05.03.2007 04:02
Ankara’da kitlesel ve coşkulu miting
(05.03.07) - Ankara’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü tarihsel ve sınıfsal özüne uygun bir şekilde 4 Mart günü yapılan fiili-meşru mitingle kutlandı. BDSP, DHP, ESP, HÖC, Alınteri, Kaldıraç, AKA-DER, ODAK, SGD, ÇHD Ankara Şubesi ve Partizan’ın örgütlediği mitinge Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği ve Umut Kültür Derneği de pankartlarıyla katılarak destek sundular.
Kitle, toplanma yeri olan Sakarya Caddesi’nde saat 13:00’te biraraya geldi. Pankartların açılması ve kortejlerin oluşturulmasının ardından Sakarya Caddesi’nden sloganlarla başlayan yürüyüş Tuna Sokak’tan devam etti. Mithatpaşa Caddesi’nin trafiğe kapatılmasının ardından Abdi İpekçi Parkı’nda sona erdi. Burada bir miting gerçekleştirildi. Kolluk güçlerinin eylemi sınırlandırma ve yürüyüşü engelleme çabaları sergilenen kararlılık sonucunda boşa düşürülmüş oldu.
Yürüyüşün başladığı Sakarya Caddesi’nde “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!”, “8 Mart kızıldır kızıl kalacak!”, “Vardık, varız, varolacağız!”, “Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son!”, “Şan olsun 8 Mart’ı yaratanlara!”, “Kadına yönelik şiddete son!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!”, “Kadın-erkek elele mücadeleye!” sloganları tüm kitle tarafından sıklıkla atıldı. En önde “Kadınlar, emperyalizme, şovenizme, sömürüye ve ezilmeye karşı birleşik mücadeleye!” şiarlı ortak pankartın açıldı. Mithatpaşa güzergahı üzerinden yaklaşık yarım saat süren yürüyüşün ardından coşkulu bir şekilde miting alanına girdi.
Yürüyüş kolunda “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Emekçi kadınlar sömürüye, baskıya, eşitsizliğe karşı mücadeleye!/BDSP”, “Kadınlar, emperyalizme, ırkçılığa, sömürüye karşı birleşelim!/HÖC’lü Kadınlar”, “Tecrite karşı direnişte ölümsüzleştiler!/HÖC’lü Kadınlar”, “Kadınlar, şiddete, şovenizme, yoksulluğa karşı özgürlük istiyor!/ESP”, “8 Mart kızıldır, kadındır!/DHP”, “Evde, okulda, işte çifte sömürüye son!/HFÖD”, “Kadınsın, işçisin dünyayı istemelisin!/AKA-DER”, “Emeğin özgürlüğün için dövüş!/Alınteri”, “Ulusal, cinsel, sınıfsal sömürüye son!/Umut Kültür Derneği”, Kaldıraç ve ODAK pankartları açıldı.
Miting alanı olan Abdi İpekçi Parkı’na gelindiğinde önceden oluşturulan kürsünün etrafında tüm kortejlerin yerleşmesiyle program başladı.
Kürsüden yapılan açılış konuşması “Fabrikalarda, atölyelerde azgınca sömürülen… Her gün yoksul semtlerin çamurlu sokaklarından zengin semtlerine gündeliğe giden, ev işlerinin, çocuk bakımının değişmez kölesi olan, emperyalist savaşlarda açlığa, yoksulluğa mahkum edilen, tecavüze uğrayan, geleneklerle baskı altına alınan aşağılanan , horlanan töre cinayetlerine kurban giden, namusu koruma adı altında taşlanan, burunları kesilen, cenazeleri günler boyunca ortada kalan, namus cinayetlerine kurban giden, yaşamı dört duvar arasına hapsedilen, Kürt olduğu için kimliği inkar edilen, dilini kullanamayan, tacizlere ve tecavüzlere maruz kalan, evde sokakta, işyerinde, gözaltında şiddete uğrayan kadınlar; Yaşasın 8 Mart! Yaşasın Dünya Emekçi Kadınlar Günü” sözleriyle başladı.
“Selam olsun 8 Mart 1857’de 40 bin dokuma işçisi kadının insanca çalışma koşulları için yükselttiği mücadeleyi bugüne taşıyanlara… Selam olsun Bursa’da fazla mesaiye kaldıkları sayısız günden birinde çıkan yangında yaşamını yitiren tekstil işçisi kadınlara, Urfa’da sistemin ihmali yüzünden kazada yaşamını yitiren tarım işçisi kadınlara, yüzünde gülümsemesi ile unutmayacağımız Güldünya’lara… Wassan Talip, Zeynep Fadıl, Liqa Ömer Muhammad... Onlar ‘Halkın refahına karşı suç’ işlemek suçlamasıyla Irak’ta haklarında ölüm cezasına çarptırılan kadınlar, sizlere de selam olsun… Selam olsun bu topraklarda devrimci mücadelenin kızıllığında sömürüsüz, sınıfsız bir dünyaya mücadelesinde özgürleşerek ölümsüzleşen Sabahat Karataş, Lale Çolak, Nilgün Gök, Ayçe İdil Erkmen, Fatma Koyupınar, Nergis Gülmez, Hatice Yürekli, Meral Yakar, Barbara Anna Kistler, Berna Ünsal, Şengül Boran, Zilan, Serpil Polat, Didar Şensoy’a” sözleriyle devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler anısına saygı duruşuyla çağrı yapıldı.
