29.12.2009 17:15
Bir talep ve ötesi: Anadilde eğitim
R. U. Kurşun
Gençliğin en temel sloganlarından birisi... Anadilin yasaklanması, bir yanıyla bugünkü burjuva eğitim sisteminde ve emperyalist dünyada güç ilişkileri üzerinden eğitimin bilimsellikten çıkmasının ve üretime değil de ezbere dayalı hale gelmesinin bir sebebi ve sonucudur. Bir yanıyla da bir halkın yok sayılmasının dolaysız bir yansımasıdır. Bu yüzden, ikili yönden ele almak gerekiyor "Anadilde eğitim istiyoruz!" talebini. Güncel planda ise gündemde "Kürt Açılımı", "Demokratik Açılım", "Milli Birlik Projesi" gibi isimler alan, esasında Kürt özgürlük mücadelesini bitirmeye çalışma açılımı olan süreçle beraber de ele almak gerekiyor bu talebi.
"Dil, düşüncenin dolaysız realitesidir" - K. Marx
"insanın zihnine gelen düşünceler, ne türlü olursa olsunlar, ancak dilin malzemesi temeli üzerinde doğabilir ve var olabilirler... Dilin, insanlar arasında bir haberleşme aracı, toplumdaki düşünce alışverişinin bir aracı olarak, insanların birbirleriyle anlaşabilmelerinin ve insanın tüm faaliyet alanlarındaki, hem üretim alanındaki, hem de ekonomik ilişkiler alanındaki, hem siyasal alandaki hem de kültürel alandaki, hem toplumsal hem de günlük yaşamdaki birleşik çalışmasını düzenlemesinin bir aracı olarak topluma hizmet etmesi onun özgül özelliklerini oluşturur.(...) Eğer dilin böylesi özgül özellikleri olmasaydı, dil bilim bağımsız bir bilim olarak var olma hakkını yitirirdi." (J. Stalin, Marksizm ve Dil)
"Dil, bireyin kendini dış dünyaya açtığı ve dış dünyadan edindiklerini yorumlayabilmesi için temel bir işlev görmektedir. Bu anlamda bilinçli gelişme dilden bağımsız değildir." (Eğitim-Sen Genel Merkezi, Anadilde Eğitim Çözüm Bekliyor)
Demek oluyor ki dil, insan hayatının bütün alanlarında kullanılan, insan faaliyetinden dolaysız olarak etkilenen ve onu etkileyen bir araçtır. Böylesi bir aracın, her insan ve her ulus açısından yaşamsal önemde olmasından daha doğal bir şey olamaz.
"Biz dünyayı anadilimizin penceresinden görür ve anadilimizin kavramlarıyla evreni biçimlendiririz." (Doğan Aksan, Anlambilim, 1999)
Bir insan kendisini en iyi şekilde kendi anadilinde ifade eder. Her insanın düşünme sistematiği, yorumlama, tartışma, sonuçlar çıkarma gibi bütün düşünsel faaliyetleri anadilinde gerçekleşir, anadiliyle somutlanarak ortaya çıkar. Bu yüzdendir ki, bilimsel olan ve bir insanın bilimsel bir üretim yapabilmesinin en verimli yolu, onun anadiliyle eğitim almasıdır.
Bir dil ne kadar iyi bilinirse bilinsin, eğer anadilimiz değilse, o dille düşünmek, üretime geçmek oldukça güçtür. Çünkü her dilin doğumdan itibaren o dili kullanan halk tarafından oluşturulan bir sistematiği vardır. İlk kelimeler o dille öğrenilir, hayata bakış ve yorumlama o dille yapılır. O dilin kelimelerinden, cümle dizilişine her türlü şey dile ait olmakla beraber, o dili anadili olarak kullananlara da aittir, onları şekillendirir.
"Anadilde eğitimin reddi çocuğun temel bilgi birikimini yok saymak ve belli bir süre sonra okul çevresinde yabancı bir dil ile sıfırdan başlamak demektir. Doğaldır ki temelinden koparılan bilgi geliştirici değil ket vurucudur. " (Eğitim-Sen Genel Merkezi, Anadilde Eğitim Çözüm Bekliyor)
Bütün diller, esasında yaşayan varlıklardır. Onu kullananlar tarafından yaşatılırlar. Hayatı kendi anadiliyle öğrenmeye, yorumlamaya başlayan birisi gerçek anlamda bilimsel bir üretim gerçekleştirecekse, mevcut bilimin üzerine bir şeyler koyma ve onu ilerletme hedefine sahipse, hepsini geçelim, mesele geçmiş birikimi sadece ezberlemekten öte onu hayatta karşılığı olan bir şekilde yorumlamak ve özümsemekse, bunun en iyi yolu anadilde olabilir.
