08.02.2012
14.10.2009 08:05

Emperyalistlerin İstanbul çıkartması sokakta karşılandı!

 

 

IMF-DB İstanbul’da, işbirlikçiler ile birlikte
yerin 7 kat altında…

Kapitalizmin ekonomik krizi geride kalan süreçte sadece derinleşti. Sermayenin lafazanlığını üstlenen ağızların çıkış beklentileri yerine ise yalnızca yeni yıkımlar ortaya çıktı. Emperyalizmin en etkili ekonomik silahları Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, kriz içinde debelenen sistemin ihtiyaçlarını tartışma mekanı olarak bu yıl İstanbul’u belirlemişlerdi.

Emperyalistler İstanbul'a gelmeden işçi-emekçiler, muhalifler, devrimciler bir hareketliliğin içine girmişti. Yapılması planlanan toplantıların egemenler açısından önemi göz önüne alındığında işçi sınıfı adına zorlu bir süreçten bahsedebiliriz. Öncelikli hedef bu toplantıları engellemek olarak belirlendi. Ön sürecinde gerek açıklamalar, eylemler, yürüyüşler, gerekse toplantının yapılacağı yerin açılışındaki protestodan yol kesme eylemlerine kadar birçok yöntemle toplumun gündemine sokulmaya çalışıldı. 1 Eylül’de Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde IMF başkanının katılımıyla gerçekleştirilen toplantı ayakkabı protestosu, salonun içinde açılan pankart ve dışarıdan yüklenen kitlenin etkisi ile yarım kaldı. Ön sürecinde ve başlangıcında gerçekleşenler dünya çapında bir etki yarattı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB

IMF-DB karşıtı oluşumlardan biri olan dörtlü, hareketin kitleselleşebilmesi açısından önemli bir yerde durmalarına rağmen, şu ana kadar içinde bulundukları toplam atalet ile tam aksi yönde bir seyir izlemişlerdir. Üyelerini çok dar biçimde eylemlere taşımakla yetinmişler, işçi ve emekçileri çalıştıkları alanlardan doğru kitlesel ve etkili eylemlilik süreçlerine dahil etmemişlerdir. Sınıfsal çıkar çatışmalarının son derece keskinleştiği böylesi bir dönemde genel grev gibi bir eylemlilik sürecinin tartışılmasından bile uzak olunması, büyük bir eksikliğin ifadesidir. Paralel bir biçimde dörtlü, sınıfın öncü güçlerine kendisini kapatmıştır. Ortak eylemlerde dahi bu kapalılık önceden belirlenen ve devrimci güçlere tartıştırılmaktan sakınılan kurgular ile kendisini yansıtmıştır.

IMF-DB Karşıtı Birlik

Emek cephesinin sürece müdahalede geciktiği süreçte en geniş birleşeni bir araya getirme hedefiyle sınıf devrimcilerinin de içinde olduğu IMF-DB Karşıtı Birlik kuruldu. Toplantıyı engelleme hedefi ile yola çıkan birlik, ses getirmeyi hedefleyen eylemler gerçekleştirdi. Kitlesel açıklama ve eylemlerin yanı sıra farklı eylem tarzları da hayata geçirildi. Sürecin ilk protestosu da Kongre Vadisi’nin açılış toplantısında birlik tarafından geçekleştirilen protesto eylemi oldu. Toplantı salonuna giren eylemciler sloganlar ile IMF-DB’yi protesto ettiler. Birlik, emperyalistlerin gelişlerinin yaklaştığı günlerde çeşitli noktalarda aynı anda Yapı Kredi, McDonalds ve toplantı birleşenini taşıyacak olan VIP Turizm gibi şirketlerin merkezi yerlerini hedef alarak yazılamalar ve kuşlamalar yaptı. Toplantıya katılacakları taşıyan otobüslerin geçiş güzergâhlarında yol kesme eylemleri gerçekleştirdi. Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilen foruma direnişteki işçi ve emekçiler taşınarak krizin sonuçları üzerine tartışmalar örgütlendi. (Ekim Gençliği’nin baskı sürecine denk gelen 6-7 Ekim tarihlerinde ise toplantıları engellemek hedefiyle toplantının yapılacağı yerler hedef alınarak fiili eylemler yapılması planlar dahilindeydi.)

Dörtlü bileşim ve IMF-DB Karşıtı Birlik dışında, Direnİstanbul ve yurtdışından anarşist güçler de sürecin bir parçası oldular. Şu ana kadar çeşitli eylemler ve forumlar üzerinden katılım sağladılar.

Emperyalizme karşı birleşik mücadeleyi yükseltmeye!

Krizden çıkma hedefiyle bir araya gelen emperyalistler, aldıkları kararlarla krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetme çabasındalar. Sürece yeterince erken başlanmamasından, kitle çalışması yapılamamasına kadar birçok eksiği barındıran bu süreçte yine de sokakların ısıtıldığından bahsedebiliriz.

İlk günlerdeki verilerden bile sürecin eksikliklerini görebilmek mümkündür. Toplumsal muhalefetin ve sınıf mücadelesinin geri olması, daha etkili ve kitlesel eylemler gerçekleşmesini olumsuz önde etkileyen etmenlerdir. Yanyana gelen unsurların belli politik tartışmaları ve dolayısıyla ihtiyaç duyulan hazırlığı gecikmiştir. Etkin ve yaygın bir eylem/etkinlik takvimi ortaya konulamamıştır. Ajitasyon ve propaganda kısmı bile sınırlı kalmıştır. Yerellere taşınan ve oradan beslenen süreçler örgütlenememiştir. Kitle çalışmasının zayıflığı neticesinde harekete geçen unsurlar devrimci, ilerici güçleri aşamamıştır.

Birleşik bir süreç örülememesi sürecin başlıca eksiğidir. Kitle örgütlerinin devrimcilerle yan yana gelmemek için ortaklığı kabul etmemeleri kitlesel bir sürecin önünü baştan kesmiş oldu. Örgütledikleri eylemlere desteğe gidilmesine bile mesafeli durdular. Birlik’in kendi içindeki aksaklıklar ve algı farklılıklarıyla beraber daha etkin müdahalenin imkanları kullanılamamış oldu. Birlik bileşenleri eylemlilikleri çoğu kez “bayrak yarışı” olarak gördüler.

Oysa sözkonusu olan, işçi ve emekçilerin emperyalist politikalar ve kapitalist sömürü karşısında mücadelesini yükseltmesi için hareketin birleşikliğe olan ihtiyacının en açık bir biçimde yansıdığı süreçlerden biridir. Uluslararası deneyimin de gösterdiği gibi toplumsal muhalefetin geniş kesimlerinin bir araya getirilebildiği bir süreçte, politik farklılıklara rağmen sürecin doğru tanımlanmış müdahale araçları ile yürütülmesi ve emperyalist çalışmaları engellemeye yönelik en güçlü pratiğin ortaya konması gerekirdi. Bu başarıldığında sınıf algısının uğratılmak istendiği yıkımın önüne sınıfın yıkıcı gücü geçecektir.

Ekim Gençliği 120 / Ekim 2009


YAZICIYA GONDER


Şubat
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4