05.12.2008
07.05.2008 11:15

Kamp-Üs’ün düzenleyeceği festivalde buluşalım!

 

Üniversitede, edebiyatta, sinemada, tiyatroda...

Sanatın ve yaşamın her alanında “biz varız!”

 

Ortak yaşamdan, paylaşımdan, dayanışmadan uzak bir toplumda yaşıyoruz. Kapitalist sistem dünya topraklarının sınırlarla bölünmüş olmasıyla yetinmez. İnsanların da arasına sınırlar konulur ve kendinden ötesini göremeyen “ben”likler oluşturulur. Sen de “kendine ait” dünyanda kendini özgür bir birey sayarsın. Oysa yaşamda özne olabilmenin yolu biz olmaktan geçmez mi?

Bir yaşam ki kurgusal… Alınan kararlar, uygulanan hükümler her şey sana dairdir ama senin dışında belirlenir. Senaryosu yazılmış bu yaşama sadık oyuncu olman istenir. Etrafta dolaşan ama seni ısırmayan yılanların seni ilgilendirmediğini düşünürsün. Peki sınırlar, coğrafyalar ve savaşlar gerçekten o kadar uzak mıdır bize?

İşsizliğin, savaşların, yozlaşmanın arasında geleceğimizi bulmaya çalışırız. Bir bakarız yaşamlarımız çoktan satılığa çıkartılmış. İşsizlikle ucuz işgücü olma arasında tercih hakkımızı kullanırız. Sorgusuz-sualsiz işgal ordusunun kurşun askeri yapılırız. Kimimiz uyuşturucuya kimimiz çetelere özenir, kuytu bir köşede ölü buluruz kendimizi.

Yaşam hızlıca akıp gitmekte ve yaşama müdahale etmekten kaçınmaktayız. Seyirci kalmaktayız önümüzden akıp giden karelere. Bir zaman sonra da yakalayamadığımız zamanlara yakınırız.

Bizler bireyselliğe "hayır" dedik ve kolektif bir çalışma için bir araya geldik. Bizler suskunluğu parçaladık ve sorunlarımıza karşı sesimizi yükselttik. Bizler sahte özgürlüklerle yaşamayı reddettik ve özgürlük alanlarımızı yarattık. Bizler haksız savaşlara gözümüzü kapatmadık ve kirli savaşın son bulmasını istedik. Ve devam ediyoruz kolektif yaşam alanlarını çoğaltmaya. Düşüncelerini özgürce paylaştığın, istediğin alanda üretime katıldığın alternatif bir yaşamı kurmaya çağırıyoruz.

Bilimin toplum için üretilmesi, yeni dünyanın kültürünü yaratmak ve alternatif sanatı oluşturmak için "biz varız" diyoruz ve 12-16 Mayıs tarihleri arasında Kamp-Üs olarak bir kültür-sanat festivali düzenliyoruz! Ve yaşamın her alanında “biz de varız!” diyoruz.

Üniversitede biz varız: “Artık söz sırası bizde”

Büyük bir heyecanla ÖSS’ye çalışmışız; çünkü elimize ulaşacak “kazandınız” kağıdı bizlere özgürlükler ülkesine girme şansı tanıyacaktır! Yıllarımızı birer yarış atı gibi koşturarak geçirmişiz; çünkü ÖSS duvarının ardındaki yaşam masallar ülkesi gibidir! Dağların ardında sislerin ortasında bir yer. Evet, artık oradayız, dağları aştık ve geldik. Sislerin arasından göz kamaştıran görüntüye doğru ilerliyoruz. Gözümüzün önündeki sis bulutu dağıldığında öğütücü bir makine kalıyor.

Üniversite gelecek garantisi, üniversite ekmek kapısı bulmanın garantisi… Üniversite duvarlarının içinde nasıldır yaşam? Beyinlerimize kazınan eskiden kalma güncelliğini yitirmiş bilgiler yığınıdır. Ve sonucu o yılların hatırası bir kağıt parçasıdır. Oysa üniversite kapılarının ardındaki yaşam yine uyuşmaz bize anlatılanlarla. Yine dağılır bir anda sis bulutu ve gerçekler… Bir kalabalığın, senin gibilerin, işsizlerin ortasında bulursun kendini.

Üniversitelerin toplama kampına ve sermaye üssüne dönüştürülmesine karşı bir araya geliyoruz. Üniversitelerde "biz varız" diyoruz.

Festival kapsamında panel ve forum düzenleyeceğiz. Kültür-sanat festivalinin ön sürecinde öğrencilerle üniversiteler, beklentiler ve karşılaşılan gerçekler kapsamında röportajlar yapacağız.

