06.07.2008
12.05.2008 12:12

“Kapitalizm, Mühendislik, Türkiye Sempozyumu” başarıyla gerçekleşti!

 

(12.05.08) - Ankara’da Mühendislik-Mimarlık-Planlamacılık Öğrencileri tarafından düzenlenen “Kapitalizm, Mühendislik, Türkiye Sempozyumu” tamamlandı.

11 Mayıs günü saat: 10.00’da Petrol-İş Salonu’nda başlayan sempozyuma Ahmet Haşim Köse, Eski TMMOB başkanlarından Kaya Güvenç, Yavuz Önen ve Yüksel Akkaya katıldılar. Sempozyuma 60 öğrenci katıldı.

Kısa açılış konuşmasının ardından Sinop’ta nükleer karşıtı kampa giden ve orada boğulan Soner ve Öner Balta ile Güneş Korkmaz arkadaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Ardından kısa bir gösterim oldu. Gösterim, hem yitirdiğimiz arkadaşlarımızı hem de TMMOB içersindeki öğrencilerin kendi sorunlarıyla birlikte toplumsal sorunlara karşı nasıl mücadele ettiklerini anlatıyordu. Bu gösterimin ardından Yüksel Akaya, Kaya Güvenç ve Ahmet Haşim Köse kürsüye davet edildi.

Oturum Başkanı Yüksel Akkaya, ilk sözü Ahmet Haşim Köse’ye verdi.

“Mühendisler işçileşmektedir”

Ahmet Haşim Köse yaptığı araştırmalara ve sayısal verilere dayanarak mühendislerin büyük bir çoğunluğunun gittikçe nitelikli ve niteliksiz işçi olarak çalışmaya başladığını ve mühendislik alanının sınıfsal yapısının bu yönde değiştiğini söyledi. Mühendislik mesleğinin yaşadığı dönüşümlerden bahsetti. Mühendisliğin bir meslek olduğunu, kendi başına bir sınıf olmadığı söyledi. Mühendislerin de kendi gelecekleri için tek başına bu mesleki kaygılardan değil sınıfsal taraflaşmada yerini bulacağından bahsetti. “Orta katmanların yaşadığı mülksüzleştirme, müstakbel mücadele için vaatler veriyor, emekçi katmanların mülksüzlerinin mevcut seyri artıyor” diyerek kapitalizmde yaşanan mühendislik, mimarlık meslek alanlarına dönüşümün seyrini ve sınıflar mücadelesi üzerindeki eğilime vurgu yaptı.

“Bir mühendis ve mimar sosyalist olmak zorundadır!”

Ahmet Haşim Köse’nin ardından konuşan Kaya Güvenç, mühendisliğin varlık zemininin teknolojiyi geliştirmek ve bu teknolojiyi üretimde hayata geçirmek olarak tanımladı. Kapitalist sistem var olduğu sürece sömürüyü arttırdığını ve doğal bir sonuç olarak kendi sömürüsünü sağlayan araçları bizzat mühendislerin kendisinin yaratıp geliştirdiğini söyledi. Nükleer Santral Karşıtı kampta boğularak aramızdan ayrılan arkadaşlarımıza değindi, nükleer karşıtlığı ve mühendislerin tavrının ne olması gerektiğini söyledi. Bir mühendisin nükleer teknolojiye karşı olmaması gerektiğini ancak nükleer santral ile bizlerin ve toplumun çıkarlarının uyuşmamasından kaynaklı nükleer santrallere ve bugün için nükleer enerji kullanımın karşı olunması gerektiğinden bahsetti. Mühendislerin bir sınıf olmadığını ancak mühendislerin çıkarlarının işçi ve emekçilerin yanında yer almakta olduğunu söyledi. Mühendislerin sınıfsal çelişkiler üzerinden toplumda yerini alacağını söyleyerek herhangi bir mesleğin bir sınıf ifade etmeyeceğini yineledi.