Saygı duruşunun ardından platform bileşenleri adına ortak konuşmayı yapmak üzere Evrim Erdoğdu kürsüye davet edildi. Erdoğdu konuşmasında 8 Mart’ın tarihsel özüne ve sınıfsal içeriğine vurgu yaptı. “Bugün dünyadaki tüm yoksulların %70’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Bu tesadüf değildir, tam da bu sistemin yarattığı bir sonuçtur. 8 Mart 1857’de kadın işçileri diri diri yakanlar, geçtiğimiz yıl Bursa’da 5 kadın işçinin gece vardiyasında yanmasına göz yumanlar, bu yılda Urfa Ceylanpınar’da çalışan kadın işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarında çalıştırarak 9 kadının ölümüne sebep oldular. Suçlu kapitalizmdir, suçlu gözü kârdan başka bir şey görmeyen sermaye düzeninin kendisidir. Bir taraftan ucuz işgücü olarak kullanılan kadını, diğer taraftan meta haline getirerek kâr unsuruna çeviren dünya üzerindeki halkları açlığa, yoksulluğa mahkum eden düzenin kendisidir. Kadını bulunduğu her alanda baskı altında tutan, töre ve namus cinayetleriyle intihara sürükleyen dünya halklarına azgınca saldıran sistemden başkası değildir...
“Fakat emekçi kadınlar tarih boyunca her türlü ezilmişliğe çifte baskı ve sömürüye karşı sayısız direniş örneği sergilemiştir. Özgürlük ve bağımsızlık için savaşan kadınları görmek için çok uzaklara da bakmaya gerek yok. 150 yıl önce New Yorklu dokuma işçisi kadınları yakan egemenler daha dün, 19 Aralık 2000’de ülkemiz hapishanelerinde devrimci kadın tutsakları diri diri yaktı, işkenceyle, tecrit saldırısıyla kişiliklerini yok etmek istedi. Fakat bir şeyi unutmuşlardı, o da devrimci kadının güçsüz, çaresiz değil tam tersine dirençli, güçlü, iradeli, yaratıcı ve üretken olduğuydu. 19 Aralık katliamının tutsakları teslim alamamasında ve tecrit saldırısının kırılıp, geriletilmesinde devrimci kadının emeği tartışmasızdır. O, erkek yoldaşıyla omuz omuza en önde olmuştur. Sadece hapishanelerde değil ülkemiz dağlarında, okullarında, fabrikalarında yani hayatın her alanında direnen kadınlarımız, devrim mücadelesinde en önde yürüyen kadınlarımız varlar ve varolmayı da sürdürecekler.
“Devrimci savaşta önde yürüyen, tüm kadınlarımıza kurtuluş yolunu gösteren kadınların varolduğunu bilen burjuvazi de kadının gerçek kurtuluşunun önünü kapatmak için 8 Martları emekçi kadınlar günü değil, kadınlar günü olarak kutlayarak bir taraftan 8 Mart’ın içini boşaltıp diğer taraftan da ezilen, horlanan kadınlara bu ezilmişliğin nedeni olan gerçek düşmana karşı yani varolan sisteme karşı mücadele etmesine engel olmaktadırlar. Çünkü kadını özgürleştirecek olan da, cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüden kurtaracak olan sosyalizm mücadelesidir…
Bugün bir taraftan emperyalistler tüm dünya halkların azgınca saldırırken, öte taraftan ülkemizdeki işbirlikçileri de yağma ve talanla halkımızı açlığa mahkum ediyor… Linç girişimleriyle başlayan saldırılarla milliyetçi, şovenist dalgayı artırarak katletmeyi sürdürüyor… İşte emekçi kadınların tüm bunlara karşı yürüteceği mücadele tek başına ve erkek cinsine karşı yürütülen bir mücadele olamaz. Bu saldırılara karşı güçlü bir şekilde durmanın ve saldırıları püskürtmenin tek bir yolu vardır o da kadın erkek, işçi-emekçi, öğrenci-köylü tüm halk kesimlerinin birlikte mücadelesidir.”
Şair Zerrin Taşpınar şiirleri ve konuşması ile kürsüde yer aldı. İçerisinden geldiği kadın mücadelesini özetleyen Taşpınar, sorunun bir sistem sorunu olduğunu ve mücadelenin sistemi hedeflemesi gerektiğini vurguladı. Miting programının devamında Mamak İşçi Kültür Evleri Tiyatro Topluluğu direnişi anlatan sokak oyunu ile sahnede yerini aldı. Kitlenin ilgi ile izlediği oyunun sonrasında sırasıyla emekçi kadınlar kürsüde yerini aldılar. İlk olarak bir ana Kürtçe konuşma gerçekleştirdi. Ardından başka bir emekçi kadın Zaza’ca kendi dillerinde kadınların yaşadığı sorunları anlattı. Devamında ise TAYAD’lı bir ana da kitleyi selamlayarak hapishanelerde direnen kadının mücadeledeki yerini anlattı.
Emekçi kadınların gerçekleştirdiği konuşmaların ardından İdilcan Müzik Topluluğu sahnedeki yerini aldı. Devrimci marşlar, türküler ve halaylarla gerçekleştirdiği dinleti sırasında kitle halayları ile müzik topluluğuna eşlik etti. Kitlesel ve coşkulu bir şekilde çekilen halayların ardından miting sona erdi.
Gerek tarihsel ve sınıfsal özüne uygun, gerekse güçlü bir devrimci içeriğe sahip olarak gerçekleştirilen mitinge 400 kişi katıldı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü disiplini, coşkusu ve kararlılığıyla birlikte bir kez daha devrimciler tarafından güçlü bir şekilde sahiplenildi.
Kızıl Bayrak/Ankara