Fakültelerde tartışma günleri gerçekleştireceğiz. “ÖSS duvarının ardındaki üniversiteler” başlığıyla üniversiteye gelirken kurduğumuz üniversite hayali ve karşılaştığımız gerçeklikleri, “Üniversite duvarlarının içindeki yaşam” başlığıyla fakülteler arası geçiş yasağını, soruşturmaları, antidemokratik uygulamaları ve bilimin toplumun ihtiyaçları doğrultusunda değil sermaye eksenli üretimini, “Üniversite kapısının ardındaki yaşam” başlığıyla eğitim sistemi ve gençliği bekleyen geleceksizlik-işsizlik sorununu tartışacağız. Bu çalışmayı ön sürecinde gerçekleştireceğimiz tartışma grupları ile bütünlüklü bir biçimde festivale taşıyacağız. “Nasıl bir üniversite? Nasıl bir gelecek?” sorularına yanıt arayacağımız ve öğrencilerin üniversiteye dair düşüncelerini tartışacağımız bir örgütlenme süreci ile festivale hazırlanacağız.

Festival kapsamında "Ticarileşen eğitim ve geleceksizlik" başlıklı bir panel düzenleyeceğiz. Forum kısmında ise tartışma başlıklarının sonuçlarını yansıtan öğrenci sunumları ve tartışmalar olacak. Ayrıca yaptığımız röportajlardan oluşan bir sinevizyon gösterimi ve yine gerçekleştireceğimiz anketlerin sonuçlarını açıklayacağımız bir sergi olacak.

Sinemada biz varız: “Sınırlar ve ötesi”

İnsanoğlu hakimiyetler kurmaya başladı. Önce “benim” dediği bir parça toprakken sonra bir kıtadan diğerine saltanatını ilan etti. Ve bölündü dünya sınırlarla. Ve başladı savaşlar topraklar uğruna ve devam ediyor petrolün sevdasına.

Sınırlarla bölündü dünya, ama yetmedi bu bölünmüşlük. Sınırlar içinde de “onlar” ve “şunlar” ilan edildi. Yine de kalabalıktı, bir aradaydı, dağıtılmalıydı. Artık biz kalmadı “sen” ve “ben” olduk. “Ben”ler yaratılıp kendinden ötesini görmeyen insanlara dönüştürüldük. "Bencillik"ti bunun adı ve bireysel yaşamlardı yansıması. Tek kişilik şehirlerdi aslında kalabalık gibi duran sokaklar. Her şey tek kişilik üretiliyordu.

Sinema atölyesinde yabancılaşma, yozlaşma, bireyselleşme temasını işleyeceğiz. 80 sonrası gençlik, popüler kültür ve gençlik filmleri/dizileri başlıkları üzerinden tartışmalar gerçekleştireceğiz. Tartışmalar sonucunda bir senaryo metni oluşturulacak.

Festival haftasında bir sinema oyuncusunun katılımıyla televizyon dizilerinde veya filmlerinde çizilen gençlik profili ve etkileri kapsamlı bir panel düzenleyeceğiz. Sinema atölyesinin çektiği kısa film gösterilecek. Atölyelerin ve festivalin hazırlık sürecinin de çekimi yapılacak ve festivalde gösterilecek.

Edebiyatta biz varız: “Edebiyatta amatör kalmak”

Kimin elindedir sanat? Sanat da düzenin yasalarına boyun eğmiş midir? Sistem sanatı da boyunduruğuna almaya çalışmaktadır. Kendi düşüncelerini yaymanın hatta alternatif düşüncelerin antipropagandasını yapmanın aracına dönüştürmektedir. Satın alınmış köşe yazarları misali kan damlayan eserler de edebiyat tarihinin raflarına eklenmektedir. Kalemden savaş naraları, şovenizm akmaktadır.

Geleceğe notlardır yazılan şiirler, öyküler, romanlar. Bugünü yansıtmalıdır. Yaşamda tarafsızlık olmadığı/olamadığı gibi edebiyatta da tarafsız olamaz yazar. “Vatan haini” ilan edilip sürülsen de yaşadığın topraklardan, kurşuna dizilsen de savaşın ortasında, kurtulamayacağını bilsen de yükselen ateşin pençesinden yine korkmamalı yine de söylemelisin korkusuzca bu dünyanın yıkılası olduğunu.

Edebiyat tartışma atölyeleri gerçekleştireceğiz. 1. Atölye “Edebiyatta amatör kalmak” başlığıyla yapılacak. Üniversitemizde çıkartılan diğer edebiyat ve felsefe alanındaki yayınlarla ortak bir çalışma yapacağız. Üniversitelerin bölümlere dair ezberci dayatmalarına karşı araştırmacı ve yaratıcı bir bakışla yapılan çalışmaların deneyimleri, edebiyatta amatör bakış ve üniversite yerel yayın deneyimleri üzerinden gerçekleşecek.