Mühendislerin %80-85’inin ücretli çalışan olduğunu söyleyerek mühendislerin işçileştiğini ve emeğini satarak geçimini sağlayanlar arasında sayısının arttığını vurguladı ve

mühendisler için 3 sorumluluk tanımladı. Güvenç, bunları 1- Mesleki, 2- Toplumsal, 3- Siyasi sorumluluk olarak sıraladı.

Üretimin ve teknolojinin insani ihtiyaçlar için kullanılması gerektiğini vurguladı ve bunun olabilmesi için sömürünün ortadan kalkması gerektiğini ifade etti. Bunun için de her mühendisin ve mimarın sosyalist olmak gibi bir zorunluluğu olduğunu söyledi. Bir mühendisin mesleki olarak ürettiği veya geliştirdiği şeylerin insanlığın ve toplumun yararına kullanılabilmesi için kapitalist sistemin yıkılmasının ve sosyalizmin kurulmasını bir zorunluluk olduğunu söyledi. Güvenç, konu ile ilgili şunları söyledi:

“Bir mühendis-mimar sosyalist olmak zorundadır. Yapılan iş sömürüye yol açıyorsa, ilerisi için kendi sömürüsüne de yol açıyorsa, sömürüyü ortadan kaldırma sorumluluğuyla karşı karşıyayız!”

Güvenç, TMMOB ile ilgili şunları söyledi:

“Toplumsal muhalefetin gerilemesi ile, kapitalizmin meslekleri dönüştürmedeki ilerleyişi TMMOB’yi bir evrim geçirmesine neden olmuştur. 1994-2005 arasındaki iktisadi dönüşüm ile meslek odalarının çehresinin dönüştüğünü söyledi. 80 öncesinin emekten yana tavır alan, mücadelesini bu eksene koyan ve bahsettiğimiz 3 sorumluluğu da yerine getiren odalar artık temek olarak mesleki sorumluluk veya mesleki örgütlenme üzerinden şekillendiriliyor. Bugün için mühendisler işçileşiyor olsa da odalara üye olma zorunluluğu veya odaların işleyişinde daha fazla yer tutanların işletme sahibi, proje yapan az çok orta ve üst katmanlardan mühendisler oluşturuyor”

Tek seçenek: Mücadele!

Soru-cevap bölümündü Ahmet Haşim Köse soruları yanıtlarken bu dönüşümlerin kaçınılmaz olduğunu ve bu dönüşümlerin durdurulamayacağını, bunu da bizlerin karşısına geçen yüzyılın başında Rosa Luxemburg’un haykırdığı gibi “Ya barbarlık, ya sosyalizm” ikilemini çıkarttığını, burjuvazinin de bunun farkında olduğunu ve bu ikilemden kaçmak ve kurtulmak için çabalayacağını söyledi. Burjuvazinin de kendisine dünyaya, eğitime, mühendisliğe, üniversitelere neler olduğunu sorduğunu, burjuvazi istese de istemese de bu ikilemle onun da karşılaşacağını ancak elbette ki bunu karşısında direneceğini söyledi.

İnsanların özellikle de mühendislerin burjuva toplumuyla kurduğu her mülkiyet ilişkisi, düşünce yapısı olarak burjuva ideolojisine yaklaşması anlamına gelir diyen Ahmet Haşim Köse, şunları söyledi:

“Siz bu düzene karşı mücadele etmeden bu düzen de yaşayacaksanız, bu düzenin size karşı kuralları vardır. Bu kurallara uymam dersen sadece iyi niyetli mühendislerden biri olursun ve bu düzenin gerçekliğini değiştiremezsin… Bu düzen, kapitalizm ne kadar gerçekse, ona karşı mücadelede, başka bir düzen de, sosyalizm ve Marksizm de o kadar gerçektir. Çünkü kapitalizmin gerçekliğinin eleştirisi ve bilimsel olarak alternatifi olarak ortaya çıkmıştır. En az onun kadar gerçektir.”

