02.06.2007 06:16
ÖSS duvarını yıkmak için 3 Haziran’da “Öğrenci Sömürü Sınavı kaldırılsın” şenliğinde buluşalım!
Eğitim ve öğretim döneminin sonuna yaklaşıyoruz. Bu aynı zamanda ÖSS’ye sayılı günler kaldığının da habercisi. Şimdiden son sınıf öğrencileri lise binalarından ayrıldı. Dershanelerin etüt salonları yılın tüm aylarından daha kalabalık. Yüz binlerce liseli yaklaşan sınavın heyecanı ile geleceklerini belirleyeceklerini düşündükleri bu koşunun son yüz metresini koşmaya çalışıyor.
İşte tam da bu noktada birtakım çelişkiler var ve bu çelişkileri hatırlatmak gerekiyor.
Bu koşu baştan sona eşitsiz ve adaletsiz bir koşudur!
Çünkü; henüz dünyaya gözlerini açtığında yüz binlerce bebek bu sınavın dışına itilmiştir. Onların hiçbir zaman para saçarak gidebilecekleri lüks okulları, ilk zorlanmalarında yanlarında belirecek özel öğretmenleri, dershane kapısından girmelerini sağlayacak vizeleri olmayacaktır.
Çünkü; işgal altındaki toprakların gençleri, kendi dillerinde eğitim alma hakkına dahi sahip olamayan bu gençler, Kürt gençleri, sınav salonuna adım atmalarından çok önce elenmişlerdir.
Çünkü; yüz binlerce genç henüz daha çocuk yaşta sermayenin azgın sömürü çarklarına itilmiş, fabrikalarda, atölyelerde büyümüşlerdir. Bu çocuklar ÖSS’ye girebilecek yaşa geldiklerinde çoktan deneyimli birer işçi sıfatı kazanmaya yüz tutmuşlardır.
Çünkü; meslek liseleri sermayenin ucuz emek gücü olarak görülmektedir ve bu okullarda okuyan gençlerin üniversite kapılarından adım atmaları sermayenin işine gelmemektedir. Ve
İşte bu gerçekler ÖSS’nin ve arka planında eğitim sisteminin eşitlik anlayışını ele vermektedir. Bu; para ile eğitimin niteliğinin eşitlendiği bir sistemin göstergesidir. Güzel bir geleceğin müjdecisi diye tanıtılan bu sınav, bu düzen değişmedikçe mensup olduğu sınıfın içinde bulunduğu koşulları aynen paylaşacak olan ve bu hükme doğduğu gün çarptırılmış geniş bir gençlik kesimine dönük bir umut tacirliğinden ibarettir.
Elbette ÖSS yalnız ve yalnız bir sonuçtur. Çürüyen eğitim sisteminin alt sınıflara mensup gençlik kesimlerini hedef alan saldırılarından biridir. Eşitsizlik de, çarpıklık da ÖSS’nin de ötesinde, onu da belirleyen bir biçimde bu sistemin eğitiminden, sistemin kendisinden kaynaklanmaktadır.
İşte bu nedenle ÖSS tek başına çoktan seçmeli ve elemeli bir sınav değil, kapitalist sistemin çürümüş yüzünü açığa vuran bir halkadır sadece. ÖSS eşitsizliği açık ki kapitalizmin eşitsizliğidir.
O zaman; bu eşitsizliğe karşı çıkmak gerekiyor! Hiç de ÖSS’ye daraltarak değil, ama tam da bir bütün olarak ÖSS’yi yaratan bu çarpık düzeni hedef alır!
ÖSS geleceğimizi belirleyebilir mi?
Bugün üniversitelerde okuyan yüzbinlerce öğrenci var. Bu öğrencilerin ağırlıklı bir kısmını mezuniyetten sonra bekleyen ise çok açık ki diplomalı işsizlik. Formasyon alamayan fen-edebiyat fakültesi mezunları, yetkin olmak zorunda olan mühendislik mezunları… İşsizler ordusu içerisinde bugün geniş bir üniversite mezunu kesim var.