2. Atölye çalışması “Tükenmez kalemlerden tüketilen hayatlar” başlığıyla gençliğin karşı karşıya kaldığı sorunlar tartışılacak. Bu atölyenin bir ayağı olarak duvar anketleri yapılacak. Örneğin gelecek, diplomalı işsizlik, aile vb. kelimelerin ne ifade ettiği sorulacak. Tartışmaların ve duvar anketlerinin sonuçları ele alınarak bir öykü oluşturulacak. Festival haftası dağıtılacak.

Festival haftası “Edebiyat ve toplumcu kimlik” başlıklı bir söyleşi gerçekleştireceğiz.

Fotoğrafta biz varız: “Karelere sığmayanlar...”

Kentin sınırlarına itilmiş yaşamlar. Çoğu mavi kapılı tek katlı evlerden oluşan yokuşlu sokakların ardında başlayan başka dünyalar. Her sabah ya da her akşam hep baş önde, omuzlar düşük, yorgun bedenler. Deklanşöre bassan da ardı ardına açlığı, sefaleti, yoksulluğu sığdıramazsın karelere.

Plazaların yüksek katlarından bakanların, yüksek duvarlı korunmalı villalarda saklananların en çok korktukları şeydir dünyanın sokaklarından yükselecek ayak sesleri. Şehrin merkezlerini dolduran, ışıltılı dünyaların insanlarını tahterevallinin üstünde tutan yaşamı yaratan ellerin sahipleridir onlar. Bir çekseler ellerini ve uzatsalar şaltere sarsılacaktır tahterevalli.

Fotoğraf atölyesi festivale sınıfsal çelişkileri ortaya çıkaran fotoğraf sergisiyle katılacak. Festival haftasında sergilenecek resimlerin ön çalışmasında İstanbul’un çeşitli bölgelerine gidilecek. Gülsuyu, Sulukule, Şahintepe-Altınşehir mahallelerine ve Tuzla Tersaneler havzasında çekimler gerçekleştirilecek.

Festivalin öncesindeki bir aylık süreçte savaş vb. konuları içeren fotoğraf, resim, karikatür panoları hazırlanacak.

Tiyatroda biz varız: “Seyircisi olmayan tiyatro”

Tiyatro salonları yıkılıyor, tiyatro salonları satılıyor. Sanatı tüketenler sahnelerin yerine alışveriş merkezi projelerini hayata geçiriyorlar. Tiyatroyu yok sayanlar tiyatrocuları da köle sayıyorlar ve karın yokluğuna çalışacak tiyatrocu ilanları veriyorlar. Yeniden görecekler tiyatro duvarların arsında başlamamıştı. Yaşamın kendisiydi ve sokaktı mekanı.

“Gerçek yaşamda seyirci yoktur, herkes katılır hayata” der Çek devrimci Julis Fuçik. Sahnenin üstünde oyuncu oynamamalı, yaşamı sorgulatmalı. Her gün akıp giden hayata nasıl katılıyorsak öylece oyunun bir parçası olmalıyız. Olayların akışı etkiliyorsa hayatımızı gösterilenlere seyirci kalmamalıyız.

Tiyatro atölyesinde bir öğrencinin gündelik yaşamı üzerinden öğrenci sorunları üzerine bir çalışma hazırlayacağız. Festivalde hazırladığımız oyunu forum tiyatrosu şeklinde sunacağız. Böylece salondaki insanların da katılımıyla hem tartışma hem de oyuna müdahale yaratmış olacağız.

Müzikte biz varız: “Dünyanın bütün dillerinde konuşuyoruz”

Bizler biliyoruz ki hangi dilde anlatılırsa anlatılsın özgürlüğün, direnişin, ölümün veya savaşların ezgisini anlarız. Belki de dilimiz yasaklıdır ve bizi notalar ifade eder. Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Lazca, Gürcüce, Arapça ve dünyanın bütün dillerinde halkların kardeşçe yaşadığı eşit ve özgür bir dünyayı haykıracağız. Halkların kardeşliğini de ezgilerimizle bir kez daha dile getireceğiz.

Bireyselliğe inat kolektif bir bilinç ve üretimle düşlerimizi büyütmek, bizlere dayatılan cendereyi kırıp alternatif yaşamımızı kurmak için her alanda olmaya devam edeceğiz.

Kampüs dergisi ve çalışanları olarak 12-16 Mayıs tarihleri arasında yaşamın kıyısında değil içinde olduğumuzu haykıracak, yaşamda "biz de varız" diyeceğiz. Bireyciliğin her şey haline geldiği bir dünyada kolektif üretim ve paylaşım için Kampüs Festivali'nde buluşalım!

Tarih: 12-16 Mayıs

Yer: İstanbul Üniversitesi Beyazıt Öğrenci Kültür Merkezi


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4