14.04.2008 15:53
İMO: “Yetkin Mühendislik Emperyalizme Karşı Duruşun Mesleki Simgesidir”
Bu kadarına da pes!
İnşaat Mühendisleri Odası yönetiminin TMMOB içerisindeki pozisyonu ve temel gündemlere bakış açısı konunun muhatapları tarafından uzunca bir süredir bilinmekte. ‘Yetkin İnşaat Mühendisliği’ yönetmeliğiyle attıkları ‘cesur’ adım, bir süredir sürdürdükleri tartışmaların somutlandığı ve sermaye eksenli bir yaklaşıma sahip olduklarını açıkça ortaya koydukları somut bir gösterge olmuştu.
Özellikle yönetmeliğin kabulünün öngünlerinde ve yürürlüğe girdikten sonra gelen ilk tepkilerle birlikte yapılan açıklamalar çarpıtmanın ve lafebeliğinin en âlâ örnekleri idiler. Hatırlanacağı üzere İMO’nun kendini savunmak için tabiri caizse çocuk kandırırcasına hazırladığı ‘25 Soruda Yetkin Mühendislik’ broşürü Toplumcu çalışmasının yorumsuz olarak kullandığı bir araca dönüşmüştü.
Bu minvalde yapılan son açıklama ise “Yetkin Mühendislikle İlgili Kamuoyuna ve Meslektaşlarımıza Zorunlu Bir Açıklama” başlığı ile dönemin yönetim kurulu başkanı, şimdiki ‘Yüksek Onur Kurulu’ üyesi Taner YÜZGEÇ tarafından yapıldı. (Yazı yayınlandıktan kısa bir süre sonra genel kurul yapıldı ve görevlendirmeler değişti.)
Açıklamanın içeriğine geçmeden önce belirtmek gerekir, yetkin mühendislik gibi böylesi bir saldırı politikasının bayraktarları oda beyleri, tam da şube yönetim kurullarının yapıldığı bir dönemde, “Yetkin Mühendislik Bir Oda Politikasıdır” gibi açık yönlendirici bir ara başlık kullanarak daha başından bu metnin genel merkez tarafından gönderilen bir ültimatom olduğunu gözler önüne sermiştir. Artık bundan sonrası genel kurullarda ‘oda politikasını’ destekleyecek ticari bağlantılara kalmıştır.
Gerekçeler aynı, yüzsüzlük de!
Altı sayfalık bu uzunca yazının yaklaşık 4,5 sayfası ‘yetkinlik’ tartışmalarıyla ilgili bildik argümanlarının tekrarı şeklinde. Bahsi geçen ara başlıkta, ‘oda politikası’ gerekçelendiriliyor. Yine aynı bildik gerekçelerle başlıyorlar, ’92 depreminden sonra anladık ki biz mühendis yetiştirmiyormuşuz aslında diyorlar, “Erzincan depremi mühendislik hizmetlerinin verilmeyişi kadar, mühendislik hizmetlerinin yetersizliğini de açığa çıkarmış” tır diyorlar, vb…
Tespit edilen sorun eğitim alanında, üretilen çözüm(!) meslek alanında! Kendi rant hesaplarına, öğrencilerin ve toplumun eğitim sisteminden duyduğu rahatsızlığı alet etmeleri –ki asgari bir üniversite eğitimine sahip herhangi birinin bu ayrımın farkında olmaması mümkün değildir- art niyetten ve yüzsüzlükten başka bir şey değildir.
Sonrasında da, neden uzman, profesyonel, sertifikalı değil de yetkin diye açıklanmaya devam ediliyor. Bu çaba da her zaman uygulanagelen, tartışmanın hedefini saptırma yöntemlerinden biri. Saldırıya maruz kalıp geleceğimizi ellerimizden yitirdikten sonra yediğimiz yumruğun adının yetkinlik mi yoksa yetkililik mi olduğu, hangi kavramın bunu en iyi karşıladığı hiç de bizim tartışmamız değildir!
Oda beylerinin sorumlulukları kimlere karşı?
“Yetkin Mühendislik ve (SİM) Uygulamaları, Halka, Mesleğe ve Meslektaşa Yönelik Sorumluluğumuzun Yerine Getirilmesidir” diyerek başladıkları bir diğer ara başlıkta ise meslek ile ilgili düzenlemelerin eksikliklerinden bahsedilip; “Hal böyleyken, toplum ve ülke çıkarı doğrultusunda mühendislik alanlarına yönelik düzenlemelerin siyasi iktidarlar tarafından yapılacağını beklemek artık hayal kurmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. İşte bu noktada odamız, mesleğimiz ve meslektaşımız için duruma fiilen müdahale ihtiyacı hissetmiş, kendi göbeğini kendisi kesmiş, geleceğini belirleme hakkını kendi ellerine almıştır” deniliyor.