Doğduğu günden beri hayatı anadiliyle öğrenen birisini 7 yaşına geldiğinde başka bir dille eğitim almaya zorlamak, o insana eğitim yerine bir şeyler dayatmaktır, ezberletmektir. Bir insan hayatı öğrenmeye ve sorgulamaya en tam haliyle ancak kendi anadiliyle devam edebilir. "Anadilini öğrenmeye başlayan bir çocuk, 4 yaşına kadar sesletim düzenini, 8 yaşına kadar yazım ve sesletim düzenini, 12 yaşına kadar da tümce yapım düzenini artık yaşamı boyunca bir daha yeni birimler ya da kurallar öğrenmeye gereksinim duymaksızın tüm yetkinlikleriyle kavramaktadır." (İ. Ergenç, Yabancı Dil Öğretimi ve Olumsuz Aktarım)
Bu yüzdendir ki, bir çocuk anadiline hakim olmadan başka bir dil öğretmeye çalışmak, çocuğun düşünce sistematiğini olumsuz yönde etkilemektedir.
Elbette bugün eğitimin bilimsel olmamasının burjuva bir sistemde yaşıyor olmamızdan kaynaklı daha temel nedenleri vardır ve esas nedeni, emek-sermaye çelişkisi ve burjuvazinin çıkarları doğrultusunda eğitimi şekillendirdiği gerçeğidir. Anti-bilimselliği yaratan esas neden bu sınıf egemenliğidir. Ancak anadilde eğitimin de eğitimin bilimsel niteliğine dair bir etkisi olduğu açıktır.
Anadilde eğitim, ulusal sorun kapsamına girer
"Türkçe derslerden yaptığım kaytarma, bir direniştir!" (Bir Kürt çocuğu)
Bir insan kendisini en iyi şekilde kendi anadilinde ifade eder. Her insanın düşünme sistematiği, yorumlama, tartışma, sonuçlar çıkarma gibi bütün düşünsel faaliyetleri anadilinde gerçekleşir, anadiliyle somutlanarak ortaya çıkar. Bu yüzdendir ki, bilimsel olan ve bir insanın bilimsel bir üretim yapabilmesinin en verimli yolu, onun anadiliyle eğitim almasıdır.
"Anadilde eğitim" talebinin içeriğine gelecek olursak... Ulusal soruna bakış, anadilde eğitim sorununa bakışı şekillendirmektedir. Bu yanıyla anadilde eğitimin ulusal sorun kapsamında ele alınması gerekmektedir, özellikle Türkiye'de ve Kürtçe üzerinden yapılacak bir tartışmada. Çünkü bir ulusu baskı altına almakta dil yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
"Bir ulusu kaldırmaya yönelik birçok girişim, önce dilin yasaklanmasıyla başlamaktadır... Düşünmeyen bir toplum yaratmak veya düşüncenin açıklanmasını istemeyenler her dönem ya insanların anadillerini yasaklaşmışlardır ya da bazı kelimelerin kullanımını yasaklamışlardır." (Eğitim-Sen Genel Merkezi, Anadilde Eğitim Çözüm Bekliyor)
Ulusal sorunun çözümünü mevcut sermaye sistemi dışında görmek ile görmemek arasındaki fark, anadilde eğitime mevcut sistem sınırlarında çözüm arayıp aramamayı koşullandırıyor. Ulusal sorun gerçek anlamıyla ve mahiyetiyle mevcut sermaye sisteminin yıkılması ile çözülecekse -ki ancak böyle çözülecek- anadilde eğitimin yasaklanmasının temel nedeni bu sistemdir, onun ortadan kalkması ile gerçek anlamda anadilde eğitim gerçekleşecektir. Eğer ulusal sorun mevcut sistem içerisinde belli "demokratik" adımlar ve/veya "açılım"larla "çözülecekse", anadilde eğitim de bu "çözüm"ün sınırları içerisinde mümkün olacaktır. Bu yüzden ulusal sorun tartışmasının dışında bir anadilde eğitim tartışması yapmamız mümkün değildir. Ancak anadil açısından evrensel olanı ortaya koyabiliriz. Esasında evrensel olan da sorunun nasıl çözüleceğine ışık tutmaktadır.
