11.10.2008
17.05.2008 09:19

YTÜ’de ulusalcı çetelere geçit yok!

 

(17.05.08) - YTÜ’de 5 Mayıs günü İP-TGB çetesi ile bir gerginlik yaşanmış, 6 Mayıs günü İP-TGB ile devrimciler arasına çatışma çıkmış, devrimcilerin tutumu ile beraber TGB okul dışına çıkartılmıştı. 8 Mayıs’ta TGB yine provokatif bir biçimde gelerek masa açmak istemiş, fakat yaptığımız müdahale sonrasında kaçarak rektörlüğe sığınmak zorunda kalmıştı.

 5 Mayıs’tan bugüne kadar bu ulusalcı çetenin çalışmasını sınırlamak adına etkin ve sistematik bir faaliyet sürdürdük. Toplamda İP çetesinin üniversitedeki politik faaliyet alanını ve etkisini daraltmanın en etkin yolu olarak İP’nin ve ulusalcı örgütlenmelerin bütünlüklü teşhirini içeren bir politik çalışma yaptık. Saldırının ertesi gününden itibaren çok yönlü, güçlü ve yaygın bir faaliyet örgütledik.

İP-TGB çetesine yönelik fiili müdahaleyi ve peşi sıra yaşanan çevik polis saldırısını da içeren bu sürecin içerisinde sistematik teşhir ve tecrit faaliyetinin de bir ürünü olarak İP-TGB çetesi bu hafta herhangi bir biçimde kendi faaliyetlerini gerçekleştiremedi. Türkiye merkezli çalıştaylarının yeri YTÜ olmasına rağmen ne bildiri dağıtabildiler ne de etkinliğin afişini asabildiler. Faaliyetlerini bütün hafta sürdüremedikleri gibi bugün de, diğer illerden katılımla kitlesel bir toplanma sağladıkları halde, çalıştayın çağrısını yapma yönlü bir girişimde dahi bulunamadılar.

Bugün toplam çalışmanın bir parçası olarak yine sabah erken saatlerde okula gelerek tüm alanı afişlerimiz, duvar gazetelerimiz ile kapattık. “Dikkat kampüste ulusalcı, faşist çeteler var! Yükseltilen şovenizm ve milliyetçilik/ üniversitelere yansıması” başlıklı yapacağımız söyleşinin hazırlıklarına başladık. Bu zaman dilimi içerisinde  “Atatürk gençliği çalıştayı” adında, YTÜ oditoryumunda yapılacak etkinlik için gelenler, İP-TGB çetesinin neye hizmet ettiğini anlatarak onların gerçek yüzünü teşhir eden ve okulun büyük bir bölümünü kaplayan duvar gazetelerinin/afişlerin arasından geçip gitmekle yetinmek zorunda kaldılar.

Etkinlik Tonoz kantin önünde bir arkadaşımız tarafından kısa bir çerçeve çizilerek başladı. Sonrasında Eğitim-Sen’den söyleşiye katkı sunan Arzu Acar, bugün kapitalizmin açmazları içerisinde egemenlerin baskı koşullarını derinleştirme ihtiyacını duyduğunu ifade etti. Okul yönetimleri tarafından verilen soruşturmaların ve cezaların bir baskı aracı olarak gençlik mücadelesinin önünü alabilmek için kullanıldığı gibi, sivil faşist, ulusalcı çetelerin de bugün bu işlevi yerine getirdiğini vurguladı. Fakat bu saldırılara maruz kalan devrimci faaliyetin, yine bu saldırıları püskürtebilmek için gençliğin sorunları eksenli etkin bir faaliyet yürütmesi gerektiğini söyledi.

