21.10.2007 17:40
Hapishaneye de kadın eli!
(21.10.07) - Meclisten sonra şimdi de cezaevlerine kadın eli değdi! Ümran Yavuzyılmaz Türkiye’de ilk cezaevi müdürü oldu. Kasım ayında 150 kadın tutuklu ve hükümlünün bulunduğu Adana Karataş Cezaevi’nde çalışacak. Daha bugünden Yavuzyılmaz ile röportajlar yapılıyor. Burjuva medya Yavuzyılmaz’ın “güzelliği”ni, ojeli tırnaklarını, kariyerini öve öve bitiremiyor! Hepsinin ötesinde “kadın” olduğu için övülüyor.
Ümran Yavuzyılmaz cezaevi müdürü olmaktan bir hayli hoşnut görünüyor. Yapılan röportajda kadın olmasının avantajlarından bahseden Yavuzyılmaz, tutuklu ve hükümlüler üzerinde kadın kimliğinin değiştirici, dönüştürücü etkisi olacağını düşünüyor. Yavuzyılmaz “Benimle birlikte bir kadına daha düzgün ve özenli davranmayı, daha nazik olmayı öğreniyorlar. Bir süre sonra bu davranış alışkanlık haline geliyor. Karısının eksik etekten öte bir insan olduğunu keşfediyor” diyor. Yıllardır hakim olan erkek egemen anlayışın bir kadın müdürün “özenli” ve “nazik” davranışıyla değişeceğini iddia ediyor. Yavuzyılmaz, Karataş Ceaevi’nde yapmayı düşündüklerini ise şöyle tanımlıyor, “Karataş’ta, rutin işlerin dışında kadın eli değdiğini göstermek istiyorum: Temizliği, dekorasyonu, çiçekli böcekli haliyle şıkır şıkır ve ince düşünülmüş olmalı. Bir de bebekleri ve anneleri düşüneceğiz. Kadın mahkûmların en büyük sorunu çocukları. Üç yaşına kadar bebeğin annesinin yanında kalması gerekiyor. Bu kadınların tahliye sonrası toplumdan dışlanmamaları gerekiyor. ‘Atölyede takı, nakış yapmayı öğrendim, tekstilde çalışıp para kazanabilirim, ekonomik özgürlüğümü elde edebilirim’, diyebilmeli. Okuma yazma bilmeyen kadınlar, erkeklerden çok fazla. Çıktığında ‘okuma yazmayı biliyorum, artık daha donanımlıyım, birçok kitap okudum’, diyebilmeli. Bu çalışmalara aksatmadan devam edeceğiz”.
Yavuzyılmaz hayal aleminde yaşamaya devam ediyor. Herşeyin ötesinde kadın ya da erkek farketmez, cezaevleri müdürleri, devletin cezaevlerinde izlediği politikayı hayata geçirmekle yükümlüdür. Tutuklu ve hükümlülere “nazik ve kibar” davranacağını ifade eden Yavuzyılmaz, devletin F tiplerinde uyguladığı katı tecriti, keyfi baskı ve yasakları “kadın elinin yumuşaklığı”yla uygulamak dışında ne yapabilecek? Cezaevindeki saldırı kararlarının altına imza atmayacak mı? Devletin cezaevlerinde resmi politikası olan “yok etme ve teslim alma” saldırısının parçası olan baskı, terör ve şiddete hayır mı diyecek? Ümran Yavuzyılmaz tüm bunları yapacak. “Kadın elinin” değiştiriciliği hikayesi ise vitrini kurtarmaktan başka bir işe yaramayacak!
Gelelim şu an bulunduğu adli kadın tutukluların bulunduğu cezaevine... Yavuzyılmaz, kadınların kaderini değiştirmekten bahsediyor. Zaten her türlü sefilliği yaşayarak oraya tıkılan kadınlara çiçekli, böcekli bir ortam hiçbir şey ifade etmez. Herbiri ayrı bir trajedinin sonucunda cezaevine tıkılan kadınların sorumlusu kapitalist sistem değil mi? Kapitalizmi yıkmadan yerine insanca bir düzen kurmadan kimi, nasıl ve neyden kurtarabileceğinizi sanıyorsunuz? Dışarda binlerce işsiz varken ve kadın istihdamı en düşük dönemini yaşarken kime, nasıl iş imkanı sunabileceksiniz? Tüm bunlar kapitalizmin onulmaz çelişkileri, yapısal sorunlarıdır. Okuma-yazma öğretmekle, dikiş-nakış göstermekle kadınlar kurtulmaz!
Ümran Yavuzyılmaz gibileri de devletin “kadın” maşası olmaktan başka bir işe yaramaz!