09.06.2006 03:22
Bir "namus" cinayeti daha!
Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın Mamak semtinde bir namus cinayeti daha gerçekleşti. 18 yaşındaki Yasemin Çetin, imam nikahıyla evlendirilmesinin ardından “bakire” olmadığı gerekçesiyle ertesi gün eşi tarafından ailesinin evine gönderildi.
Genç kadın, “namusunun temizlenmesi” için ailesi tarafından görevlendirilen kardeşinin kurşunlarıyla ağır yaralandı. Komada olan Yasemin Çetin halen yaşam mücadelesi veriyor.
Şemse, Necla, Kadriye, Güldünya… Namus cinayetlerine kurban giden kadınlardan sadece birkaçı… Oysa, kadınların “töre”, “namus” adı altında katledilmesine ilişkin verilen rakamlar son derece ürkütücü…
BM raporlarına göre, dünyada her yıl 5 bine yakın kadın “namus cinayetleri”ne kurban gidiyor. Türkiye’deki rakamlar ise fazlasıyla düşündürücü. Son 5 yılda “töre” ve “namus” cinayetlerinden 1091 kadın yaşamını yitirmiş. Ölümle sona ermeyen “vakalar”da ise, kadınlar yoğun işkenceye maruz kalıyorlar. TBMM Töre ve Namus Cinayetleri İnceleme Komisyonu’nun hazırladığı rapora göre, “namusa leke gelmesin” denilerek kadınlar eve kapatılıyor, intihara zorlanıyor, burunları ve kulakları kesiliyor, tehdit ediliyor ve dayak yiyor…
Yaşanan katliamları neye bağlamalı? İddia edildiği gibi geri kalmışlığa mı? Erkekler üzerindeki toplumsal baskıya mı? Ailenin rolüne mi? Yasalara mı?
Şurası çok açık ki, ataerkil kültür ve onu doğuran toplumsal sistem var oldukça, kadınlar üzerindeki sömürü, baskı ve katliamlar sürecektir. Bu sistem yıkılmadıkça da sürmeye devam edecektir.