Üniversiteyi kazanabilmiş olan bu şanslı kesim de işte bugün geleceksizlik kıskacının pençesine yakalanmış durumda. Çünkü bugün artık üniversiteler sermayenin ihtiyaçları çerçevesinde şekillenen kurumlar ve esasında birçok üniversite ve birçok bölüm işsizlik gerçeğini 4 yıl ertelemenin ötesinde bir anlam ifade etmemektedir.
O zaman “ÖSS gelecektir, üniversitesiz gelecek olmaz” palavralarına, aldatmalarına karşı çıkmak gerekiyor! Hiç de tek başına şikayet ederek, yakınarak değil, ama tam da geleceğimize sahip çıkmanın mücadelesini vererek!
ÖSS’nin 5 seçeneğine karşı tek seçenek mücadele!
ÖSS yaklaştıkça ÖSS stresi ile beraber, çarpık eğitim sisteminin bir uzantısı olan bu eleme sınavına karşı duyulan tepkiler de daha yüksek sesle dile getirilir oldu. İLGP’de örgütlenen liseliler olarak bu tepkiyi doğru bir kanala akıtmak, bu tepkiyi büyütmek için ikinci dönemin başından bu yana var gücümüzle çalışıyoruz.
Referandumlar, yayın çalışmaları, söyleşiler, film gösterimleri gibi araçlarla yürüyen çalışmamız, son kertede 2 bine yaklaşan imza kampanyası ile sürdürülüyor. İkinci dönem boyunca gündeme dair sistematik bir faaliyet örmeye, bakış geliştirmeye çalışan bizler, 3 Haziran’da şenliğimizle, 9 Haziran’da örgütleyicilerinden biri olduğumuz Kadıköy mitingiyle ÖSS karşısındaki duyarlılığı güce dönüştümek, düzenin pervasız saldırılarının karşısına liselilerin dinamizmi ile çıkabilmek hedefindeyiz!
Çünkü biliyoruz ki bizlere yaşamı a seçeneği ya da b seçeneği gibi algılatmayı hedefleyen bu düzen, bu sınavla yalnızca sınav anına ilişkin bir seçenek sınırlamasına gitmiyor. Sermaye düzeni biz itiraz etmedikçe yaşamımıza ilişkin seçenekleri de denetliyor. Bu çerçevede bize düşense düzenin birbirinin tekrarı seçeneklerini, boş hayalleri, bu düzenden medet ummayı bir kenara bırakara, önümüzdeki tek seçeneğe yüklenmektir. Kazanmanın yolu açık ki ÖSS’den değil, mücadeleden geçmektedir.
3 Haziran’da liseliler buluşuyor!
ÖSS karşıtı çalışmamızda önemli bir araç olarak tanımladığımız “Öğrenci Sömürü Sınavı Kaldırılsın!” şenliği 3 Haziran günü saat 12.00’de Muammer Karaca Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek.
Kızılırmak, Hasan Sağlam, Grup Keops, Lise müzik grupları ve Grup GÖÇ’ün katılacağı şenliğimizde ayrıca Yersiz Oyuncular isimli tiyatro topluluğu da yer alacak.
Oldukça güçlü bir programa sahip olan şenliğimize sayılı günler kala, ÖSS karşısında tutum alan, bu sınava karşı olan tüm güçleri şenliğimize davet ediyoruz! Sadece liselileri değil, aksine ÖSS sorunu bir sistem sorunu olduğu ölçüde sistemin kendisinden muzdarip olan her kesimin, yaşlı-genç demeden bu sınava karşı çıkabilmesi gerekiyor. Bu yüzden şenlik çağrımız bu çerçevede duyarlılık taşıyan tüm kesimleredir.
Oldukça sistematik bir kitle çalışması ve bir politik bakışla bugüne kadar getirdiğimiz şenlik çalışmamız, liseli gençliğin ÖSS karşıtı mücadelesinin bir aracı olacaktır! Bizler herkesi ÖSS’nin 5 seçeneği yerine mücadele seçeneğini seçmeye çağırıyoruz!
3 Haziran’da Öğrenci Sömürü Sınavı Kaldırılsın şenliğinde buluşalım!
İLGP