14.04.2008 15:57
Nükleer yasası çöpe!
Her çağın bir vebası vardır. Bu çağın vebası sanırız ‘unutmak’. Hayatın dinamik akışı içerisinde bir şeyler bize bilinçli bir şekilde unutturuluyor. Yoğun propagandalar yapılıyor televizyon ekranlarından. Beyinlerimiz gereksiz haberlerin istilasına maruz kalıyor ve biz o hengâmede unutuyoruz geçmiş günlerde olanları. Yazık ki topsuz tüfeksiz başarıyorlar bize unutturmayı…
Şimdi hafızalarımızı yoklayalım biraz. 22 sene önce bugün ne olmuştu? Yıl 1986, tarih 26 Nisan, Kiev yakınlarında bir yer, gece üç suları… Bilim adamları bir deney yapıyorlar Çernobil nükleer santralinde. Santraldeki insanlar birkaç saat sonra olacaklardan habersiz çalışıyorlar. 4. Reaktörde sızıntı var! Anonslar, çığlıklar ve büyük patlama… Ardından derin bir sessizlik ve bulutların iniltileri… O gün yağmur yüklü bulutlar biraz keder biraz da acı yüklenmişlerdi uzak diyarlara taşımak için. Kümeler halinde radyasyon yüklü bulutlar oradan oraya savruldular rüzgârın iteklemesiyle. Karadeniz’in üzerinden geçerken durdu bulutlar ve çöktüler “ hırçın kızın” tepesine. İşte o hafta boyunca keder yağdı Karadeniz’e. Radyasyon yağmurlarında, biz sırılsıklam sabahlara uyandık ancak her yeni doğan gün biraz daha azaldık.
O gün doğanlar bugün 22 yaşındalar. O anı yaşayanların bir kısmı bugün yaşamıyor, bir kısmı hastanede, bir kısmı yatalak, şanslı bir kısmı da hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Bugün burada olamayanlar için hatırlayın Cahit Aral’ı, elinde ince belli bir çay bardağıyla. “Biraz radyasyon iyidir” diyordu pişmiş pişmiş kameralar karşısında. İlkokullarda paket paket dağıtılan fındıkları hatırlayın. Ne kadar da seviniyorduk hâlbuki nereden bilebilirdik ölümü paket paket avuçladığımızı… “Nükleer tehlike yoktur” diyenleri hatırlayın.
20 sene öncesinden bugüne geliyoruz şimdi. Enerji Bakanı Hilmi Güler açıklama yapıyor. “Nükleer tehlike yoktur” diyor. Hatırladınız mı, size bir şey çağrıştırdı mı? “Asıl tehlike karanlıkta kalmaktır” diye devam ediyor. “Sinop’a nükleer santral yapalım” diyor. Bir de “İmkânım olsa Sinop’ta yaşarım” diyor. Galiba o da biraz radyasyonun bünyeye iyi geldiğine inananlardan. Gel zaman git zaman, yıllar değişiyor, bakanlar değişiyor ancak zihniyet değişmiyor. Ucuz ve güvenli enerji masallarıyla kamuoyu uyutulmaya çalışılıyor. Tanıdık şirketler, tanıdık ihaleler…
Onca bilimsel rapor görmezden geliniyor.
- Dünya nükleer enerjiden vazgeçip yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir.
- Gelişmiş ülkeler üçüncü dünya ülkelerini nükleer bir çöplük gibi kullanmak adına onlara ihalelerle santral satmaktadırlar.
- Nükleer enerji iddia edildiği gibi ucuz değildir, ucuz olmadığı gibi de güvenilir de değildir. Bugüne kadar yaşanan yüzlerce kaza güvensizliğinin en önemli dayanağıdır.
- Nükleer atık sorunu bugün hala çözülememiştir.
- Bugün nükleer santralin kurulması bizi dışa bağımlı bir ülke konumundan zerre kadar uzaklaştıramaz çünkü Türkiye’nin uranyumu zenginleştirecek bir teknolojisi yoktur. Bugün bu teknoloji birkaç ülke tekelinin elindedir.
Bütün bu maddeler dayanakları ve belgeleriyle rapor ediliyor ancak kulak tıkanıyor bu çığlığa.
Bu yazı bir davettir. Sizi unutmamaya, unutturmamaya, her daim hatırlamaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki bir daha yaşamayalım. İrademizle, bize rağmen, bize dayatılan bu yasayı hep birlikte püskürtmek için 26 Nisan cumartesi günü Nükleer Karşıtı Platform’un çatısı altında Mersin Akkuyu’da bir araya geliyoruz.
Toplumcu Mimarlık Mühendislik Öğrencileri Gazetesi Sayı 5