31.07.2007 20:27
“Güzel ve dahi” ile yaratılmak istenen: “Aval ile avanak”

(31.07.07) - “Biri bizi gözetliyor!”, “Pop-Star” (ve türevleri), kariyerizmin altın kurallarının öğretildiği ve uyum sağlayanın ödüllendirildiği “Çırak” ve en sonunda “Güzel ve Dahi”... RTÜK’ten uyarı alan ve ardından gösterildiği kanalın inisiyatifiyle yayından kaldırılan yarışmada yarıştırılanın ne olduğunu anlayamasak da, meselesinin sözde dahi bir erkek ve sözde güzel ama “aptal” bir kadının ilişkisi olduğunu kavramış olduk!
Yarışma yayından kaldırılmadan önce yayına giren son bölümünde bir jüri üyesinin “Biz bir toplumsal gerçeği yansıtıyoruz. Güzel kadınlar genelde aptal oluyor. Dünyanın her yerinde bu böyle! Bu sorunun kökenine inmek gerek. Bunun için böyle programlar gerekli” diyerek garip sosyolojik tanımlamalara ve genellemelere girdiği bu “yarışma programı”nın tanıtım sloganı da alabildiğine ilginç: “Bu eş bulma yarışması değil sosyal bir deneydir”!
Yarışmaya katılan kadınları anlamak mümkün değil!
Niye bir kadın, kendisine “sen güzelsin ama aptalsın da aynı zamanda” denilen bir yarışmaya gönüllü olarak katılır? Öncelikle bu sorunun yanıtını bulmak gerekiyor. Çünkü bu normal bir davranış değil ve maalesef bu anomaliye salt o yarışmaya katılanlarda rastlanmıyor, aksine bu tümüyle toplumsal bir anomali! Sunucusundan, jüri üyesi sıfatını taşıyan garip adamlardan ve yanınızdaki erkeklerden sürekli olarak “aptal”a yakın imalar işitecek ya da bunu doğrudan duyacaksınız. “Ve ille de bu yarışmaya katılacağım” diyeceksiniz! Yoksa bu güzel olduğu söylenen kadınlarımızın asıl sorunu “aptal” olmaları değil de bu düzen içerisinde çıkışsız olmaları ve kolay bir çıkış yolu olarak televizyonu görmeleri olmasın sakın!
Dahası var. Katıldığınız yarışmanın tanıtımı sırasında bunun bir “sosyal deney” olduğu ifade edilecek! Tıpkı korku ütopyaları gibi. Sosyal bir deney için bir yere kapatılacaksınız ve oradan gözetleneceksiniz. Hayır, geri alıyoruz! Korku ütopyalarından bile korkunç; bir yere kapatılacaksınız ve sürekli olarak bedeninizin beyninizden daha önemli olduğu mesajı verilerek bedeninizin her bir parçası sergilenecek. Hayır, sergilenen bir resim, heykel vb. gibi değil. Sadece vitrini çekici kılan renkli süslerden ibaret olacaksınız! Yani dikkat çekmek dışında hiçbir işlevi olmayan, anlattığı, söylediği, düşündüğü hiçbir şey olmayan bir et parçası...
Yarışmaya katılan kadınları anlamak mümkün değil! Çünkü bir kadın nasıl bir fiziksel özelliğe sahip olursa olsun, bir et parçası olmayı kabul etme “hakkına sahip değildir!” Kendisi için sorun olmayabilir ama kadının metalaşması sorunu toplumsal bir sorundur ve bu konuda gönüllü-gönülsüz başeğmeler sorunun derinleşmesine yol açmaktadır.
Elbette bu yarışmayı izleyenleri de anlamak mümkün değil. Sadece bu yarışmayı değil, aynı formattaki bütün yarışmayı izleyenleri de... Birileri jüri koltuğuna çıkıyor ve yarışmacı sıfatı taşıyan başka birilerini aralıksız aşağılıyor, hor görüyor, hatta bu yarışmada olduğu gibi onlara “aptalsınız” diyor. Ve izleyenler eğleniyor. Bu aşağılanmalar, hakaretler oldukça daha fazla izliyorlar! Toplumsal yaşamın büyük bir kısmında aşağılanan, horlanan, hakaretlere uğrayan insanlar acaba benzerinin başkalarına yapılması ile bir rahatlama hissine mi kapılıyor?
Ve pek tabii ki genel olarak kadınların bu konudaki sessizliğini anlamak mümkün değil! Birileri çıkıyor, utanmadan “güzel kadın=aptal kadın” diyor ve kadınlar buna tepkisiz kalıyor! Bu bir kabullenmenin ürünüyse, kadınlar ikiye bölünmüş oluyor. Aptal olmadığını düşünen kadınlar “güzel değilim” demiş oluyor, kendilerini güzel bulan kadınlar ise bu yarışma ve yarışmanın ana temasına karşı çıkmayarak “aptal” olduklarını kabul ediyorlar!
Sonuç
Bu yarışmada sadece yarışmacı genç kadınlar hakarete uğramıyor ya da sadece kadın cinsi aşağılanmıyor! Böyle bir yarışma neden hazırlanır, bir izleyici kitlesi olduğu düşünülerek, önden tahmin edilerek… İşte aşağılanma buradan başlıyor! Televizyon bir avanak kutusu… Bizlerin de o kutuya aval aval baktığımız düşünülüyor ve bunun böyle süreceğine ciddi bir güven duyuluyor! Ama şunu görmek gerekiyor; o avanak kutusu sermaye düzeninin elinde bizleri öylece bakar kılabilmek için bir silaha dönüştürülüyor. Ve bu silahla bizlerin tepkileri, öfkeleri, sahiplenme duyguları dizginleniyor, kontrol altına alınıyor.
“Güzel ve dahi” adı altında bir süre devam eden ve nihayet yayınlanamayacak olan yarışma bu gerçeğin bir örneğidir. Kimse bu yarışmaya bilmem kaç tane kadın katıldı diye, kadınların toplumsal işbölümü (!) çerçevesinde düşünmeyi erkeklere bırakarak, kendilerinin pazara etlerini sürdüklerini düşünmeye yeltenmesin. Bu program “bir sosyal deney” olarak ancak ve ancak böyle bir koşullanmayı yaratmaya çalışıyor olabilir. Ancak kadın bir et parçası değildir!
Kadınları metalaştırarak, onları bir çift bacak, bir çift göz olarak görmemizi isteyen açık ki sermaye düzeninden başkası değildir. Ve gerek yarışma programlarıyla, gerek kozmetik, konfeksiyon vb. bir dizi sektörüyle bunun üzerinden kâr sağlamaktadır!