden alınıyor...

Geleceğimizi ellerimize alabilmek için 1 Mayıs’ta alanlara...

Geçtiğimiz yıl özellikle İstanbul’daki 1 Mayıs eyleminin devletin icazet alanının dışında, fiili ve meşru bir biçimde Taksim’de kutlanmış olması, işçi ve emekçilerin son dönemde eylemlilikleri ile mücadele potansiyelini ortaya koyması, bu yılki 1 Mayıs’ın önemini bir kat daha arttırıyor.

İktisadi ve siyasal açıdan her gün biraz daha köşeye sıkışan, bunalımının zorlu sonuçlarıyla karşı karşıya gelen emperyalist-kapitalist sistem, bunu bizlere fatura etmeye çalışıyor. Bu faturayı reddetme, düzenin yüzüne çarpma sorumluluğunun gerektirdiği net duruş bugün işçi ve emekçiler tarafından sergileniyor. Binlerce işçi emekçi ve öğrenci SSGSS’ ye karşı gerek iş bırakarak, gerek miting alanlarında haykırarak taleplerini dillendirdiler. Güvenli bir gelecek istemlerini, zaman zaman polisin azgınca saldırısına karşı yinelediler. Bugün geleceğimiz için söz söyleme iradesini bizler de taşımalıyız. Bu irade savaşını 1 Mayıs alanlarında, bu talebi dillendiren her kesimle beraber verebilmeliyiz.

Bugün sendika hakkı için, güvenli çalışma koşulları için, hak gasplarına karşı mücadele eden, fabrikalarda, tersanelerde direnen işçilerle beraber olabilmeliyiz. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir. Bugünümüze, geleceğimize saldıranlar bizlere köleliği dayatanlar bir ise bizim mücadelemiz de bir olabilmelidir. 1 Mayıs alanları bu ortak mücadelenin sergileneceği yerler olabilmelidir.

Biz öğrencilerin de kendi payımıza düşeni fazlasıyla aldığımız saldırılar ve hak gasplarına karşı 1 Mayıs’ta güçlü bir adım atabilmeliyiz.

Ve bugün artık sözümüzü söylemek kaçınılmazsa,  bunu bağıra bağıra yapmak gerekiyorsa ve bize dayatılanlara karşı, geleceğimiz için iradi bir tutum almak şartsa bunu en gür bir biçimde alanlarda haykırmakla yükümlüyüz. Geleceğimize sahip çıkabilmek için 1 Mayıs’ta alanlara...

Toplumcu Mimarlık Mühendislik Öğrencileri Gazetesi Sayı 5


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1