04.07.2008
28.01.2007 18:59

Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu'ndan panel

 

"Evde, işyerinde, hapishanelerde, savaşta, yaşamda, mücadelede kadın olmak!"

(28.01.07) - Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu olarak düzenlediğimiz, şair ve sanatçı dostlarımızın da katıldığı panel Sefaköy İşçi Kültür Evi’nde gerçekleştirdi.

Şair Berrin Taş ve İnsancıl Atölyesi’nden tiyatro yönetmeni Neşe Baştürk katıldığı panele Bilgesu Erenus rahatsızlığından dolayı katılamadı.

Panel ilk olarak Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu adına yapılan konuşma ile başladı. Komisyon olarak neden bu etkinliği gerçekleştirdiğimizi anlattık. 8 Mart’ın tarihsel ve sınıfsal özü ile birlikte New Yorklu dokuma işçisi kadınların başlattığı mücadele geleneğinden bahsettik. 8 Mart’ın tarihsel ve sınıfsal özüne uygun olarak kutlanması gerektiğini vurgulandık.

İlk olarak şair Berrin Taş , mücadelenin iki yönlü olması gerektiğini ifade etti. Pratik ve teorik eğitimin kadınlar için olmazsa olmaz olduğunu, bilinçlenmeyen kadının özgürleşemeyeceğini vurguladı. Berrin Taş, aynı zamanda kadınların maruz bırakıldığı çok yönlü saldırılardan da söz ederek, kadınların haklarına önce kadınların kendilerinin sahip çıkması gerektiğini dile getirdi.

Ardından Neşe Baştürk, tiyatronun mücadelede önemli bir iletişim aracı olduğunu ve tiyatronun tarihsel oluşum süreci ile günümüz koşullarında taşıdığı misyona değindi. Ve tarihsel süreç içerisinde kadının tiyatro alanında geri planda bıraktırıldığını ve nadir kadın tiyatrocuların, tiyatro yazarlarının olduğunu anlattı. Amacına uygun olarak kullanıldığında tiyatronun kadınlar için bilinçlendirici ve geliştirici bir zemin olduğunu, tiyatronun esas olarak emekçi semtlerde kullanılması gerektiğini vurguladı. Kendi bulunduğu atölyeden örnekler vererek konuşmasını tamamladı.

Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu adına yapılan konuşmada, emekçi kadının üretime sürecine katılmadan başlayarak bugün kadar karşı karşıya kaldığı baskı ve sömürü koşulları anlatıldı. Sınıfsal, cinsel, ulusal sömürünün yüzyıllardır sürdüğü ve özünde hiç bir şeyin değişmediği ancak biçim değiştirerek bunun bugünde devam ettiği dile getirildi. İşçi kadınların kapitalizmde karşı karşıya kaldığı çifte sömürü ve baskı, ev kadınlarının geleneksel aile yapısı içerinde yaşadığı sıkışmışlık ve kültürel dejenerasyonu, Kürt, Ermeni ve diğer azınlık milliyetinden kadınların yaşadığı baskı ve ezilmişlikten sözedildi. Ayrıca savaş koşullarında en büyük yıkımları kadınların yaşadığına değinerek, tüm bu saldırıların gögüsleyebilmesi için emekçi kadınların mücadeleden başka bir yolunun olmadığı vurgulandı. Öte yandan 1886’dan bugüne mücadele geleneğini sürdüren kadınların Seka’da, Sümerbank’ta, gecekondu yıkımlarında ve semtlerdeki çeteleşme-yozlaşma karşıtı mücadelelerde en ön saflarda yer aldığı ve bugünde her türlü sömürü ve baskı koşullarına karşı yine en önde saflarda mücadele yürüttüğü vurgulandı.

Bu konuşmanın ardından panele katılanlar söz aldı ve çeşitli sorular sordular. Kadınlara pozitif ayrımcılığın uygulanması gerektiğine değinildi. Tekrar söz alan komisyon temsilcisi, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya yaratma mücadelesi ile yola çıkan Sovyetler’de, kadınlara tanınan haklardan ve uygulamalardan bahsetti. Sovyet kadınlarının 15 yıl içerisinde katettiği yolu rakamlarla ifade eden temsilci, kadınların kurtuluşunun sınıfsız bir dünya yaratmak olduğunu anlattı.

Panel sırasında tekrar söz alan Berrin Taş, Rıfat Ilgaz’ın ve A. Kadir’in kadınlarla ilgili şiirlerini okudu. İlk kez böyle bir etkinliğe katılan emekçi kadınların da söyleşiye katılması anlamlıydı.

Son olarak kadının hem kendini, hem de çevresini dönüştürerek özgürleşebileceği, kadın-erkek omuz omuza ve tüm sorunların kaynağı olan kapitalizmi hedef alarak mücadele yürütmesi gerektiği vurgulandı.

Berrin Taş bir şiirini bizlerle paylaştı ve böyle etkinliklerin her zaman yapılması gerektiğine dile getirdi.

Dünyanın yarısını oluşturan kadınların evde, sokakta, fabrikada ve yaşamın her alanında kendini ifade edebilmesinin yolunun mücadeleden geçtiği vurgulandı ve tüm katılımcılar omuz omuza mücadeleye çağırıldı ve son olarak Rosa Lüxemburg’un “Vardık, varız, varolacağız!” sözleriyle panel bitirildi.

Panel öncesi  hazırlanan resim sergisi ve ressam bir dostumuzun gönderdiği Fransız Devrimi’nin simgesi haline gelen “Halka Yol Gösteren Özgürlük” tablosu oldukça ilgi gördü.

Panelin bitiminde Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu’nun Şubat ayı programı sunuldu ve katılımcılar etkinliklere davet edildi.

Etkinliği yaklaşık 50 kişi katıldı.

Küçükçekmece Emekçi Kadın Komisyonu


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3