05.12.2008
17.11.2007 00:18

9 Eylül’de kampanya...

 

(17.11.07) - Siyasal gericilik atmosferinin yoğunlaştığı, şovenizmin tırmandırıldığı, Washington yollarının Kürt halkına saldırı için icazet alınması amacıyla aşındırıldığı, daha “dün”  Cumhuriyet mitinglerinde laik yada anti-laik denilerek birbirlerine düşürülen insanların bugün “vatan savunması ve sevgisinde” kol kola birleştirildikleri bir dönemi yaşıyoruz.

Ve biliyoruz ki; söz konusu sermaye iktidarı ve onun uygulamaları ise; atılacak adımların asıl niyeti ve hedefi, sömürü değirmeninin daha hızlı dönmesini sağlamak ve bunun içinde döndüren suyun miktarını çoğaltmak adına değirmene daha fazla su yani daha fazla “yalan” taşımaktır.

Ancak bugün coğrafyamız genelinde yaratılan atmosferin bir olumsuz sonucu olarak, onların  “yalanları” bugün üniversiteli gençliğin “doğruları” haline getirilmiş, üniversiteli gençliğin en azından bir kesimi yapay kutuplaşmaların ve esasında halkların düşmanlığının safına yedeklenmiştir. Bu durum kendisini üniversitelerdeki bayrak yürüyüşlerinde göstermiştir.

Bizler de üniversitemizde bir süredir üniversiteli gençliğin gerçekler için mücadelesini örgütlüyoruz. Bu yıl 6 Kasım gündemi üzerinden Kasım ayına yaydığımız “Yalanlarınızı da alın gidin !” kampanyası, diğer illerde olduğu gibi 9 Eylül Üniversitesi’nde de halkların kardeşliğinin, geleceksizliğe karşı mücadele iradesinin sesi soluğu olmaya devam ediyor.

6 Kasım şovenizme karşı bir çıkış oldu!

Kampanyamızın iki temel gündemi halkların kardeşliği ve geleceksizlik sorunu idi. Birbiri ile çok doğrusal bağlar taşıyan bu iki gündem, bu bağlara rağmen sürekli olarak eş zamanlı ele alınamadı. Özellikle şovenist atmosferin tırmandırıldığı bir tabloda “halkların kardeşliği” şiarı öne çıktı. Ancak çalışmalarımızda bu şiarı öne çıkartmamız, aynı zamanda gençliğin geleceğinin “kardeşliğin” geliştirilmediği bir toplumda mümkün olmadığını güçlü bir biçimde gerekçelendirmemizin de bir aracı oldu.

İzmir 6 Kasım’ı bu çerçevede anlamlı bir yere oturdu. Özellikle 6 Kasım’ın öngünlerinde üniversitelere sıçrayan şovenist histeri karşısında “halkların kardeşliğini yükseltmeyi” merkezine koymuş bir 6 Kasım eylemi örgütlemek, eylemin güçlülüğünden-güçsüzlüğünden bağımsız bir anlam taşımaktaydı.

Yine eylemin kendisi ile beraber, 6 Kasım’a hazırlık kapsamında da halkların kardeşliği gündemi öne çıkartıldı. Ortak bir çalışmaya konu edilen bu gündem, bir hafta boyunca üniversitede ele alındı. Ancak maalesef bu faaliyetler eylemden önceki son bir haftaya sıkıştı. Dolayısıyla bu 1 hafta kampanya çalışmamızın bir parça da olsa geri plana çekilmesine ve ortak çalışma ile birlikte “halkların kardeşliği” şiarının öne çıkmasına yol açtı. 6 Kasım’a ilişkin ortak çalışma 1 haftaya sıkışmış olmasına rağmen süreçle birlikte düşünüldüğünde kendi içinde anlamlı bir çabayı da ifade ediyordu.

Kampanya çalışmamız sürüyor!