Ardından Tahsin Yeşildere üniversitelerin nasıl bir misyon taşıması gerektiğini anlatarak konuşmasını sürdürdü. Bugün YÖK’ün, üniversite yönetimlerinin, rektörlüklerin gençliğin taleplerinin önüne dikildiğinden bahsetti. Sivil faşist ya da ulusalcı çetelerle mücadele edebilmenin yolunun hem onların etkin bir teşhirini yapabilmekten geçtiğini, hem de yapılan bu saldırılara kilitlenmeden toplam faaliyetin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Sorulan soruların ardından söyleşi noktalandı. Ardından müzik dinletisine geçildi. Horonlar ve halaylar çekilerek, sloganlar atılarak coşkulu bir atmosfer yaratıldı. Tonoz önünde “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Bijî  biratiya gelan!” “Faşizme karşı omuz omuza!” sloganları atıldı.

Sonra kitlesel bir biçimde okul dolaşılarak ajitasyon konuşmaları ve bildiri dağıtımları ile ulusalcı örgütlenmelerin teşhiri yapıldı. Konuşmalarda “Bugün bu çalıştayı yapanlar, paralı eğitim, SSGSS gibi saldırıları dillendirmeyenler, ulaşım sorununa, yemekhane zamlarına dair tek bir laf etmeyenlerdir. Öğrencilerin akademik- demokratik taleplerine, güncel politik taleplerine sahip çıkmayanlar, bugün gençlik adına söz söylemek iddiası taşıyor! Her türlü hak arama mücadelesini “terör” olarak gösterenler, öğrencileri mücadeleye çağırıyor! Şoven-milliyetçi havayı körükleyerek sözde “Bağımsızlık”  çağrısı yapanlar, açıktır ki gençliği kendi sorunlarından uzaklaştırmaya, gençlik içersinde sahte taraflaşmalar yaratmaya çalışıyor!

Bugün bu çalıştayı yapanlar, emperyalizme karşı mücadeleyi ‘milli hassasiyet’ sınırları içinde ele alarak alabildiğine içini boşaltıp, yozlaştıran, kapitalist sömürü ilişkilerini tercihen dillendirmeyenlerdir!

Bugün bu çalıştayı yapanlar,  gerçek anti-emperyalistlere saldırıp onların kanını dökenlerdir!

“Milli devlet”i sahiplenme safsatasıyla mevcut sömürü düzenini ve onun kollayıcısı Amerikancı düzen ordusunu savunanlardır!

Sınır ötesi ve berisi operasyonlarla kardeş halkların üzerine bombalar yağdırıp, kardeş halkları birbirine kırdırıp, her daim kirli savaş ve şovenizm çığırtkanlığı yapanlardır!

Yeri geldiğinde MHP’li faşistlerle kol kola girerek birlikte Kızılelma yiyenler, ‘kan’ üzerinden siyasetle beslenenlerdir!

Devlete ‘derin’ saygılarını her fırsatta sunup Ergenekonlardan günümüze kadar uzananlardır!..”  sözlerine yer verildi.

Ortabahçe’den başlayarak, Mimarlık Fakültesi’ne ve sonrasında da İktisat fakültesine geçildi. Bu yürüyüş aşağı yukarı çalıştayın bitiş saatleri ile çakıştı. İktisat Fakültesine giderken ve sonrasında tekrar Tonoz önüne gelinirken oditoryumdan çıkan kitle ile karşı karşıya gelindi. Burada çevik kuvvet araya girerek TGB çetesinin önüne geçti “Perinçeğin itleri yıldıramaz bizleri!”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları gür bir biçimde haykırıldı. Bu esnada İP-TGB çetesi çevik polis korumasında suskun bekleyişini sürdürdü. Tonoz’un önüne dönüldükten sonra tekrardan halaylar çekildi. Bu sırada etkinliğini tamamen bitiren İP-TGB çetesinin büyük kısmı otobüslerle okuldan ayrılırken, bir kısmı da çevik kuvvet eşliğinde okuldan ayrıldılar.

Yaşanan iki haftalık süreçle birlikte YTÜ’de ulusalcı, faşist çetelere geçit vermeyeceğimizi bir kez daha göstermiş olduk.

YTÜ Ekim Gençliği


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2