Açıkça belirtildiği gibi gelecek belirleniyor! Diplomanda unvanın yazacak mı yazmayacak mı? Meslek içerisinde kastlaşmalar olacak mı olmayacak mı? Şimdinin öğrencilerinin geleceksizliğine, yeni mezunların güvencesizliğine neden olmayacak mı?
Evet doğrudur! Ortada duyulan büyük bir sorumluluk duygusu var! Ancak bahsedildiği gibi bu sorumluluğun yönü ‘halka, mesleğe ve meslektaşa’ doğru mudur; yoksa bu, sermayenin yeni ihtiyaçları doğrultusunda yaşanacak dönüşümlerde yerini garantiye alma çabasının getirdiği bir sorumluluk mudur? Ellerine aldıkları geleceği belirleme hakkı, tüm mühendislik, mimarlık ve planlama öğrencilerinin geleceksizliğini işaret etmektedir!
Tespitler gelişiyor!
Şimdi ise gelelim yazının en ‘eğlenceli’ bölümüne. Size bir ara başlık daha aktaracağız: “Yetkin Mühendislik Emperyalizme Karşı Duruşun Mesleki Simgesidir”
Yetkin mühendislik saldırısının kapsamını üç aşağı beş yukarı bilen herkes için yeterince açık olan emperyalist özü burada baş aşağı dönmüş bir halde karşımıza çıkartılıyor. Doğrusu böyle bir çaba da demagoji ve çarpıtmada uzun yıllardır ustalaşmış bir oda beyine yakışırdı ancak. Elbette üzerine birkaç şey söyleyeceğiz ama önce kendilerinden dinleyelim şu anti-emperyalizmi!
“Dünyada Yetkin Mühendislik türü uygulamalar, emperyalizmin, küresel döneminden, üçüncü evresinden hatta ikinci evresinden öncelerine dayanmaktadır. Yani 1900’lü yılların başlarına kadar gitmektedir. Emperyalist ülkelerin hemen hepsi, kendi içlerinde ihtiyaç duydukları nitelikli mühendislik hizmetleri için Yetkin Mühendislik türü uygulamaları hayata sokmuşlar ancak hegemonyası altına aldıkları hiçbir ülkeye ihraç etmemişlerdir. Çünkü bir ülkenin teknik hizmetlerinin gelişmişliği emperyalist çıkarlarla çelişen bir olgudur”
Değme iktisatçılara taş çıkartacak bu ‘tespit’le tüm gerçekler tersyüz edilmeye çalışılıyor. Devamındaki paragraflarda GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) ile emperyalist yağmaya açılan meslek alanlarını yetkin mühendislikle koruyacaklarını söylüyorlar. Yazımızın başlığı da burada kendini buluyor: Bu kadarı da pes doğrusu!
Şimdiye kadar defalarca söyledik, şimdi de bir kez daha tekrarlayalım. “Yetkinlik”, “yetkililik”, “uzmanlık”, “profesyonellik”, vb. adına ne derseniz deyin emperyalist kapitalist sistemin sömürü alanının genişletilmesi amacıyla ortaya atılmış politikalardır. Savunduğunuzun aksine bu, yağmanın önüne geçecek bir uygulama olmadığı gibi bizzat onun çocuğudur ve geliştiricisidir. “...kendi göbeğini kendisi kesmiş, geleceğini belirleme hakkını kendi ellerine almış” İMO tarafından savunulan bu sistem, sınavları, eğitimleri, denetleme kurullarıyla meslek içerisinde yeni sömürü alanları açacak, yaratacağı kastlaşmayla emek gücünü ucuzlatacak, sermaye birikiminin yoğun olduğu uluslar arası tekellerin pazar payını daha da büyütecek bir düzenlemedir.
Bitirirken…
Demagoji silahını hiç elinden düşürmeyen bu oda beylerine cevabımızı bitirirken kendi yazılarının son cümlesini bu cevabın da sonunda gayet anlamlı olacağını düşünerek alıntılıyoruz:
“Sorun bunların varlığı değil, doğru bildiklerimizin bıkmadan, usanmadan, her zaman, her yerde ve her platformda savunulması ve hayata geçirilmesi için mücadele verilmesidir.”
“Yetkin Mühendislikle İlgili Kamuoyuna ve Meslektaşlarımıza Zorunlu Bir Açıklama” başlıklı metne aşağıdaki internet adresinden ulaşılabilir:
zorunlubiraciklama.doc
Toplumcu Mimarlık Mühendislik Öğrencileri Gazetesi Sayı 5