Yerelimizde temel kaygımız merkezi bir biçimde sürdürülen kampanya faaliyetimizi yerel özgünlüklerle bütünleştirebilmek. Gençliğin genel talep ve ihtiyaçlarını gündemleştirmek ve bu talep ve ihtiyaçları yerel görünümleri ile bütünleştirerek anlatmak biliyoruz ki çalışmamızı güçlendirecek. Yine bunun yanı sıra ele aldığımız gündemler aracılığıyla ulaştığımız üniversiteli gençlik güçlerimizin “yalanları teşhir ettiğimiz” bu faaliyete doğrudan katılabilecekleri örgütsel mekanizmaları yaratmak da bu çerçevede ertelenemez bir görev olarak önümüzde duruyordu.

9 Eylül’de faaliyetimizi bütünlüklü olarak bu sıraladığımız çerçeveye uygun ele almaya çalıştık. Faaliyetimizin bugüne kadarki kısmını hedeflerimiz doğrultusunda tartıştığımızda ilk elden propaganda kısmında kimi zorlanmalarla da karşılaştığımızı gördük. Sürecin de etkisiyle propaganda alanında istediğimiz ölçüde etkin bir çalışma yürütemedik. Afiş çalışmalarımızın kesintisiz sürdürülememiş olması burada belirleyici bir neden. Ancak kesintili bir kullanım da olsa olabildiğince yaygın kullandık. Ve ağırlıklı 6 Kasım sürecinde aksayan bu yanı bugün telafi etmiş durumdayız. Bunun dışında yerelin özgün özelliklerinin de etkisi söz konusu. Kampanyamız görece bir yaygınlıkla duyuruldu ancak propaganda noktasında yalnızca afiş ve yayın satışlarını kullanabildik.

9 Eylül’de tepkiler yerel bir yayında birleşecek!

Kampanya çalışmamız öteden beri vurguladığımız bir ihtiyacı da tekrar gün yüzüne çıkarmış oldu. Üniversite içerisinde küçük olaylardan büyük tepkiler ortaya çıkmasına rağmen, bu tepkileri örgütleyebilecek uygun araçlardan yoksunduk. Halbuki üniversitemizde, tıpkı diğer üniversitelerde olduğu gibi, dağınık, parçalı ve örgütsüz de olsa anlamlı bir muhalif kesim söz konusuydu. Biz de bir öncelik olarak bu muhalif güçleri bir şemsiye altında bütünleştirebilmenin, muhalif kesimlerin tepkilerini açığa çıkartabilmenin bir kanalını yaratmaya soyunduk. Bu çerçevede de bir yerel yayın çıkartmanın anlamlı olacağına karar verdik. Bu konuyu tartışmak, yerel yayının neden ihtiyaç olduğunu düşündüğümüzü anlatmak için bir toplantı örgütledik. Olumlu bir atmosferde ve canlı tartışmalarla geçen toplantının ardından, önümüzdeki günlerde yerel yayının içeriğini tartışacağımız ikinci bir toplantı örgütlemek kararını aldık. Yine yerel yayının ikinci toplantısında, Aralık ayında yerelimizde örgütlemeyi planladığımız “forumu” da tartışmaya açmaya karar verdik.

Kampanyamız yeni araçlarla sürüyor!

Kampanya çalışmamızın son sürecine yaklaştığımız şu günlerde bir anket çalışması başlattık. Elbette afişleme, yayın satışı vb. çalışmalarımız da devam ediyor. Kampanya çalışmamızı bu süreçte, tam da başlarken hedeflediğimiz gibi, üniversitemizde bulunan duyarlı arkadaşlarımızla birarada örgütlüyor, faaliyetleri birarada yürütüyoruz. Önümüzde çıkartmayı hedeflediğimiz bir yerel yayın ve örgütleme iddiasını taşıdığımız bir forum çalışması duruyor. Bütün güç ve enerjimizi bu planlamaları hayata geçirmeye vereceğiz.

9 Eylül Üniversitesi Ekim Gençliği

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4