TMMOB’nin emekten yana tavrının olmadığı eleştirilerine Kaya Güvenç hak vererek, “Mühendis-mimarların %60’ının özelleştirmeyi destekliyor” diyerek TMMOB içerisindeki dönüşümü ifade etti.

Yüksel Akkaya da mühendislik alanındaki bu dönüşümlerden ve “mühendislerin işçileştiğinden mühendislerin haberi yok” sözleri üzerine, mühendisleri zebraya benzetti. Zebraların kurunu yedikten sonra 1-2 km daha koştuğunu ancak yere düştükten sonra öldüğünü anladığını söyleyen Akkaya, “mühendisler de şu an zaten vurulmuş durumdalar yere düştüklerinde vurulduklarını anlayacaklar” diyerek esprili bir yanıt verdi.

 TMMOB içerisinde devrimci bir odak olabilmek gerekiyor!

Verilen aranın  ardından eski TMMOB başkanlarından Yavuz Önen, TMMOB’un mücadele ve örgütlenme tarihi üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Demokratik mekanizmaların işletilemediği yerde bürokratik mekanizmaların ortaya çıktığını, bürokratik mekanizmaların tasfiye edilmesi gerektiğini, bunu da taban basıncı ve tabandan örgütlenme ile çözüleceğini, alternatifin ve devrimci bir tarafın yaratılması gerektiğinden bahsetti.

1970’lerin başında TMMOB ele geçirilirken devrimcilerin ve öğrencilerin çabasına, emeğine ve politik olarak yönlendiriciliğine vurgu yaptı. O zamanlarda mühendislerin ayrıcalıklı bir konuma sahip olmarına rağmen bu mücadeleye omuz verdiklerini, çünkü devrimci bir yönlendirme olduğunu söyledi. Ancak o zamanlar için birçok nesnel koşulun buna olanak sağladığını, bugün için ise bu nesnel durumun tersine döndüğünü ifade etti.

Temel olarak sınıfsal farklılıklar üzerinde politika yapılması ve buradan tavır konulması gerektiğini, mühendisliğin tek başına bir meslek alanı olarak TMMOB’nin tavrını belirlemesi gerektiğini söyledi. Soru-cevap kısmının ardından yine kısa bir ara verildi. Aranın sonra forum kısmına geçildi.

Sempozyumla somut adımlar atılmalı!

Forum kısmı Çağdaş Hukukçular Derneği’nden katılan 2 avukatın, mesleki dönüşümlerin mühendislikle sınırlı olmadığını ve kendi meslek alanlarındaki dönüşümlerden de bahseden oluşan bir sunum yaptılar. Bu sunumun ardından bir mühendislik öğrencisi, TMMOB öğrenci üyeleri olarak şimdiye kadar yaşanan süreci anlattı. Bu sempozyumun amacından ve bu konuda neler yapmamız gerektiğinden bahsetti.

Başka bir arkadaşımız “Kendimize bu darlaşmanın sebeplerini sormalıyız ve daha fazla insana nasıl ulaşabileceğimizi konuşmalıyız, önümüze hedefler koymadan geçmiş deneyimi tartışmalıyız” derken, İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi adına konuşan bir arkadaşımız, İstanbul’da tam bir sene önce yapılan “Meslekler Nereye?” sempozyumundan ve deneyimlerinden söz etti. Komisyonların üniversitelere ve öğrencilere dayanması gerektiğini, vurguladı. Örgütlenme modelinde mücadelenin belirleyiciliğinden bahsetti. Bugün mücadelenin eksenine konan çelişkinin emek-sermaye çelişkisi olduğunu söyledi.“Bu sempozyum somut adımlar ve ileriye dönük bir yönelim belirlemeli” diyerek konuşmasını bitirdi.