Anadilde eğitim "açılımı"
Bugün sermaye iktidarı sırtında bir kambur olarak gördüğü, emperyalizme uşaklıkta onu sınırlayan ve Ortadoğu'daki nüfuz ve taşeronluk yarışında önüne engel olarak çıkan Kürt sorununu "çözme" yolunda adımlar atmaktadır. Bahsedilen çözüm Kürt halkının haklı taleplerinin karşılanması değil, bu talepler uğruna mücadelenin bitirilmesidir. Bunun içindir ki, yıllardır uyguladığı imha ve inkar politikasından vazgeçmiş değildir, ancak bir takım "açılım"larla kendi çıkarlarını savunmaktadır.
Bu açılımların üniversitelerde ve eğitimde de yansımaları olmaktadır. "Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü"nün açılması talebinin karşısında "Yaşayan Diller Enstitüsü" adıyla bir "açılım" yapılmıştır. Bu tekil örnek bile sorunu ortaya sermektedir. Bırakalım anadilde eğitimi, devlet Kürtçe'nin herhangi bir şekilde kullanılmasından bile rahatsızlık duymaktadır.
Şunu açıkça ifade edelim ki; bir insana anadilinin öğretilmesi ile anadilde eğitim aynı şeyler değildir. Kendini yalnızca ilkiyle sınırlayan bir yaklaşım, anadilin yok sayılmasının bir yansımasıdır. Biz bugün anadilde eğitimden bahsederken üniversitelerde bir takım bölümler açılmasından, enstitüler kurulmasından, Kürtçe'nin seçmeli dil olarak okutulmasından bahsetmiyoruz. Anadilde eğitim dediğimiz, bir insanın bütün bir eğitimini anadilinde almasıdır. Doğumdan itibaren kullandığı dille ilköğretimde, lisede, üniversitede eğitim almasıdır. Bunun dışındaki çözümler sözde çözümlerdir. Bir insanın anadilini sadece aile ortamında öğrenemeyeceği açıktır. Anadil bilimsel yöntemlerle, belli bir sistematik içinde öğrenilmelidir. Bireyin ve toplumun gelişmesi için bu şarttır.
Anadilde eğitim, sosyalizmde!
İlk olarak, anadil sadece bir dil olmaktan öte, onu kullanan ulusu, halkı temsil ediyor ve onun hayattaki dili ise, o ulusun hayatla dünyayla kurduğu ilişkinin bir parçasıysa, dili yasaklamak, o halkı yok saymaktır. İkinci olarak, anadilde eğitim talebi kültürel haklar sınırına indirgenemez. Çünkü ulusal sorunun kendisi bir takım kültürel, demokratik haklar mahiyetinde bir sorun değil, siyasal bir sorundur. Emek-sermaye çelişkisinin dünya üzerinde ülkeler ve halklar arasında yarattığı eşitsizlikler sorunudur. Üçüncü olarak, sorunun çözümünü bu düzen sınırlarında aramak, bu düzenin içerisinde bir takım reformlarla aramak çözümsüzlüktür. Çünkü mevcut sistem ulusal sorunu da, dolayısıyla anadilde eğitim sorununu da çözmeye muktedir değildir.
Ekim Devrimi'nin hemen ardından tüm ulusların kendi kaderini tayin hakkı ile birlikte, tüm dillerin hak eşitliği ve tüm ulusların kendi anadilleriyle hem sanatsal, hem de bilimsel üretimlerde bulunmasının önü açılmıştır. Araştırmalara göre; "Sovyet rejimi içinde yaşayan 150 bin Kürt insanı, Türkiye'de yaşayan 20 milyonluk Kürt halkından daha çok edebiyat, sanat, teknoloji ve bilim üretmiştir."
Komünistler açısından ulusal sorun düzen-devrim çatışmasının sonucunda, bir sosyalist devrimle çözülecek bir sorundur. Anadilde eğitim talebinin kapsamı ve çözüm yolu da buradan geçmektedir. Sermaye iktidarı on yıllardır bir halkı yok sayarken, imha etmeye çalışırken, hiçbir kültürel hakkını vermezken, bu düzen ile birlikte bir çözüm düşünülemez. Çözümün en temel çözücü halkası bu düzenin ortadan kalkmasıdır. Bir ulusun başka bir ulusu sömürüsünü ortadan kaldırmanın yegane yolu, insanın insanı sömürüsüne son vermektir. Aksi bir çözüm mevcut sınıf egemenliği ile "barış"maktır. Anadilde eğitim de ancak ve ancak bu temelle çözüme kavuşabilir. Bu temel dolaysız olarak anadilde eğitimin gerçek ve tam anlamıyla sosyalizmde olduğunu göstermektedir.
(Ekim Gençliği, Sayı: 122, Aralık 2009)