İstanbul’dan bir başka arkadaş ise, İstanbul Elektrik, Harita ve Mimarlık odaları öğrenci komisyonları olarak ortak bir metin okudu. TMMOB’nin öğrenciler karşı tavrının taban basıncı ile aşılacağını söyledi. TMMOB Genel Kurulu’na ve gerçekleştirilmeyen TMMOB 2. Öğrenci Üye Kurultayı’na dair hazırlıklara bir an önce başlanmasını, başlıklarından ön hazırlık sürecine, tartışmalarından katılımına kadar öğrencilerin söz hakkı olması gerektiğini ifade ederek tüm illerin bu yaklaşımla ortak hareket etmesi ihtiyacına vurgu yaptı.

Yine İstanbul’dan EMO-GENÇ çalışmasından bir arkadaş önümüzdeki Genel Kurul’a nasıl gideceğimize dair ortak bir yönelim belirlemenin gerekliliğinden bahsetti.

Ankara’dan Makine Mühendisliği öğrencisi bir arkadaşımız ise kadın mühendislerin yaşadığı sorunlar temelinde bir konuşma yaptı. MTA, TPAO gibi kurumların erkek mühendisler aradığını, şantiyelerde kadın mühendislerin çalıştırılmadığını, mühendisliğin bir erkek mesleği olarak görüldüğünden bahsetti. Bu sorunların kadın-erkek elele çözüleceğini belirterek konuşmasını bitirdi.

Ankara Genç-İMO’dan bir arkadaş, Mamak ve Dikmen’de yapılan Kentsel Dönüşüm üzerine yapılan çalışmalardan bahsetti. ODTÜ’deki Yapı ve Mimarlık Topluluğu ile oda öğrenci komisyonlarının yaptığı panel, yürüyüş, ziyaret, maketler ve projelerden bahsetti.

Ankara EMO-Genç çalışmasından bir arkadaşımız TMMOB 1.Öğrenci Kurultayı’ndaki ortak mücadele zemininden, bu kurultayla birlikte sonuç bildirgesinin yayınlanmaması üzerine öğrencilerin birlikte anlamlı işler yapıldığından bahsetti. Bu sempozyumun da bir yanıyla 2. öğrenci kurultayının yapılmaması üzerine hem bizlerin tartışma, hem de geleceğimiz için sorunlara müdahale etme ihtiyacından doğduğunu, buradan çıkartacağımız sonuçların önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sempozyumla beraber mücadelenin ana ekseninin mesleki bir eksen değil, politik ve sınıfsal bir eksen olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bundan sonraki tüm çalışmalardan, TMMOB içersindeki tutum da dahil olmak üzere bu eksen kaybedilmemelidir.” Genel Kurul’a ve yapılmayan kurultaya dönük ortak bir sonuç çıkartılması gerekliliğinden bahsederek konuşmasını bitirdi.

Ardından yapılan konuşmalarda da ortak mücadele ekseni vurgulandı ve somut adımların gerekliliği belirtildi. Sempozyum Genel Kurul’a bu sempozyumdaki tartışmaların taşınması ve TMMOB içerisinde birer özne olduğumuzun orada haykırılması gerekliliği ile son buldu.

Sonuç yerine

Bu sempozyumun gerçekleştirilmesi ileriye dönük anlamlı bir adımdır. Ancak sempozyumun kimi yetersizlik taşıdığı da açıktır. TMMOB bünyesinde mühendislikteki dönüşümün temelleri ekseninde bir tartışmayı daha geniş bir kesimle yapmak ve bu temelde Genel Kurula gitmek kurgusu sempozyumun içeriği bakımından olmasa da, katılımın zayıflığı bakımından eksik kalmıştır. Bunun nedeni çalışmanın dar bir zamana sıkıştırılması ve kitle bağların zayıflığıdır.

Ancak bu sempozyum, sözünü ettiğimiz zayıflıkların geride bırakılması için bir olanağa çevrilebilir. Bu sempozyumun ardından yapılan tartışmaları ve alınan kararları en geniş kesimle taşıyarak ve herkesi işin öznesi haline getirerek 2 hafta sonra gerçekleştirilecek genel kurula söz hakkı talebiyle gidilmesi durumunda bu darlık aşılabilir.

Toplumcu Mühendislik-Mimarlık Öğrencileri


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3